Kıbrıs Sorunu konulu gereksiz bir yazı daha

loading
27 Mayıs, Çarşamba
£

8.25

7.40

$

6.78

A- A A+

Kıbrıs Sorunu konulu gereksiz bir yazı daha

Geçen akşam iş dünyasının bir araya geldiği bir etkinlikte bulundum hasbelkader.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası'nın 60'ncı yıl Gala Yemeğinden bahsediyorum. Güzel bir mekanda güzel bir etkinlik oldu ve geliri de bir hayır kurumuna bağışlandı.

İşin törensel kısmı geçtikten sonra masalar arası dolaşıp sohbet edenler çoğaldı haliyle. O kadar iş sahibinin içinde ortalıkta dolaşmaktan çekindiğim için kenardaki masamdan ayrılmamak yönünde bir tercih yaptım ama yine de o sohbetlere olduğum yerden dahil olabildim.

Dolaşanların bazıları bizim masaya da ilişince keyifli sohbetler kaçınılmaz oldu.

Kimileri yazdığım yazıları beğendiklerini, kimileri ise açıktan söylemeseler de fikirlerim karşısında bana okkalı küfürler salladıklarını anlamama yetecek kadar ama son derece kibar değerlendirmelerde bulundular.

Konu dönüp dolaşıp her zaman olduğu gibi Kıbrıs sorununa geldi.

Tabi iş dünyası ile oturduğunuz zaman küresel güçler, sermaye ve doğal gaz bilmecesei perspektifinden bakılıyor meseleye.

Onlardan pek hamaset ya da duygusallık beklemek de saflık olurdu herhalde.

Bir arkadaş, Doğu Akdeniz'deki Doğal gaz ve petrol ile ilintili olarak Kıbrıs sorununun küresel güçler ya da bölgede ticari çıkarları olan dev yapıların Kıbrıs sorununun çözülüp çözülmeyeceğine karar vereceğini söyledi.

Öyle bir de güzel anlatıyordu ki, "Yok kardeşim. Haksızsın. Öyle şey olmaz" diyemiyorsun. Çünkü gerçekten öyle gibi görünüyor.

Peki bu arkadaşın bu konudaki düşünceleri gerçekleri yansıyorsa ve küresel güçler bu adanın federal bir çatı altında birleşip birleşmeyeceğine ya da başka bir mosel ile ulsularası hukuk içerisine bir bütün olarak dahil olup olmayacağına karar vereceklerse, bu kadar zamandır bizim yaptığımız nedir onu sorarım.

Soracaktım ama Grup Net'in çaldığı birbirinden güzel parçaların sesi benim sesimi bastıracağı endişesi ile sinip kaldım. Ancak soru hala orada.

Neden Mont Pelerin'e defalarca, Cenevre'ye ve Crans Montana'ya gittik?

Oyun mu oynuyoruz bu kadar zamandır. Talat, Eroğlu, Akıncı sırf spor olsun diye mi görüştüler, görüşüyorlar?

Dedim ya Ticaret Odası'nın Gala yemeğindeki arkadaşın haksız olduğunu düşünmüyorum. Bu söylediklerim de onunla aynı fikirde olmadığım anlamına çekilmesin sakın. Hayıflanmam, zaman zaman hissettiğim, büyük bir oyunun birer figüranı olduğumuz hissiyatının yüzüme yeniden ve güzle ifadelerle vurulmasındandır sanırım.

Yani Doğu Akdeniz'deki doğal zenginlikler Kıbrıs sorunun çözümünün hızlandırıcısı değil, orada ortaya çıkan küresel büyüklükteki menfaatin nasıl paylaşılacağı Kıbrıs sorununun seyrini tayin edecek. Bir başka ifadeyle oradaki paylaşımda Kıbrıs sorunun çözümüne ihtiyaç duyulacaksa, çözülür, yok eğer öyle bir ihtiyaç yoksa, hatta çözümsüzlük bu güçlerin işine gelirse aynen böyle kalacak.

Peki biz bunun neresindeyiz sorusu bariz bir şekilde ortada durmuyor mu? Hiçbiri yerindeyiz, esamemiz bile okunmaz ise bunun cevabı neden canımızı yiyoruz, ya da yiyorlar diye bir başka soru ortaya çıkar.

Epeydir neden Kıbrıs sorunu ile ilgili yazı yazmadığımı da şimdi daha iyi anlıyorum. Küresel güçler bizim lisanı bilmiyor ya da en kötüsünden ne düşündüğümüz umurlarında bile değil.

Bu da "Kıbrıs sorunu konulu gereksiz yazılar" arşivine giren bir yazı daha olsun.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.