Küresel düzeyde uzaktan ve haftada dört gün çalışma düzeni!

Yayın Tarihi: 11/02/26 07:30
okuma süresi: 7 dak.

Covid -19 ile birlikte çalışma düzenine ilişkin çeşitli uygulamalarla tanışmıştık… Bu uygulamaların başında uzaktan çalışma (online), vardiya uygulamaları ve çalışma saatlerinin azaltılması olmuştur…

Covid-19 sonrası da uzaktan çalışma hızla yayılmaya devam etti, buna ek olarak da haftada dört gün çalışma düzenine geçişe dair pilot uygulamalar gerçekleşiyor…

Pandemi süresince uzaktan çalışma oranı %60’lara kadar yükselmişti, pandemi  sonrası ise şirketlerin %16’sı uzaktan çalışmayı benimsemesi söz konusu, buna ek olarak çalışanların önemli bir kısmı da uzaktan çalışmayı tercih eder duruma gelmekte…

2024 yılına gelindiğinde Hollanda’da çalışanların %52’si işlerini belli günlerde uzaktan (online) gerçekleştirmektedir…  Bir anlamda hibrit çalışma düzenine geçiliyor, İsveç, Finlandiya, Norveç ve Danimarka’da bu rakam %45’ler civarı…  Eurofound’un araştırmacılarından Vargas Llave 2030 yılına kadar  tamamıyla uzaktan çalışma oranında büyük artış beklememekle birlikte, esnek çalışma modellerinde gelişme beklemektedir…

2025 yılına gelindiğinde Kanadalıların haftada ortalama 1.9 gününü evden çalıştığını, İngiltere’de ise çalışanların ortalama 1.8 gününü evden çalıştığını gösterirken, Fransa ve Danimarka’da bu 1 güne tekabül ediyor…

Dünya genelinde yazılım, Dijital Pazarlama, Eğitim v.b. alanlarında uzaktan çalışma oldukça ileri bir boyuta gidiyor…

Uzaktan çalışma hem çalışanlar açısından hem de işverenler açısından önemli avantajlar sunuyor, hem çalışanın hem de işverenin giderlerinde önemli bir  azalma söz konusu olurken, çalışanın aile yaşamına dair de esnek çalışma koşulları destek olmaktadır…

Uzaktan çalışma-esnek çalışma süreçlerine  haftada dört gün çalışma koşulları da eklendi…. Haftada dört gün çalışma bireye ailesiyle, yakın dostlarıyla daha fazla vakit geçirme şansını sağlarken, sosyal, kültürel  ve sivil toplum faaliyetlerine katılımını da artırıyor…

Bu tür gelişmelerin ortaya çıkışıyla Liberal düşünceyle Marksist düşüncenin bir kesişme noktalarının olduğunu söyleyebilmek mümkün mü? Hem evet hem de hayır… Paul Lafargue yıllar önce yayınladığı ‘’Tembellik Hakkı’’ isimli kitabında günde 8 saatlik çalışma saati fazla buluyor ve bunun yerine 3-4 saatlik bir çalışmanın olması gerektiğini, böylece bireyin arkadaşlarına ve kendisini bulma anlamında, yaşamadan zevk alma imkanına sahip olacağını iddia etmişti… Bu yazıyı yazarken yaklaşık 33 yıl önce okuduğum bu kitabı yeniden okumak geldi içimden diyebilirim…

