Bugün 17 Nisan

loading
4 Haziran, Perşembe
£

8.45

7.56

$

6.74

A- A A+

Bugün 17 Nisan

Yok yok doğum günüm falan değil. Ona daha bir ay var.

Bugün Türkiye'deki Anayasa referandumundan sonraki gün.

"The Day After" diyor ecnebiler.

Türkiye bir kişi üzerinden dönen bir halkoylaması yaptı.

Recep Tayyip Erdoğan'ı sevenler "Evet", Sevemeyenler, "Hayır" dedi.

Bu kadar basit.

Hatta daha ileriye gideyim.

Tapanlar, Evet, Nefret edenler Hayır dedi.

The Times Gazetesi "Erdoğan geriye bölünmüş bir ülke bıraktı" diye bir ifade kullandı.

"Bölünmüş derken?" diye bir soru sormak geliyor içimde ama kim uğraşacak şimdi.

Yanıtını kendim vereyim.

Türkiye'de, Evet oyu kullanan, Hayır oyu kullanandan alışveriş yapmayacak mı? Hayır'cı doktor, Evet'çiyi muayene etmeyecek mi? Ya da 17 Nisan olan bugün artık, Evet'çi Kızlar, Hayırcı erkeklerle flört edip evlenmeyecek mi?

Sanmıyorum.

Eğer öyle bir ayırım olacaksa, ki olmaz, bunun referandum sonucu nedeniyle olmayacağını hepimiz biliyoruz.

Bölünmüşlük, bizdeki CTP'li UBP'li bölünmüşlüğünden öte bir bölünmüşlük değil.

Şimdi gelelim ülkemize.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde bu referandum işine çok dahil olduk ne yazık ki.

Yurtdışı oy kullanımı sistemi Türkiye Yüksek Seçim Kurulu tarafından uygulanmaya başlandığı anda, bizim gibi Hollanda, Almanya, ABD vs. seçim sistem içine girdi.

Oy kullanacak kullanmayacak herkes bu konuda, aynen yukarıda belirttiğim minvalde, Erdoğan aşkı ve nefret çerçevesinde görüş belirtti.

KKTC'de kurulan sandıklardan Hayır oyu çıkırverdi mi?

Demek ki, KKTC'de ikamet eden TC Yurttaşları içerisinde Erdoğan'dan nefret edenlerin sayısı, sevenden bir nebze daha çok.

Sanırım bu sonuç oy kullanmayan, seyirci pozisyonundaki KKTC yurttaşlarının bir kısmını tatmin etti.

Sosyal Medyadaki sevinç paylaşımlarından bunu anlamak mümkün.

Erdoğan'ı sevenler Türkiye'deki "Evet" sonucunu kutlarken, sevmeyenler ise, "KKTC'deki sandıklardan çıkan Hayır ile ilgili sevinç gösterileri yaptılar.

Daha önce de yazmıştım, bu Tapmak ve Nefret arasındaki zıtlığın oylara olan etkisini ve hemen hemen kimsenin Anayasa değişikliği maddelerini incelemediğini söylemiştim.

Bana göre madem bu konuyla çok ilgilendik, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda değişecek 18 Maddeyi bir okuyalım artık.

Onu yaptıktan sonra ve gerçekte neye, "Evet" ya da "Hayır" oyu kullandığımızı ya da neye seyirci olarak destek verdiğimizi veya karşı çıktığımızı anladıktan sonra, Kıbrıs'ta süregelen konularımıza bu sonucun etkisini bir ölçelim.

Derdimiz çözüm mü?

Erdoğan'ın güçlü olduğu dönemlerde bu derdimize derman bulmaya en yaklaştığımız günleri yaşadığımızı unutmayalım.

Alternatifleri "İlhak" diyordu, "Kıbrıs'ın gerie kalanını alalım olsun bitsin" diyordu ya da en basitinden, "Kıbrıs sorunu 1974'te çözülmüştü" diyordu.

Derdimiz KKTC bütçesne katkı ve buraya yatırım ise, zaten söyleyecek bir şey yok.

Kıbrıs'taki sandıklardan çıkan oylara bakıldığı zaman Erdoğan'ın buradaki vatandaşları arasındaki popülaritesi ile ilgili bir sorunu olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Bunu not ettikten ve birilerinin not etmesini umduktan sonra, Türkiye'de "Evet" değil de "Hayır" çıkmış olsa ve Erdoğan'ın kolu kanadı kırılsa, alternatiflere bakarak, Kıbrıs perspektifinden iyi ki böyle oldu demekten kendimi alamıyorum doğrusu.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.