Adam olana 90 gün yeter

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.42

7.57

$

6.82

A- A A+

Adam olana 90 gün yeter

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs Postası Genel Yayın Yönetmeni bendeniz Rasıh Reşat'ı, Havadis Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Başaran Düzgün'ü, Yenidüzen Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Cenk Mutluyakalı'yı ve Kıbrıs Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ali Baturay'ı, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na davet ederek, BRT ve birçok özel televizyon kanalının yayınladığı bir ortak canlı yayında soruları yanıtladı.

Cumhurbaşkanı'nın sorulara uzun uzun yanıt verme alışkanlığı nedeniyle daha da sınırlanan zaman nedeniyle not aldığımız ve böyle bir yayının yapılacağını duyanların bize ulaştırdığı birçok soruyu soramadık ancak Cumhurbaşkanı'nın uzun yanıtları içerisinde birçoğu zaten kendiliğinden yanıt buldu.

Yazıma konu olan soruyu ben sordum.

Cumhurbaşkanı 28 Eylül'de Amerika Birleşik Devletleri'nden dönecek. Jet lag ve yol yorgunluğu derken yoğun mesaiye 1 Ekim'den önce başlaması pek mümkün olmadığından hareketle 90 günlük bir zaman kaldığını söyledim. Bunun da federal bir devlet kurulmasının temeli olacak bir anlaşma için yeterli bir zaman olmadığını düşündüğümü ifade ettim.

Cumhurbaşkanı ise cevaben, "Hedef çok uzak olmayan bir tarihte, toprakla ilgili çalışmaları tamamlamak ve 5'liye geçmek. Anlayışlar çakışırsa, bu iki konu, bir yönetim, bir mülkiyet başlığı kadar çok zaman almaz. Asıl zaman isteyen başlıklar geride kaldı. Şimdi irade isteyen, kararlılık ve cesaret isteyen başlıklara geldi sıra. Onun için benim cevabım evet niyet ve kararlılık varsa bu 90 gün yeterlidir" ifadelerini kullandı.

Yani bizim halk ağzı ile "adam olana 90 gün çok bile" demek istedi. Adam olup olmayanın ortaya çıkacağı kişi ise muhatabı Rum Lider Nikos Anastasiadis.

Bunu hep birlikte göreceğiz.

Tabiî önceki akşam yapılan canlı yayın ile ilgili başka yansımalar da var.

Üzüm yemek niyetinde olmayıp da bağcı dövmek isteyenler, bağa yaklaşamadıkları için yaklaşanların neden bağcıyı dövmediği konusunda feveran ettiler.

Gazeteci olup da orada farklı nedenlerden dolayı bulunamayanları dibine kadar anlarım.

Ancak meslekle alakası olmayanların orada bulunmayışları ile ilgili serzenişlerini bir türlü anlamam. Anlamam da mümkün görünmüyor.

Yok Başbakan'ı devreye sokup BRT Müdürü'nden hesap sormasını istemeler, yok "Onlar kim de Cumhurbaşkanı'na soru soracaklar? Çanak sorularla Cumhurbaşkanı'nı hiç sıkıştırmadılar" yakıştırmaları.

Kusura bakmasınlar ama bu arkadaşların katıldığı basın toplantılarını da gördük.

Soru sorma bahanesiyle ayağa kalkıp, korsan basın toplantısı edasıyla kendi açıklamalarını yapan arkadaşlar bunlar. Üstüne üstlük meslekleri gazetecilik de değil. Hasbelkader, ekran doldurmak için bir yerlere konmuş, sayfa doldurmak için ise köşe verilmiş insanlar. Sosyal medya nelerine yetmiyor anlamıyorum.

Halbuki, tutanak yayınlayarak Cumhurbaşkanı'nın kalp ritimlerini bozan ben, Lavrov konusunda Akıncı'yı yerden yere vuran Cenk. Orada bulunan meslektaşlarımla ilgili Cumhurbaşkanı'nın son derece rahatsız olduğu yayınlarla ilgili çok örnek sayabilirim. Yani öyle yandaş medyasını topladı da "dikensiz gül bahçesinde yürüdü" durumu yok. Kaldı ki, biz gazeteciyiz. Burada gazeteci kelimesinin kalın kalemle altını çiziyorum. Bazı arkadaşlardan farklı olarak, ekmeğimizi sadece bu işten kazanıyoruz ve amacımız bilgi alıp iletmek, bilgiyi verecek olanı sıkıştırmaya çalışıp, adab-ı muaşeret kurallarını hiçe sayıp rezil etmek değil. Bunu yapmadık diye ve kendilerine yapmak için fırsat tanınmadı diye bozuldular sanırım.

Bir de küfürlerle bu canlı yayında bulunamamayı hazmedemediklerini gösterenler var. Onların adıyla bu sütünü kirletmek istemem.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.