Alo napıyon?

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.41

7.57

$

6.82

A- A A+

Alo napıyon?

Gazetede işleri toparlamış eve çıkmak üzere masamın üzerindeki enkazı kaldırmaya çalışırken, kardeşim Özdemir Tokel, Facebook'ta, adını bilmediğim (muhtemelen uydurma) ancak tadının muhteşem olduğunu defaatle tecrübe ederek tespit ettiğim, içinde mantar ve peynir olan bir güveç resmi paylaştı ve altına Aşkımeyhane Zürih diye bir şey yazdı.

İkimizin de CSS muzdaripi (Cenevre Sonrası Sendromu) olduğumuzdan olsa gerek o paylaşırken ben ise bakarken heyecanlandım.

Olduğu yere gitmem lazımdı. Hem Cenevre kritiği yapmalıydık hem de son seyahatimizde büyüyen Kıbrıs lezzetlerine özlemimizi giderme çalışmaları halen devam etmeliydi.

Zaten telefondaki Özdemir, aynen Şeytan'ın Havva'ya yasak meyveyi yemesi için ikna ettiği gibi, en azından bana ekolu gelen bir sesle "Hade gel, hade gel. Sen de istiyorsun biliyorum" diyordu. "Geliyorum" deyip telefonu kapattım.

Bizim Benan'ın hayatta gıcık kaptığı bir şey varsa - gıcık kaptığı şeyler birden çok çok fazladır ama sözün gelimi öyle diyoruz - o da efendisi bendenizin ona son dakika meyhaneye gideceğini söylemesidir.

Gerçi ben o faaliyete "iş yemeği" diyorum, o ise "meyhane" ama ben kelimelere takılıp huzursuzluk yaratmamak için alttan alıyorum. İzin koparacağız ya.

Özdemir'e peşinen "OK geliyorum" dedim ama evden de bekleniyorum.

Kritik telefonu açma anı gelmişti.

Şimdi bu son dakika iş yemeği bildirimlerinde işimizi kolaylaştıran ve zorlaştıran unsurlar var.

Misal, patron "Hadi yemeğe gidiyoruz" dediğinde ya da hasbelkader patron masada bulunacaksa, "Emir demiri keser canım. Pek istemiyorum ama ne yapabilirim" numarasına yatıyorum. Yemiyor ama yine de ses edemiyor.

"Falanca arkadaşın ciddi bir sorunu varmış. Bana anlatmak istiyor" numarası da doğası gereği en fazla yılda bir iki kez yapılabilir. Onu da çok acil durumlar için saklıyoruz.

Bir bakan adı atsam da o çağırdı desem olmaz. Kadın çünkü bakan sekreteri. Bakanların programlarını belki de kendilerinden daha iyi bilir. Yanlış bir bakan adı verdik mi yandığımızın resmidir.

"Türkiye'den misafir geldi" dediğimde, gençlik arkadaşlarıma çok sevgi ve saygısı var, hiç sıkıntı çıkarmaz. Ama ortada Türkiye'den gelen giden de yoktu.

Gerçi buradaki arkadaşlarımı zaman zaman benden daha fazla sevdiği hissine bile kapılıyorum ama zaten sorun kiminle gittiğim değil; o, evde çoluk çocukla ilgilenirken, benim onun ifadesiyle, "dışarıda keyif yapıyor" olmam.

Tam bir çıkmazdayım.

Zaman ilerliyor. Ayıptır söylemesi, arabayla neredeyse meyhaneye varmış durumdayım ama daha o kritik son dakika gelişmesini karıma aktaracağım telefon aramasını yapabilecek cesareti kendimde bulamadım.

Aklıma, "Özdemir'e arat. Onunla bir iş yemeğine katılacağım bilgisini Benan'a o versin" fikri geldi. Ama sonra hemen vazgeçtim.

Özdemir'e, "Tabi gardaccığım" der ama bu hareket bana sonra pahalıya mal olurdu.

Çaresiz, numarayı çevirdim.

Tek ümidim, kayınvalidemin bizi ziyarete gelmiş olması. Eve geç geleceğim haberi ancak böyle bir ortamda mutlulukla karşılanır.

Telefon bir kere çaldı. Benan açtı.

Tüm şirinliğimle, "Napıyon?" dedim.

Kadının bir yerime çip takıp hareketlerimi takip ettiğim şüphesini başka yazılarımda ifade etmiştim ama aklımı okuyan bir cihaz geliştirdiğinden haberim yoktu.

Hiç başka bir şey söylemeden, "Anladım. Sen meyhaneye gidiyorsun. Hade güle güle" dedi ve kapattı. Üstüne üstlük sinirli falan da değildi. Bilakis, "ben zaten biliyordum" der gibi bir ses tonu ile gülerek söyledi bunları.

Elimde telefon kalakaldım.

Son dakika meyhane bildiriminin krize dönüşmediğine bile sevinemedim.

Daha söyleyeceğimi söylemeden ne söyleyeceğimi önceden bilen bir karım var. Onun şaşkınlık ve endişesi ile geceyi tamamladım.

Herkese iyi pazarlar.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.