Şu 'Diyalog TV' meselesi

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

A- A A+

Şu 'Diyalog TV' meselesi

Diyalog TV’nin Türksat üzerindeki yayınını durdurma kararı alındı Türkiye makamları tarafından. Gerekçe de televizyonun sahibi Besim Tibuk’un canlı yayında sarf ettiği sözler.

Olayın en basit anlatımı bu.

Bu konuda ifade özgürlüğü bağlamında üyesi bulunduğum bazı gazetecilik örgütleri birer açıklama yapmışlar. Bu nedenle de o konulara girecek değilim. Açıklamalarda katıldığım ve katılmadığım unsurlar var ama örgütlülük adına katılmadıklarıma burada itiraz koymayacağım.

Ama açıklamalarda eksik bırakılanlara değinmesem kendimi bu meslekten saymam mümkün değil gibi geliyor.

Reşat Akar dibine kadar gazetecidir. Meslek büyüğümüzdür. Birlikte çalışma fırsatı buldum ve çok şey öğrendim.

Aytuğ Türkkan yine dibine kadar gazetecidir. Onunla da birlikte çalışma fırsatım oldu ve meslek anılarım içerisinde özel bir yeri vardır bu kardeşimin.

Bu saydığım iki isim sürekli televizyon ekranlarında ve canlı yayınlarda gazetecilik gereklerini yerine getirerek programlar yapıyorlar.

Meslek etik ilkelerine uydukları gibi, gazeteciliğin sınırlılıklarını da biliyor ve ona göre davranıyorlar.

Gazetecilik sınırlılıkları zamana ve yaşanan gelişmelere göre değişir elbette. Yazılı olmayan kurallar sürekli esner ya da sıkılaşır.

Gazeteci olan bunları bilir ve nereye kadar gideceğini, nerede duracağını da kestirir. Çünkü amaç siyasi propaganda yapmak değil, halka halkın sesini duyurmaktır. Buna halel gelmemesi için gazeteci ya da yayın kuruluşu yöneticisi ona göre davranır ve sınırlılıkları belirler.

Burada bir sınırlılık olması mı lazım, yoksa sınırsız özgürlük mü olması lazım, bu bir başka tartışma konusudur.

Ancak 'Reel Politik' kavramı gibi, yani siyaset biliminde başka, gerçek siyasi yaşamda başka kuralların geçerli olduğunu anlatan kavrama benzer, Reel İletişim, ya da Reel Gazetecilik diye de bir şey var.

Gerçi iletişim akademisyenleri bu gerçeği pek sevmez ve iletişim fakültesi öğrencilerine her şeyin kitaplarda olduğu gibi toz pembe olduğunu anlata anlata piyasaya salarlar.

Demek istediğim, Diyalog TV yöneticileri olan gazeteciler, televizyonlarının Türksat üzerinden yayında olduğunu biliyor ve Türksat’ın hangi ülkeye ait olduğunu da biliyordur. Bu dönemde Türksat’ın sahibi olduğu ülkenin hassasiyetlerini de pekala biliyorlar.

Bilmeyen ya da bildiği halde umurunda olmayan kim?

Televizyonun sahibi olan iş insanı Besim Tibuk.

‘Benim param var, televizyonum var. O nedenle karşıma birini alırım, ne canım isterse söylerim, yayına yayıncılığa halel gelir ya da gelmez pek de umurumda değil’ tavrında olan bir Besim Tibuk.

Birini konuk alırsınız ve ileri gider, o 'Reel Gazetecilik’ çerçevesinde gazeteci programa hakim olur ve konuğunu yayın kuruluşunu tehlikeye sokacak ifadelerden uzaklaştırır.

Ancak konuk patron olunca, o ne isterse söyler siz de söylemesine izin vermek durumunda kalırsınız.

Reşat Akar ya da Aytuğ Türkkan’ın bir ifadesinden dolayı bu televizyon Türksat uydusundan atılsa, Diyalog TV’nin önünde yatmayı kendime görev bilirdim. Ancak konu, gerçek gazetecilerin sesinin kısılmasına neden olmak pahasına patronun Reel Gazetecilik sınırlamalarını takmadan istediğini söylemesine ve zaten sıkıntılı olan birtakım ilişkileri yayın yoluyla daha da kötüye götürmeye çalışması karşısında içimden bir şey yapmak gelmiyor doğrusu.

Reşat Akar, Aytuğ Türkkan ve Diyalog TV’de çalışan diğer meslektaşlarım kusura bakmasın, mesleki dayanışmam elbette ki onlarla, ama onların gazeteciliğini hiçe sayan ve ilk kez değil defalarca yaptığı gibi sırf patrondur diye bilerek ve isteyerek devirdiği çamları, basın özgürlüğü adına kaldırmaya çalışmayacağım.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.