Bir "keltoş"un şampuanla imtihanı

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.58

7.65

$

6.77

A- A A+

Bir "keltoş"un şampuanla imtihanı

Çok gür saçlarım yoktur. Saç konusunda ülkedeki otoritelerin en önde gelenlerinden Naci Bayramoğlu'ndan bizim kafada bir nüfus sayımı yapmasını istedim. Ense ve kulak üstü bölgelerde nüfus yoğunluğu devam ederken, tepe kısımlarının ise, kilometre kareye kişi sayısı en düşük olan ülkelerin başında gelen Batı Sahra'ya dönüştüğünü tespit edip tutanaklara kaydetti.

Bu durumda insan doğası gereğikendini avutacak unsurlar üzerinde durur. Kel olup üzülmenin faydası olmayacağı gibi, araştırmacıların stresin saç dökülmesini hızlandırdığını kanıtladıklarını biliyorum.O yüzden de "Saç kalmayınca saç bakım ürünlerine ayrılan bütçeden de kurtulmuş oluyorum" deyip mutlu olmaya çalışıyorum.

Bütün bu gelişmelerle kendi dünyamda yüzleşmeye çalışırken, Cenevre dönüşü Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile İstanbul'da havalimanı dışında bir yerdeyan yana sigara tüttürüyoruz. Ben oturuyorum, o da ayakta duruyor. O nedenle benim Sahara Çölü'ne dönmüş tepemi kuş bakışı inceleme fırsatı bulmuş olacak ki, "NolduKeltoş" deyiverdi.

Normalde hazırcevaplığımla bir yanıt bulur yapıştırırım ama karşımda Başbakan Yardımcısı olduğu için frene biraz basmak durumunda kaldım. Diğer taraftan da kendi tepesi, dünyanın kilometre kareye en fazla nüfusu barındıran ülkelerinin başında gelen Singapur'u andırmasına karşın, saç azlığı ile en fazla anılan bir liderin oğlu olarak bana "keltoş" demesinin verdiği şaşkınlık da bende bir kilitlenmeye neden oldu haliyle. Üstüne üstlük daha babasının ölüm yıldönümü üzerinden daha 24 saat geçmemişken.

"Şimdi bir şey söylerdim ama ayıp olurdu" demekle yetindim gülümseyerek. Serdar Denktaş bir taraftan birkaç saat sigara içememiş olmanın hıncını iki parmağı arasındaki sigaradan çıkarırken, diğer taraftan da beni bulmuş eğleniyordu.

"Ne yani. 'Kel babandır' mı diyecektin" demez mi gülerek. Üstüme üstüme geliyor adam resmen. Allah'tan birileri geldi de bu sohbet bu seyriyle devam etmedi.

Ancak Naci Bayramoğlu'nun benim kafada gerçekleştirdiği nüfus sayımı verileri hükümetin zirvesinden de teyit edilmiş oldu maalesef.

Ben yine saç bakım ürünlerinden cebimde kalacak olan paralarla ilgili mutlu düşünceme sarılayım en iyisi deyip yola devam ettim.

Zaten ne zaman şampuan satın aldığımı unutmuş vaziyetteyim. Bendeki saç yoğunluğuna bağlı olarak avcumun içine koyacağım bir nohut tanesi büyüklüğündeki şampuan miktarı ile işimi rahat rahat görüyorum, haliyle de şampuan bitmiyor. Tüketim miktarı bakımından sürekli şampuan değiştirenlerden değilim. Yine bizim evladiyelik haline gelmiş ve üzerinde dalga geçer gibi "Saç Dökülmesine Karşı Etkili" yazan şampuan şişem, kuvvetle muhtemel Benan'ın, "Bu eski püskü şey ne arıyor burada banyonun estetiğini bozuyor" demesiyle, benim kullanımımla en az altı aylık ömrü olan şişe çöpün dibin boylamıştır.

Kriz bu noktada başladı işte.

Duştan çıkıp şampuanım nerede diye bağıracak halim ve de cesaretim olmadığı için çaresiz, söz konusu rafta bulunan kalabalık şişelerin arasına daldım.

İlk elime gelen duş jeli oldu.

Bırakıp başkasını aldım. Üzerini okumaya çalıştım. "Yıpranmış, boyalı saçlar için" diyor. Saçların yıprandığı doğru ancak yıprandıkları için kafatasımı terk etmişler. Boya mı? Saç yok ki boya da olsun. Bırakıp bir diğerini aldım.

"Günlük kullanım için" diye yazıyordu bunun da üzerinde ancak şişenin her yerine baktım şampuan olduğu ile ilgili herhangi bir ibare yok. Krem diyor, conditioner diyor. Ama şampuan demiyor.

Bir diğer şişeye geçtiğimde, tam dalga geçer gibi "zor taranan saçlar için" diye yazmaz mı? Fırlatasım geldi ancak yenisini almak durumunda kalacağımdan ses etmeden yerine koyup bir yeni şişeye elimi uzattım.

Onun üzerinde de "ucu kırık saçlar için onarıcı krem" yine şampuan değil yani.

Bir sonraki şişe, ondan sonraki şişe derken vazgeçtim.

Üç tel saçımı yıkayamamış olmanın verdiği can sıkısının yanında, hanımefendilerin oraya yığdığı envai çeşit saç bakım ürünü içerisinden kendime bir nohut büyüklüğü kadar şampuan bulma çabalarım sırasında boşa akan suya mı yanayım, yoksa ben saçım azaldı diye saç bakım ürünü anlamında tasarruf edeceğimi düşünürken, aslında bu sektöre evdeki kadın ve kız aracılığı ile yaptığım katkının büyüklüğüne mi?

Bilemedim.

Herkese iyi pazarlar.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.