Bir çocuğun gözyaşının hesabı

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

A- A A+

Bir çocuğun gözyaşının hesabı

Gece hiç uyumamıştı.

Bir an önce sabah olsun ve okula gitsin diye bekliyordu.

İçi kıpır kıpırdı.

Üniformasını annesi yeni almıştı. Bütün çocuklar ondan giyecekti.

Yeni ayakkabılar da gıcır gıcır, minik ayaklarını bekliyordu.

Çantası çok havalıydı hani. Dedesi almıştı.

Kalemler, kokulu bir silgi.

Kalemliğinin içine özenle yerleştirilmiş.

"Sabah olsa da okula gitsem artık" diye diye gözüne uyku girmiyor.

İçin için de endişeliydi.

Öğretmeni kim olacaktı.

Annesi kadar şefkatli olacak mıydı.

Onu annesi kadar sevecek, koruyacak, kollayacak mıydı.

Ona okuma yazma öğretecekti. Annesi öyle söylemişti.

O resimlere bakarak oyalandığı kitapları okuyabilecek, "ban kitap oku" diye kimseye rica etmek zorunda kalmayacaktı.

Yeni arkadaşları olacaktı. Onlarla oynayacak.

Doğum günlerine gidecek. Kendi doğum gününe davet edecekti. ,

Yaşasın, artık okula gidecekti.

Öğretmenini çok sevecek.

Okuldayken onu annesi ya da babası belleyecekti.

Zor topuz sabah oldu.

Hemen çarçabuk giyindi.

Kahvaltısını yaptı.

Dişlerini fırçaladı.

Sonra hala yatakta tembellik yapan babasına koştu.

"Baba, hadi kalk okula geç kalacağız" diye sitem etti.

Daha çok vardı ama babası onun hevesini kırmamak için kalktı.

Minik çantası sırtında evin içinde babasının hazırlanmasını sabırsızlıkla bekledi.

Babasının elini sıkı sıkı tutarak, bundan sonra ikinci evi olan ve içinde ikinci ailesini tanıyacağı okula doğru yola çıktı.

Okuluna vardığı zaman bir de ne görsün.

Onu annesi kadar sevecek, ailesi olarak göreceği, okuma yazma öğretecek olan ve annesinin "öğretmenin seni çok sevecek" dediği öğretmeni yoktu.

Babası kızmıştı. Yüksek sesle bağırıyordu.

Çok korkmuştu.

"Beni buraya niye gönderdiler. Burada herkes çok kızgın. Hepsi bağırıyor." dedi içinden titreye titreye.

Annesi ve babası tartıştığı zaman saklandığı bir odası da yoktu.

Her şey gözünün önünde cereyan ediyordu.

Öğretmen de yokmuş zaten.

"Baba beni eve götür. Ben okula gitmek istemiyorum" dedi gözyaşları içinde.

*****

Şimdi bu küçük çocuğun hevesini kırmak, okuldan soğutmak ve üstüne üstlük haftalardır hevesle beklediği okulun ilk gününü ona zehir etmek kimin haddidir? Ya da kimin hadsizliğidir?

Öğretmen sendikası mıdır, bakanlık mıdır. Okul yönetimi midir?

Yoksa kafasına göre görev yerine gitmeyen ve çocuklara bu travmayı yaşatan öğretmenler mi?

Bu çocuğu hiç ama hiç ilgilendirmediği gibi beni de ilgilendirmez.

Sendika sendikacılığını yapmalı, devletten büyük olmaya kalktığı anda da devlet devlet olduğunu göstermeli.

Ha diğer o ne devlet ne de sendika tanıyan 14 öğretmen için ise Bakanlık ve sendika yönetimi gereğini yapmazsa, o zaman bu çocukların gözyaşından onlar da sorumlu olur. Bu hesap illaki sorulur...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.