Cengiz Han ile Arif Hoca

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.41

7.57

$

6.82

A- A A+

Cengiz Han ile Arif Hoca

Büyük bir tepki verilmiş olacak ki, bir açıklama yapmak zorunda kaldılar ve nöbet yerlerine konan maket askerlerin yanıltma amacı ile konmadığını anlatma ihtiyacı duydular.

Rum medyasında, Rum nöbet kulübelerine maket asker konduğu haberini okuyunca, aklıma Cengiz Han'ın atlıları geldi.

Manipülasyon ilmi ya da sanatının en önemli örneklerinden biri olarak gösterilen Cengiz Han'ın atlıları fenomenini Doğan Harman'dan ilk dinlediğimde çok ilginç gelmişti.

Cengiz Han, savaşa giderken, askerlerine bindikleri atların yanı sıra 3'er tane de yedek at almalarını emredermiş. O yedek atların üzerine ise at kılından yapılmış asker kuklaları yapılıp oturtulurmuş. Yani her bir askerin yanında atların üzerinde üçer tane de kukla asker oluyordu.

Uzaktan bakıldığında 20 bin kişilik ordu, 80 bin kişilik bir ordu gibi göründüğünden, kimse Cengiz Han'ın ordusu ile karşı karşıya gelmek istemez, Cengiz Han birçok savaşı, savaşmadan kazanmayı bu yöntemle başarmış. Halbuki ordusu 20 bin kişilikti ve belki de savaşsa denk büyüklükteki orduların hangisinin kazanacağı belli olmayacağı gibi zayiat da çok olacaktı.

Benzer bir manipülasyonun Kıbrıs'taki mücadele yıllarında da yapıldığı anlatılır.

St. Hillarion'da mevzilenmiş bir avuç Mücahit'e saldırmaya hazırlanan büyük bir Yunan birliği, hazırlıklarını tamamlayıp, karşı mevkiden, istihbarat tarafından gönderilen "Birkaç kişi ile tepeyi tutmaya çalışıyorlar, direnemezler" raporunu alarak, kalabalık bir ekiple, saldırmak için havanın kararmasını bekliyormuş.

Birkaç mücahitten oluşan Kıbrıs Türk birliğinin envanterinde derme çatma birkaç silah ile bir Jeep'ten başka bir şey yokmuş.

O birlikte görevli Arif Hasan Tahsin'in aklına gelen ve uygulamaya koyduğu dahiyane fikir, en az Cengiz Han'ın atlıları kadar etkili oldu.

Arif Hoca, St. Hillarion'un tepesinden Jeep'in farlarını kapatıp aşağıya kadar sürmüş. Sonra da farları yakıp yeniden yukarıya doğru aracı çıkarmış. Sonra yeniden farları kapatıp aşağıya sürmüş. Yeniden yakıp yukarıya çıkmış. Bu durum bütün gece devam etmiş.

Defalarca aşağıya inerken farları kapalı, çıkarken açık olan ve direksiyonunda Arif Hasan Tahsin'in bulunduğu tek bir Jeep, gecenin karanlığında karşı tepeden St. Hillarion'u gözleyen Yunan birliği komutanının, St. Hillarion'daki küçük mücahit birliğine yüzlerce askerin, onlarca araçla bütün gece sevk edildiğini düşünmesine neden olmuş. Takviye asker geldiğini düşündüğü St. Hillarion'a da böylelikle saldırmaktan vazgeçmiş.

Aynen Cengiz Han gibi Arif Hasan Tahsin de savaşmadan savaş kazanmayı, olmayan bir şeyi varmış gibi göstererek başarmış.

Rum Milli Muhafız Ordusu'nun nöbet kulübelerine maket asker koyduğu ile ilgili haberi okuyunca, bana anlatılan bu muhteşem hikayeleri anlatmak geldi içimden.

Yoksa Akdeniz'de sular ısınma alametleri gösterirken, böyle 'savaş temalı' bir yazı yazmak istemezdim.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.