Deli kızın "parasailing" türküsü

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

A- A A+

Deli kızın "parasailing" türküsü

Belek- Parasailing, paraşüt ile 'deniz taşıtında seyahat' anlamına gelen 'sailing' kelimelerinin birleşmesinden oluşan ve Türkçemize olduğu gibi birçok lisana da dahil olan bu adrenalin müptelalarının uydurduğu bir kelimedir.

Şu anda bu satırları yazdığım Antalya'nın Belek ilçesindeki güvenli otel odamda ilk kez bu kelime ile müşerref oldum.

Kızım Fidel, ''Baba, parasailing yapacaktık, ne oldu?'' diyerek karşıma dikildi sabah sabah.

''Kızım daha akşam geldik. Dur, bakarız'' dedimse de dinletemedim. Sabah sabah sahile inip, su sporları yapan ve belli bir ücret karşılığında turistlere de yaptıran gençlerin yanına 'keşif amaçlı' gittim.

''Abi euro mu TL mi?'' şeklinde bir soru ile karşılaşınca, bu 'sürat motorunun ardına kendisini bağlayıp paraşütle havalanan manyaklardan' birisi olmamak için ''Kızım, çok pahalı'' kartını kullanabileceğim, hafif bir rahatlama ile aklıma geldi.

Türk lirası cinsinden verdiği teklif, 10 dakika için 280 lira olunca, müthiş rahatladım. 'Çok pahalı' deyip işin içinden sıyrılacak, 50 TL karşılığında onu bir 'jet ski'ye bindirip, su sporları arzusuna yanıt da verecektim.

Hazırlıklarımı tamamladım ve otelin en dik ve korkutucu aqua kaydırağından çığlık çığlığa aşağıya kayan kızıma üzücü haberi vermek üzere havuzun başına gittim.

''Babacığım, parasailing çok pahalı. 280 lira diyorlar. Gel seninle jet ski'ye binelim'' desem de, yüzünü asmasını beklediğim Fidel, hafifçe sırıttı, ''Baba tamamdır. Bende'' dedi ve güvendiğim 'kızım çok pahalı' kartıma karşılık, ''Baba, bayramda topladığım paralar yanımda. Para tamamdır'' kartını kullandı ve beni alt etti.

Pokerde elinde 'full' olduğu için elinin kazanacağından emin olan ancak son anda rakibi 'kare' açan yıkık kumarbaza döndüm resmen.

Babalık gururum elvermediği için kızın bayramlık paralarına da el koyamadığım gibi, adrenalin müptelalığını halası Lütfiye'den aldığına artık emin olduğum deli kızım Fidel ile birlikte kendimi bir sürat teknesini arkasına bağlatıp gökyüzüne yükseldim.

Bizi görüntülemek için tekneye yerleşen 7 yaşındaki oğlum Demir, ablasını bir daha göremeyeceğini düşündüğü için ağlamaya başlarken; daha önce bu sütunda konu ettiğimiz, uçma ve uçak fobisi ile ünlü ancak denizde de aynı fobilere sahip olduğunu dün keşfettiğimiz eşim Benan, ''Fidel, ipleri sıkı tut annem'' diye çaresiz, son dakika anne tavsiyeleri veriyordu.

Böyle bir ortamda Akdeniz'in mavi sularını kuş bakışı gözlemleyip, iki tane halat ile kendimi ve canımdan fazla sevdiğim çocuğumu böyle bir deliliğe nasıl maruz bıraktığımı düşünürken, adetten olduğunu söyledikleri ve elime tutuştururken itiraz dahi edemediğim aksiyon kamerası GoPro ile bu manyaklığı video ile belgeliyorum. Olacak iş değil.

''İyi çek baba. Arkadaşlarıma göstereceğim'' demez mi? Normalde, 'şimdi seni buradan aşağı atarım' diyesi geliyor insanın ama bir an önce havadan denize, oradan da güvenli karaya, canımızı emanet ettiğimiz ipler kopmadan inmek için dua ederken, dilim varmayıp, adrenalin manyağı deli kızımın kameramanlık görevini de gökyüzünde ifa ettik.

Halbuki ben, Canan Onurer'in, ''Abi tatilde okursun'' diyerek ödünç verdiği ama çok beğendiğim için iade etmeyi düşünmediğimi buradan deklare ettiğim, Zafer Algöz'ün 'Haşırt Dı Bilekbord' adlı kitabını serin ve güvenli bir köşede okumak üzere Antalya'ya şey etmiştim.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.