Bugünler tam senlik be Muallim...

loading
3 Haziran, Çarşamba
£

8.51

7.58

$

6.76

A- A A+

Bugünler tam senlik be Muallim...

Şimdilerde beraber çalıştığım Vatan Mehmet'in acı telefonuyla irkilmiştim.

Karşıdaki titreyen ve telaşlı ses, ''Patron, Muallim'i kaybettik'' diyordu.

Dizlerimin bağı çözülmüş, düşmemek için kapının koluna tutunmuştum. Yutkunmaya çalıştım, olmadı. Boğazımdaki düğümden bir türlü kurtulamıyordum. Nefes almak güç hale gelmişti. Birkaç saniye sonra kendime gelmiş, ''Nasıl?'' diyebilmiştim ve cevabı beklemeden hastaneye doğru koşmuştum.

Herkes ölürdü ama Doğan Harman ölmezdi. Ölüm ona uygun değildi, yakışmıyordu.

Ertesi gün, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile New York'a uçacak Green Tree Zirvesi'ni izleyecektim. Ama ustamın cenazesi vardı o gün. Onu uğurlamam, ona son kez ''Eyvallah Muallim'' demem lazımdı. Gidemezdim.

Bir yandan gözümün yaşını durdurmaya çalışıyor, diğer taraftan da bana sürekli söylediği, ''Haber neredeyse oraya gideceksin muallim. Gazeteci misin, şamişici misin onun kararını ver ve ona göre davran'' şeklindeki sert ifadeleri kulağımda çınlıyordu.

Öğüdünü dinleyip, onu uğurlamaya değil; haberin peşine gittim o gün.

Hem pişmanım hem değilim.

Kıbrıs sorunu yeni bir dönemece girdiği şu günlerde, Doğan Harman'ın eksikliğini hissetmeye başladık. En azından ben ciddi şekilde hissediyorum.

Tam onun sevdiği havaların içerisinden geçiyoruz.

Bir ''Konuşma Zamanı'' gitmez miydi şimdi?

Doğan Harman'ın sert ama sevecen ifadeli yüzü, koskocaman ekranlarda görünse ne güzel olurdu bu zamanda.

Vatandaşlar telefonla bağlanıp, köylü saflıkları ile içlerini dökseler, şikayetlerini dile getirseler, aldığı konuklar Doğan Harman'dan fırsat bulup bir iki söz söylemek için zorlansalar, ne kadar keyifli olurdu.

Karpaz köylerinde yaşayanlar, elektronik mağazalarına gidip ''Bize Doğan Harman anteni ver'' diye Genç TV'deki Konuşma Zamanı'nı izleyebilme amacıyla teknik donanımlarını geliştirmek için koşsalar.

Hele hele şimdiki sosyal medya çağındaki Doğan Harman'ı bir düşünsenize. Twitter'de kaç tane takipçisi olacağını, Facebook'taki tartışmalara ne şekilde dahil olacağını ve boş boş konuşanları nasıl alt edeceğini.

Burgenstock'u onunla yaşamıştık. Şimdi Mont Pelerin'i onunla yaşasak ne kadar güzel olurdu.

Siyasetin yeniden şekillendiği şu günlerde, Doğan Harman'ın söyleyeceklerini dinlemek ne kadar öğretici olurdu kim bilir.

Tartışmaların sığlaştığı, fikirlerin değil; karakterlerin çürütülmesi üzerine bina edilen münazaralara, felsefe bilgisi ve uçsuz bucaksız tecrübesi ile derinlik katsa ne kadar değerli olurdu.

Seni çok özledik Muallim.

Kulaklarına ilk duayı fısıldadığın çocuklarıma seni anlatıyorum sürekli. Bu topraklardan bir Doğan Harman geçti diyorum. Kitaplarını görebilecekleri yerde tutuyor, yaşları müsait olduğunda okumaları için saklıyorum.

Fidel doğduğunda yazdığın ''Hoş geldin bebek, yaşama sırası sende'' başlıklı yazın evimizin en güzel köşesinde duruyor. Bakıp bakıp karı koca ah çekiyoruz.

''Doğan Abi burada olsaydı...'' diye başlayan cümleleri çok daha sık kullanmaya başladık bugünlerde hele.

Seni çok özlüyoruz Muallim.

Bu günler tam senlik...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.