Ticaret Odası'nın sıvaması

loading
14 Temmuz, Salı
£

8.61

7.78

$

6.86

A- A A+

Ticaret Odası'nın sıvaması

Çeyrek asırdır meşgul olduğum gazetecilik mesleğini icra ederken on binlerce basın bildirisi ile karşı karşıya geldim. Bazılarını anlamakta güçlük çekerken bazılarını çok ilginç bulup manşet değiştirmek zorunda kaldım. Bazıları ile ilgili ise daha ilk satırını okurken çöpe gitmesinde sakınca olmadığına kanaat getirdim.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası'nın önceki gün yaşanan kriz ile ilgili açıklama yapacağını dostum Ticaret Odası yönetimindeki Mustafa Genç'in sabah BRT'de Damla Soyalp'ın konuğu iken söylediklerinden öğrendim. Merakla beklediğim basın bildirisi öğleden sonra e-postalarım arasındaki yerini aldı.

E-postada 'İletişim Uzmanı Gözde Öz'ün imzası vardı. İçimden, "Herhalde sağlam bir açıklama vardır. Cumhurbaşkanı'na yapılan saygısızlığı telafi edecek ya da makul bir açıklama getirecek" diye düşündüm. Neticede iletişim uzmanı… Sonra aklıma Ticaret Odası'nın kadim danışmanı, anlı şanlı, büyük düşünür Hasan Erçakıca geldi. Onun da dokunuşları olmuştur, protokol kurallarını da biliyor, ülkenin İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Sözcüsü idi neticede. Bir Cumhurbaşkanı'na sebebi ne olursa olsun yapılmaması gereken şeyin yarattığı krizi yönetebilecek kalibrede birisi olduğunu tahmin ettim.

Gerçi Hasan Erçakıca, eğer işini doğru yapıyorsa ayağa kalkıp, "Turgay Başkan; Cumhurbaşkanı'nı davet edip konuşma yapmamasını söyleyemezsiniz' demeliydi ve bunda diretmeliydi. Dedim ya Devlet protokolünü bilen ve Cumhurbaşkanlığı'nda görev yapmış birisi olarak tek ayağının üstünde bunun yanlış olduğunu söylemeliydi.

Gelelim merakla beklediğim basın bildirisine.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası'nın basınla ilişkilerinin sıkıntılı olduğunu bilenlerdenim. Bunu başka bir vesile ile anlatırım belki ancak bu kriz sonrası kimin kaleme aldığını bilmediğim basın bildirisindeki ifadeler, 'büyük abdest sonrası yapılan sıvama' işleminden farksızdı.

Özrü kabahatinden büyük diyeceğim ama sadece Cumhurbaşkanı'nın değil, Kıbrıs Türk halkının hak ettiği bir özür yoktu ortada. Ya da, '"evet yahu. Adamlar haklı. Cumhurbaşkanı fazla abartmış" diyebileceğimiz bir şey de yok.

Aksine, "Ben yaparım olur. Yönetim Kurulu'na önerip ve oy çokluğu ile geçirdiğim, Cumhurbaşkanı gelsin ama konuşmasın kararı, irademdir. Biz büyük işler yapıyoruz, KKTC'nin Anayasal kurumları bir kenarda beklesin" demekle eşdeğerdi yapılan açıklama.

Açıklama; odayı siyasete bulaştırmadığı ifade edilirken, aslında Ticaret Odası'nın artık politik bir kurum haline geldiğini de ilan etmiş oldu. Dibine kadar siyaset yapmış.

Kimin aklı kimin kalemi bilmiyorum ama Ticaret Odası'nın akıl hocaları, böyle bir hamlenin başka noktalara çekilmesinin mümkün olabileceğini düşünemediler mi? İletişim ve strateji uzmanları danışmanlar, "Başkan, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yaklaşılırken, bu hareket Ticaret Odası'nın taraf olacağı algısını yaratır yapma" demeyi akıl etmediler mi? Ya da en basitinden, "Cumhurbaşkanı'nı konuşturmayacaksak, davet etmeyelim. Olsun bitsin" pratik çözümü düşünemediler mi? Ticaret Odası'nın düzgün algısını ve yaptığı etkinliği böyle bir şey ile gölgeleneceğini düşünemediler mi? Cumhurbaşkanı'nın yapılan bu saygısızlığı hazmedip bir kenarda oturacaklarını mı sandılar?

"Sayın Cumhurbaşkanı sizi aramızda görmek istiyoruz ama konuşmayacaksınız ha!" demek nasıl bir akıldır birisi bana bunu anlatsın. Ama o açıklamayı kaleme alan ve alınmasına izin veren anlı şanlı, daimi danışmanlar değil, bu ülkeyi daha fazla seven, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bir devlet olduğuna inanan ve kurumlarını, makamları kimin işgal ettiğine bakmaksızın saygı göstermek zorunda olduğunun idrakinde olan birisi anlatsın.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.