Lafargue’nun argümanı insanın kendisini ancak dingin, istirahat imkanına sahip olduğu zaman bulabileceği ve ilgili yaşamı felsefi düzlemde değerlendirebileceği üzerinedir… Böylece yapılan işin yani çalışılan alanda daha başarılı olunabileceği iddiası da vardır. Bunun nedeni de bireyin daha derinlikli düşünme imkanına ve muhakemeye sahip olmasıdır…  Lafarague, Marksist düşüncenin temsilcisi olarak bunları yıllar öncesinde iddia ederken, günümüzde liberal düşünürler ve büyük şirket yöneticileri de toplam kalite yönetimi ve verimlilik kavramları üzerinden günümüzde çalışma koşullarının yeniden düzenlenmesine ilişkin uygulamalara geçiyorlar. Bunlardan bir tanesi yukarıda bahsettiğimiz uzaktan çalışma diğeri ise çalışma saatlerinin azaltılması, diğer bir deyişle çalışmanın haftada dört güne indirilmesi… Daha verimli ve toplam kalite yönetiminin ön plana çıktığı buna ek olarak ilgili çalışana-bireye ve ailesine daha iyi bir yaşam kalitesi sunan bu yaklaşım son yıllarda oldukça revaçta…

Bandırma 17 Mart Üniveersitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümü öğretim üyesi Doç.Dr. Bilal Coşan’ın 2024 yılında yayınladığı akademik çalışmasında önemli veriler tartışılmaktadır. Coşan’ın çalışmasında haftada dört günlük çalışmaya dair pilot uygulamaların sonuçları sunulmaktadır.  Bu sonuçlara göre İzlanda’da kamuda çalışma saatleri 35 saate indirilirken, çalışanların verimliliğinde artış söz konusu olmuştur… İzlanda’da 2021’den itibaren çalışanların %86’sı daha az saat çalışmayı tercih etmişlerdir… (Coşan 2024). Yeni Zelanda ve Avusturalya’da mevcut çalışma saatlerinin %80’i kadar çalışılması üzerinden yapılan pilot uygulamalarda çalışanların performansında bir düşüş olmadığı, aynı şekilde çalışanların çalıştıkları kurumlara bağlılıklarının artığı ve buna ek olarak iş-yaşam çatışmasında büyük bir düşüş gerçekleşirken, çalışanlarda stres  %33 oranında  azalmıştır (Coşan 2024). 2020-2022 yılları arasında dört günlük çalışma sistemine geçen Yeni Zelanda’da verimlilik-üretim anlamında başarılı sonuçların alındığı görülmüştür.

Coşan’ın verdiği bilgiye göre Birleşik Krallıkta 60’tan fazla şirket 2022 yılında dört günlük çalışma haftası denerken ilgili şirketlerin %90’ı dört günlük çalışma günü uygulamasına verimlilik adına devam etmişlerdir. Japonya’da özellikle teknoloji alanında faaliyet gösteren şirketler dört günlük çalışma düzeninin yerleşmesi için öncülük yapıyorlar! İspanya’da ise özellikle küçük ve orta ölçekli şirketler hükümetin de desteğiyle dört günlük çalışma sistemine sıcak bakıyorlar…

Fransa ve Hollanda’da haftada dört günlük çalışma konusunda oldukça önemli adımlar atılmış durumda, ilgili uygulamalarla çalışanların mutluluğu ve çalıştıkları kurumlara olan bağlılıkla birlikte verimliliğin artması söz konusu olmuştur.

Türkiye’de de gerek Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanlığı ve TBMM çatısı altında çalışma saatlerinin azaltılması ve teknolojik gelişmeleri takiben yeniden şekillendirilmesi hususunda çalışmalar gerçekleştirilmektedir. Ancak haftada dört gün çalışma modeli üzerine Türkiye’de henüz bir devlet politikası yok ve konuya ilişkin tartışmalar devam edilmektedir.

Çalışanın ve işverenin maddi-manevi  çıkarına olabilecek olan uzaktan çalışma ve haftada dört gün çalışma uygulamasına ilişkin ülkemiz bağlamında da pilot uygulamalar ve bilimsel temelli programları yürütmek durumundayız. Verimliliği, bireyin ve toplumun mutluluğunu göz önünde bulunduruyorsak ve toplam kalite yönetimine inanıyorsak çalışma yaşamını ilgilendiren bu gibi konuları çekinemeden enine boyuna tartışmalıyız diye düşünüyorum.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.