Bakan bakanlığını yapsın, şoför de şoförlüğünü

loading
27 Mayıs, Çarşamba
£

8.25

7.40

$

6.78

A- A A+

Bakan bakanlığını yapsın, şoför de şoförlüğünü

Dostum Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Erkut Şahali'nin yapmış olduğu kaza haberini İzmir'de öğrendim ve aklım gitti. Şükür ki kendisine ciddi bir şey olmadı ve bu kaza sadece hasar ile defedildi.

Kendisine geçmiş olsun dileklerimi buradan iletiyorum. Geçmiş olsun kardeşim.

Şu aşamada bunları yazmak belki de tepki alacak ama bunu eğer bugünlerde yazmazsam konu zaman aşımına uğrayacak, etkisi ve anlamı azalacak. O yüzden yazıyorum.

Kardeşim Erkut'un geçirmiş olduğu kaza, son dönemlerde gündemimize saçma sapan bir şekilde enjekte edilen bakanlarımızın makam aracı kullanmamalarının bir sonucudur maalesef. Bu kaza ne yazık ki diğerlerinin habercisidir.

Bir bakan özellikle görevi yeni devraldığı bugünlerde, onlarca vatandaşla görüşüp, sayısız toplantıya girip çıkacak, bakanlığına bağlı konularda kendisinin ve partisinin rüştünü ispatlamak için 14-15 saatlik mesailer icra edecek, ondan sonra da o yorgunlukla kendi kullandığı araç ile evine gitmeye çalışacak. Kazaya davetiye resmen!

Kim bana bakanlar kendileri araç kullanırken telefonda konuşmadıklarını söylerlerse, düpedüz yalan söylüyordur. Konuşmayı bırakın araba kullanırken mesaj yazdıklarına bile eminim. İşlere yetişmek için konuşmak ve yazmak zorundalar çünkü.

Makam aracının mantığı, makam sahibi kişilerin, araçlarında bir yerden bir yere giderken araç kullanmak yerine; yapması gereken telefon görüşmelerini yapması, okuması gereken evrakları okuması ya da takip etmesi gereken medyayı takip etmeleridir.

Hayati bir toplantıya giden bir bakanın, arabasını park etmek için sekiz tur attığını düşünün. Var mı böyle bir saçmalık!

Ya da uzun saatler çalıştıktan sonra uykusu gelen bir bakanın direksiyon başında uyuduğunu. Olacak iş mi?

Ben vatandaş olarak, devletin bir bakanlığını yönetmek üzere görevlendirdiğim kişiye yetki ve bununla birlikte maaş verirken, bu yetki ve maaşı onun şoförlük yapması için vermiyorum. Kimse kusura bakmasın.

Onun işi başka. Arabayı kullanmak için kamu bütçesinden maaş alan şoförler var. Onlar oturacak ve bakanlar sırf mahalle baskısı var diye kendi arabalarını kendileri kullanacak. Yapmayın Allah aşkına.

Bir başbakan ya da bakan, görevi aldığı andan itibaren günün her saati bakandır. Hafta sonu da bakandır. Pazar günü de bakandır. Tatilde de bakandır, gece yarısı da bakandır. Mesaisi yoktur, saati yoktur. Sorumluluğu görevde olduğu sürece sınırsızdır.

Düğüne giderken de bakandır, çocuğunu okula bırakırken de… Vakit bulursa eşi ile misafirliğe ya da romantik bir yemeğe giderken de görevdedir.

O nedenle, İngiltere Başbakanı'nın Downing Street'e trenle gittiği, ya da Hollandalı Bakanın bisikletle makamına gittiği şeklindeki halka ilişkiler fotoğraflarını gerçekmiş gibi kabul edip KKTC makam sahiplerini mahalle baskısı altına almayın lütfen.

Bakan Şahali'nin kazası bunun bir ürünüdür ve olabilecek daha kötü vakaların habercisidir. Dolayısıyla makam araçları konusunda sosyal medyada yazılacak her şey, söylenecek her söz, yapılacak her baskı; sonrasında yaşanacak her kazanın sebebi ve sorumlusu olur bence.

İlla, "Bakanlarımız makam aracı ve şoför kullanmasın" konusunda ısrar ederseniz,

elde edeceğiniz tek şey, her an kaza yapmaya hazır, 'Bakan maaşı alan şoför'dür.

Ben şahsen bakan maaşı alan şoför istemiyorum.

Bakan bakanlığını yapsın, şoför de şoförlüğünü.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.