Doğru karar alıncaya kadar ahaliyi delirtmek

Yayın Tarihi: 16/01/21 18:25
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Tünelin ucundaki ışık göründü sanki. Aşılarla, Coronavirüs’a karşı önemli bir ümit doğdu. Eninde sonunda insanlık bu pandemiyi de yenecek ve normal hayatımıza döneceğiz ondan bence kimsenin şüphesi olmasın.

Peki geriye ne kalacak bize onu düşünmek lazım gibi geliyor bana.

Ekonomi çöktü. Turizmin kendine gelmesi zaman alacak onu biliyoruz ancak pandeminin bizden götürdüğü önemli bir şey daha var.

O da akıl ve ruh sağlığımız.

Kimse görmüyor. Bunu itiraf da etmiyor ya da kabul etmek istemiyor ve hükümetimiz de bu konuda adeta yangına körükle gidiyor.

Abartıyor diyeceksiniz belki ama emin olun ki durum vahametin de ötesinde.

İsteyen araştırsın.

Psikiyatristlerden ve psikologlardan randevu almak neredeyse imkansız.

Antidepresan tüketimi eminim ki gökyüzünde.

İnsanların birbirine tahammülsüzlüğü hiç olmadığı derecede yüksek.

Sosyal medyaya bakmanız kızgınlığın dozunu görmek için yeterli.

Çocuklar ve ergenleri ebeveynleri bile tanıyamaz hale geldi.

Yani diyeceğim, virüsü atlatacağız. Coronavirüse yakalanıp ölmek ya da birlerine bulaştırıp öldürmek korkusu ortadan kalkacak.

Yıkımın üzerine yavaş yavaş ekonomiyi yeninden inşa edeceğiz elbette.

Uçaklar inip kalkmaya başlayacak. Turizm kendini bugün değilse yarın bulacak. Oteller dolacak, Üniversite öğrencileri ağır ağır özledikleri okullarına gelecek, çarşıya pazara çıkacak esnafın yüzünü güldürecek.

Ama Coronadan sonra bize kalacak olan mental sıkıntılarla çok uzun yıllar uğraşmak zorunda kalacağız gibi görünüyor.

Bunu devletin tepesindekilerin hiçbir şekilde hesaba katmadığından eminim.

Bakanlar Kurulu’nun Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurulu ile birlikte mi yoksa karşı karşıya kalmak pahasına mı olduğunu henüz bilmediğimiz yeni kararları bunu gösteriyor açıkçası.

Kararlar manzumesi ile ilgili lafım yok. Bence son derece makul. Hem ekonomiyi hemde denetlenmesi zor insan hareketi nedeniyle yaşana bulaşı önlemek adına doğru kararlar. Okulların kapalı kalmaya devam etmesi de yeni bir 9 Eylül vakasına mahal vermemek adına mantıklı. Memura ödenmesi zorunlu olan hayat pahalılığı zammına denk gelecek kadar Maliye’nin memurdan bir anlamda borçlanması, kimsenin itiraz etmeyeceği bir çare oldu. O parayla özel sektöre az da olsa destek olunması da şahane bir yaklaşım. En azından özel- kamu barışı açısından.

Bunların hiçbirine itirazım yok. Hatta alkışlıyorum.

Eleştirdiğim, hatta kızdığım konu bu kararların alınma ve tartışma süresi içerisinde yetkili olup da çenesi bir o kadar düşük olanların toplumu gererek, huzursuz etmesidir.

Kapanacak, açık kalacak. Ertelenecek, yapılacak. Birbirlerine zıt, bazen aynı ağızdan çıkan açıklamalar toplumun psikolojisini alt üst etti.

‘Tam kapanma’ endişesiyle alışverişe gidenler mi istersiniz, yoksa yine kapanma nedeniyle kalan az sayıda çalışanını işten çıkarma hazırlığı içerisinde olanları mı.?

Zar zor elinde tuttuğu işini her kaybedeceği endişesi yaşayanların, bu endişelerine çenesi düşüklerin kattığı kaygı ve korkulardan mı bahsedeyim?

Yoksa kahvede kamu çalışanı ile özel sektör çalışanının birbirlerine girmesini mi anlatayım.

Hükümetin, turizmi, eğitimi, genel ekonomiyi ve COVİD-19 ile mücadeleyi düşünürken, halkın akıl sağlığına mümkün mertebe daha fazla zarar vermemeye özen göstermeleri şart.

Yoksa doğru ya da yanlış kararları alırken, karar alma süreçlerinde tüm ahaliyi delirtecekler.

Yoksa Talat’ın ‘marazi toplum’ dediğine bir süre sonra ‘Kafayı yemiş toplum’ diyeceğiz.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Rasıh REŞAT yazıları