Raab’a 'Dom' der, meramını da anlatır

Yayın Tarihi: 02/02/21 10:18
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile bir Zoom toplantısında bir araya geldik dün.

İki devletli çözüm modeli konusunda ısrarlı, kararlı ve bundan vazgeçmeyecek bir Cumhurbaşkanı görüntüsü verdi.

Federal Çözüm Modeli ile ilgili tüm süreçlerin tüketildiği konusunda kendisine katılıyorum. Bana göre ilk Cenevre Zirvesi’nde tüketilmiş, Crans Montana’da son bir hissa denerek bu modele şans verilmişti ve federatif tükenmişlik burada tescillenmişti.

Bu noktada Ersin Tatar ile aynı fikirdeyim.

Ancak 'hoop' diye iki devletli çözüme zıplamak ne kadar kabul görür o konuda endişeliyim.

Netice itibarıyla, bir ömür boyu konuşulan ve uğruna BM Güvenlik Konseyi Kararları döşenen bu federal çözüm modelinden uzaklaşmak ya da tamamen ortadan kaldırmanın diplomatik olarak ne kadar mümkün olacağı ile ilgili endişelerim var.

Federal çözümü savunanlar Birleşmiş Milletler’e işaret ediyor. Ancak konu BM’de değil elbette. Konu muhatap Kıbrıslı Rumlardadır.

‘Hade hop. Biz iki devletli çözüm istiyoruz. Siz ne haliniz varsa görün’ diyemeyeceğimize göre, ilk önce Rumlarla bu konuda müzakere etmek üzere anlaşmamız gerekiyor.

Tatar bu çıkışları ile buna mı zemin hazırlıyor bilemem. Ama olması gereken budur.

Büyük Britanya Dışişleri ve Commonwealth Bakanı Dominic Raab adamızda olacak Perşembe günü. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı ziyaret edecek.

Dünkü Zoom toplantımızdan anlıyorum ki Tatar ve ekibi bu toplantıya ciddi şekilde hazırlanmışlar.

Bana göre de önemli bir toplantı ve tabuların yıkıldığı İngiltere’nin fikirlerinde esnemeler sağlayacak uygun bir zemini var.

Kayıtlarda var. Hep söyledim. Federal çözümü zorlayalım. İlk tercihimiz o olsun elbette. Ancak eğer olamadığı anlaşılıyorsa yeni bir siyaset belirlemeden önce ilk tercihimiz olan Federal Çözüm sürecinin tükendiğini en başta İngiltere olmak üzere dünyaya anlatma çabasına girilmesi gerektiğidir.

Federasyon olmuyor tezini kabul ettirdiğimizde o zaman uluslararası camia ile birlikte üretilebilecek yeni bir çözüm modeli gündeme gelmeli bence.

Raab’ın koltuğunda 2001 ile 2006 yılları arasında oturan Jack Straw, 'Müzakere Edilmiş Ayrılık' fikrini ilk ortaya atanlardandır. Aynı şekilde Uluslararası Kriz Grubu’ndan Hugh Pope’un ‘Neden bunları birleştirmeye çalışıyoruz. Belki de ayrılmaları daha hayırlı olur’ tadında bir raporu var.

Neticede Cumhurbaşkanlığı’na yürürken, oraya seyahat bile edemeyeceğini düşünerek en zayıf noktası olarak gördüğümüz Büyük Britanya Ersin Tatar’ın en güçlü yanı gibi duruyor.

Geçen yıl böyle zamanlar Tatar’a eşlik ettiğim Londra ziyaretinde nasıl siyaset yaptığına tanıklık ettim.

İngiltere’de aynen Kıbrıs’ta siyaset yapar gibi, siyaset yaptı. Tanıdığın tanıdığı, diğerinin ahbabının yakını aracılığı ile ulaştığı noktalar ve kişiler, normal resmi prosedür takip edilerek ulaşılabilecek yerler değildi.

Dolayısıyla Tatar Perşembe günü Dominic Raab ile ya uzaktan akraba çıkar ve ona bundan sonra Dom diye hitap edip meramını anlatır, ya da biz bu satırları yazmaya akıl bile etmeden önce, Raab ile ortak dostlarını tespit etmiş, İngiliz Dışişleri Bakanı’nın kulağına kar suyunu çoktan kaçırtmıştır diye düşünürüm.

Neyse, Dominic Raab Perşembe günü şimdiye kadar hiç görmediği bir Kıbrıslı Türk lider ile karşılaşacak. Londra’ya dönüşünde ya ‘bizim Ers ile görüştüm’ diyecek ya da başka bir şey. Ama neticede KKTC Cumhurbaşkanı’nın pozisyonunu net bir şekilde anlamış olacak.  

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.