Akıncı'nın markası kriz

Yayın Tarihi: 27/01/19 07:00
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Siyasal iletişim ile uğraşanlar, bu filmi iyi bilir. Bilmiyorsa da siyasal iletişim ile uğraşıyormuş gibi yapıyorlardır.

Filmin adı, 'Our Brand Is Crisis'. Bizimkiler nasıl çevirdi bilmem ama doğru çevirisi 'Markamız Kriz'

Filmde Amerika'dan Bolivya'daki Başkanlık seçiminde adaylardan birinin seçim kampanyasını yönetmek için getirilen bir siyasal strateji uzmanın kaybedilmekte olan bir seçimi nasıl kazandığı anlatıyor.

Sandra Bullock ve Billy Bob Thornton'un oynadığı filmde, 29 puan geride başladığı yarışı kriz çıkararak, çıkardığı krizi çözebilecek tek kişinin kampanyalarını yürüttükleri aday olabileceği ile ilgili bir iletişim stratejisi geliştirerek, seçimin kazanılmasını anlatıyor. Filmin gerçek bir hikâye üzerine bina edilmiş olduğunu da eklemek lazım.

Gelelim bizdeki filme.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu önceki gün Girne Amerikan Üniversitesi'ndeki Fahri Doktora törenindeki konuşmasında, şu ifadeleri kullandı:

"Kıbrıs Davası büyük bir davadır. Kıbrıs Davası birilerinin siyasi ideolojilerine veya siyasi hırslarına kurban edilmeyecek büyük bir davadır. Bunu da hiç kimse aklından çıkarmasın. Ben böyle istiyorum, ben böyle demiştim, böyle söyleyeceğim diyerek Kıbrıs davasına tek başına kimse yön vermeye çalışmasın"

Mesaj kime diye kafa patlatırken, akşam saatlerindeki canlı yayında, Kıbrıs meselesinin Cumhurbaşkanlığı seçimlerine malzeme yapılmamasını gerektiğini de ifade etti konuk bakan.

Dün, Çavuşoğlu adadan ayrıldığı dakikalarda Cumhurbaşkanlığı'ndan bir açıklama geliyor ve 'Çavuşoğlu'nun tek adamlık vurgusunu üzerime almam mümkün değil. Bizde tek adamlık rejimi yok' deyiverdi.

Ne alaka deyip GAÜ'deki konuşmayı bir kez daha dinliyoruz.

GAÜ'deki Çavuşoğlu konuşmasına verilecek yanıt, 'Bizde tek adamlılık rejimi yok' mu olmalıydı?

Tabi ki hayır. Çavuşoğlu'nun söylediği ile Akıncı'nın verdiği yanıt birbirini tutmuyor.

Ama vaziyeti kavrayan herkes durumun ne olduğunu biliyor aslında.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın sözleri, Çavuşoğlu'nun sözlerine karşılık değildi ki birbirini tutsun.

Akıncı doğrudan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef aldı.

'Bizde, sizdeki gibi tek adamlılık yok...' idi aslında laf.

Doğrudan, Erdoğan'ı hedef aldı. Çavuşoğlu üzerinden, Çavuşoğlu'nu muhatap almadan, Erdoğan'a 'Tek adam' hatta 'Diktatör' imasıyla gönderme yaptı.

Erdoğan'ı hedef almasının nedenleri var tabi.

Ülkemizdeki Erdoğan karşıtlarını konsolide etmek. Türkiye ile KKTC arasında aynen 'H...tir' ve 'Besleme krizi' gibi bir kriz yaratıp bu kriz üzerinden siyasi prim yapmak ve medya üzerinden bir 'Akıncı-Erdoğan düellosu' provoke etmek.

Alkışlayanlar, 'Oh be yüreğim beş parmak yağ bağladı' diyenler olacak elbet, ama kriz krizdir.

Ve genelde krizlerden zarar görenlerin sayısı, fayda görenlere oranla çok çok yüksek olur.

Siyasal strateji anlamında belki de bu hamlesi ona yeniden Cumhurbaşkanlığı kapılarını açacak.

Akıncı, Erdoğan, hatta Türkiye karşıtlığını körükleyerek, o kitleyi peşine takıp Cumhurbaşkanı olabilir. Ancak bu ülkeyi krizden krize sürükleyerek elde edilecek zafer bir Pirus zaferi olur ancak.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Rasıh REŞAT yazıları