Olmayan diziye olmayacak eleştiriler

Yayın Tarihi: 09/02/21 15:49
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Bir Zamanlar Kıbrıs diye bir TRT dizisi çekiliyor. KKTC ahalisi olarak otomatiğe bağlanmış, bok atma refleksimiz yeniden devreye girdi ve senaryoyu okumadan, fragmanı izlemeden, ilk bölümü yayınlanmadan diziye saldırıya başladık.

Neymiş efendim acaba doğruları yansıtacak mı? Acaba şöyle olacak mı? Böyle olacak mı?

Sinema eleştirmeni değilim. Kariyerim boyunca yazdıklarımı toplasalar, Cem Karaca’nın ifadesiyle, buradan köye yol olur ama, kendime yazar demeye de cüret etmiyorum. Heykelden de anlamam, sanat galerisinde asılı duran resimlere uzun süreli ve dik dik bakma nedenim ise sergideki diğer sanatseverlere mahcup olmamak içindir.

Ama iyi bir sinema ve televizyon izleyicisiyimdir. Bu konuda da iddialıyım.

Bu şekildeki bir yapıtın başarısı sanatsal zenginliği ile mi yoksa izleyicinin bu yapıtı 26 hafta boyunca heyecanla, ilgiyle ve bir sonraki bölümü dört gözle beklemek suretiyle izlemesi ile mi ölçülür?

Sinema ve televizyon endüstrisi bütün dünyada ikinci seçenek üzerinde dönüyor.

Misal Türkiye’nin önemli yönetmenlerinden Çağan Irmak için Türk sinema endüstrisinin duayenleri, benim de bulunduğum bazı ortamlarda, bir içeri bir dışarı diye bir ifade kullanırlardı. Bir filmi gişe rekorları kırar, ikinci filmi sanatsal olarak son derece zengindir, festival festival gezip ödülleri toplar, ancak gişede başarısız olurdu.

Dolayısıyla sanatçıyım diyerek, bir diziyi değerlendirmek, hele hele izlemeden değerlendirmenin altında yatan başka şeyler olduğunu düşünmeden edemem.

Sanatsal zenginliği bir yana senaryonun tarihi gerçekliği konusunda da bir rahatsızlık duymamak lazım.

Dizinin başına ‘Bu dizi tarihi olaylardan esinlenerek çekilmiş, karakterler ve olaylar gerçek değildir’ ibaresini yerleştirdiler mi, aha sizin sosyal medyadaki parmaklarının harcadığı enerji de boşa gitmiş oldu.

Diriliş Ertuğrul, Muhteşem Yüzyıl gibi dizileri boş verin, Braveheart, Munich, The Guns Of Navarrone gibi filmler tarihi olayları konu etmiş olabilirler ama birer belgesel değiller elbette.

Bir görüş de aksan ya da ağız meselesi. Kıbrıs şivesiyle konuşsalar ona da şivemizle dalga geçiyorlar diye tepki koyarız, Türkiye aksanı ile konuşsalar, bize uygun değil diye bağırırız. Dedim ya otomatiğe bağlandık.

Gelelim diğer bir boyutuna işin.    

TRT gibi maddi olanağı sınırsıza yakın olan bir kurum, ülkemize gelip bir dizi çekiyor. Herhangi biri ile konuşmadım ama böylesine büyük yapımlarda deliler gibi para harcandığını da bilirim. Harcanıyordur ve uzun bir süre de harcanacak gibi görünüyor. Her şeyi geçtik bölgenin ekonomisine katkısını da mı istemiyoruz.

Hem de pandemi durağanlığı içinde.

İzmir civarındaki köylerin birine bir plato kurup pekala aynı işlem yapılabilirdi.

Neden arızalandık bilmiyorum.

Son olarak da şunu söyleyeyim de bu canımı sıkan gereksiz tartışmaya kendi açımdan nokta koyayım.

Erol Avcı bu dizinin yapımcısıdır.

Tanımam etmem.

Ama internete girip Erol Avcı diye bir yazın ve filmografisine bir bakın. Aslında Erol Avcı’yı ne kadar iyi tanıdığınızı anlayacak ve daha işin başındayken ona ve ekibine ne denli haksızlık ettiğinizi kavrayacaksınız. Tabi niyet eleştiri ise. 

Dizi hele bir yayınlansın. Eleştirilecek bir tarafı varsa, ki elbette olur, o zaman eleştireceksek beraber yaparız.

Ama henüz olmayan diziye nedir bu şiddet bu celal anlamadım. 

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.