Böyle bir çark var mı, ona bakın lütfen

loading
4 Haziran, Perşembe
£

8.47

7.57

$

6.75

A- A A+

Böyle bir çark var mı, ona bakın lütfen

Böyle bir çark var mı, ona bakın lütfen

Bulut Akacan'ın polis nezarethanesi yerine, geceyi hastanede geçirmek için numaradan göğsünün sıkışmış olabileceği ihtimali kamu vicdanında güçlü olandır.

Gerçi bununla yıllardır çok karşılaşıyoruz. Tutuklular, kalp rahatsızlıklarını, yüksek tansiyonlarını bahane ederek, kodeste geçirecekleri süreyi kısaltmak ya da o süreyi tertemiz yatak çarşafları içerisinde şımartılarak geçirmeye çalışırlar sürekli olarak.

Bulut Akacan bu kadarı ile kalsa sıkıntı çıkmayacaktı. Ama altın çocuk, devletin hastane koğuşu yerine özel hastanede ısrar edince rezalet çıktı.

Akacan'ın ısrarını bir yana bırakın, sanki yanına verilen polis memuru özel şoförüymüş gibi, "Çek oğlum Girne Hastanesi'ne" deyip özel bir hastanenin yolunu tuttu.

Tabii olay medyaya düşünce ortalık karıştı. O nedenle 'gazeteciler şöyle

gazeteciler böyle' diye sövüp sayarken bir daha düşünün. O yerden yere vurduğunuz gazeteciler olmasa Akacan şimdi otelden farksız hastane odasında, bundan sonraki saldırısını planlıyor olacaktı.

Neyse konuya dönelim.

Bulut Akacan, "Devlet Hastanesi olmaz. Özel hastane isterim" deyince ve onu götüren polis de itiraz etmeyince, Girne'deki özel hastaneye gidildi. Olay patlak verince Sağlık Bakanlığı, bir doktor heyeti gönderdi ve "Hasta devletin tutuklusu. Devlet tedavi edecek" dedi.

Girne Üniversitesi Hastanesi'ndeki doktor, herhalde devlete teslim olmamak için binbir yolu denemeye kararlı olan Bukut Akacan'ın talebi ile "Sevk edilmesi sakıncalıdır" ifadesini raporun üzerine yazdı. Akılları sıra devletin doktorlarını korkutup, "Biz sakıncalı yazdık. Bir şey olursa siz sorumlu olursunuz haa"diyerek gözdağı verecekler. Kamu doktorları diplomalarını bandabuliyadan aldılar ya. Kim sevk edilemeyecek kadar hasta kim değil ayırt edemiyorlar sanki. Özel hastane de haklı. Hastasını başkasına vermek istemiyor. Ama sözkonusu doktor, rapora yazdığı "Sevki sakıncalıdır" ifadesinin altına imzasını atsa ya da adını olsun yazsa, soruşturma daha kolay olacaktı. Ama anlaşılan o da sorumluğu pek almak isteyen birisi değildi. Birilerini kırmamak için yapmış olduğu belli.

Bu arada anlı şanlı polis memuru da Bulut Bey neye karar verirse itirazsız onu kabul edecek gibi bir havası var. "Bir an önce karar versinler de nereye gideceksek gidelim" modunda.

Halbuki, Bulut Akacan mahkeme kararı ile özgürlüğü bir üsreliğine elinden alınmış, devletin sorumluluğunda bir kişi. Bunun yediemini de polis.

Polis tutuklunun isteklerini yerine getiriyor. Akçiçek'teki doktor da öyle, özel hastanedeki de.

"Böyle tutukluluk haline can kurban diyeceğim" ama dilim varmıyor.

Burada sorulması gereken soru aslında şu.

Yukarıda dedik ya, kamu vicdanı Bulut Akacan'ın gerçekten hasta olduğuna inanmadığı için bu skandal ortaya çıktı. Peki sessiz sedasız bu şekilde kodesten kurtulup lüks hastanelerde tutukluluk hallerini geçirenler var mı geçmişte? Yoksa bu her zaman yapılan bir uygulama da bu sefer olay biraz medyatik olduğu için mi ortaya çıkıverdi? Bir başka ifadeyle bu ülkede biraz parası olan arkadaşlar tutuklandıkları zamanlarda bile dilediklerini yapabildiklerini mi anlayacağız?

Bence Bulut Akacan hasta mıydı değil miydi, özel odada kaldı mı kalmadı mı, tartışmasından öte, tutuklu olup, tutukluluk süresini özel hastane odasında ya da evinde geçiren tutuklu olmuş mu geçmişte olmadı mı, böyle bir çark kuruldu da kimsenin haberi yok mu, ona bakmak lazım.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.