Madalyonun öteki ırkçı yüzü

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.58

7.65

$

6.77

A- A A+

Madalyonun öteki ırkçı yüzü

Çok duygusaldık dün. Bodrum sahilinde yatan çocuğu kendi çocuğumuz yerine koyarken, kendimizi de çaresizlik ve acı içerisinde kıvranan babanın yerine koymaya çalıştık.

Kızgındık, haksızlık olduğunu düşünüp isyan ettik. Kendi perspektifimizden kendimize göre sorumlu arayıp bulduk ve onlara kızdık.

Başta kızdığımız Avrupa Birliği'nin en güçlü ülkelerinden İngiltere oldu.

İndependent Gazetesi'nin başlattığı kampanyaya gönülden destek olduk. İndependent Gazetesi'nin attığı manşet olan "Mesajı aldınız mı Sayın Başbakan" a gülümseyerek baktık ve ellerinde "Mülteciler kabulümüzdür" şeklinde pankart taşıyan İngiliz yurttaşlarının fotoğraflarına baktık.

İngiltere Başbakanı David Cameron hemen hareket geçerek, bir açıklama yaptı.

Açıklamasına Suriye krizinin vardığı boyut ve insanların çektiği acıyı dikkate alarak, İngiltere'nin mevcut kabul ettiklerinin yansıra binlerce daha Suriyeli göçmeni kabul edeceğini söyledi.

Suriyeli mültecileri kamplardan alarak güvenli bir şekilde İngiltere'ye ulaştıracaklarını ifade eden Cameron, Suriyeli Mülteciler için ise 900 Milyon Sterlin bir bütçe ayırdıklarını ve bu bütçenin bu konuyu ile ilgili tek bir ülkenin yaptığı en büyük ikinci bağıl olduğunu dile getirdi.

Yani halkının ve medyasının istediğini yaptı.

Facebook üzerinde kendi hesabından paylaştığı bu bilgi ile ilgili altında yapılan yorumlara baktığınızda ise İngiliz kamuoyunun farklı bir yüzünü görmeniz olası.

Örneğin bir tanesi "Bu 9000 Milyon Sterlini İngiltere'de bulunan yaşlı hasta ve savaş gazilerine ayırsanız daha iyi olmaz mıydı" şeklindeydi.

Bir diğeri ise "David. Peki evsiz olan İngilizler ne olacak. Onlara da ev sağlayacak mısın?"

Bir başka yorum ise şöyle diyor: "Bu 900 Milyon Sterlin ile İngiltere'deki kanser hastası çocuklara ve akıl hastalarına yardım edilemez miydi. Önce kendimizi toparlasak da sonra başkalarına baksak"

Dün AB Devlet Başkan ve Başbakanlarına çattık ya, onların da politikalarının halkları tarafından şekillendirildiğini çabuk unuttuk.

Geleneksel olarak yabancı'nın Y'sini duymaya tahammül edemeyen İngilizlerin, Almanların, Fransızların ve Avusturyalıların olduğunu unuttuk.

Aynı pasaportu taşıdıkları halde, hatta aynı ülkede doğdukları halde gözleri çekik, ya da teninin rengi farklı ve inanç dünyası değişik diye ayırımcılık ve ırkçılığın en sertine maruz kalanlar var Avrupa dediğimiz yerde.

Neticede Aylan ile abisi Galip'in hayatlarının karşılığında dünya kamuyu ayağa kalktı. Global vicdan sızladı ve milyonlarca Suriyeli göçmenin bir kısmı da olsa yeni bir hayat kurabilecek noktaya gelecek.

Olan yine Aylan'lara Galip'lere oldu ve olmaya da devam edecek.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.