14 Şubat kılıcı ıska geçiyor

Yayın Tarihi: 13/02/21 10:02
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

'Kalemini kıskandığın yazar kimdir?' sorusuna maruz kalsam, hiç düşünmeden Selahattin Duman derim.

Sabah Gazetesi’nde yazdığı yıllarda Kadıköy’de vapur iskelelerinin orada kurulan büfelerde gece yarısına doğru gazetelerin ilk baskıları satışa sunulurdu. Öyle yığınlar halinde günün ağarmasını bekleyemeyenler için destelenen gazetelerden Selahattin Duman’ın sırıtan smokinli fotoğrafını arardı gözüm gazetenin ilk sayfasında. Kalın gözlüklü papyonlu fotoğrafı gördüm mü, o günkü gazete tercihim Sabah olurdu. Sonra Vatan Gazetesi’ne geçti. Vatan almaya başladım. 'Kendimi Tebrik Ederim' adlı kitabı son derece yıpranmış bir şekilde başucumda durur.

Sonra ortalıktan kayboldu. Ama benim favori yazarım olmaya devam etti. Kendisiyle bu kadar dalga geçip, ciddi bir konuyu bile gülümseterek hatta kahkahalarla güldürerek kaleme dökmek bir meziyettir. Kıskançlığım da bundandır. Tanışmak nasip olmadı henüz ama ümitliyim, bir gün karşılaşırız diye.

Zafer Mutlu, İsmail Yuvacan ve Tayfun Devecioğlu, Oksijen adlı bir haftalık gazete çıkarmaya başladıklarını duymuştum. Biz gazeteyi öyle internet sitesinden inceleyip neyin, ne olduğunu anlayabilecek jenerasyondan değiliz.

Allah'tan E-Gazete diye bir şey icat etmişler, parasını ödüyorsun sayfa sayfa gazeteyi ekrandan görebiliyorsun. Harika bir gazete olmuş. Tam benim sevdiğim tarzda. Renkli ama çok renkli değil. Rahat okunabilen tam bir İngiliz gazetesi gibi.

Kıbrıs Postası’nı yönettiğim dönemde yaptığımız gazete gibi.

Yazarları arasında Selahattin Duman’ın olması tabiri yerindeyse beni çocuklar gibi sevindirdi. İlk iki yazısında ölümden döndüğü ve epey bir zaman yoğun bakımda kalmasına neden olan trafik kazasını anlatan usta, böylesine üzüntü verici bir olayı bile, beni kendi kendine kahkahalarla gülen bir adam konumuna sokup, çoluk çocuk nezdinde deli muamelesi görmeme neden oldu.

Neyse konuya gelelim.

Selahattin Duman, ‘Savulun 14 Şubat kılıcını çekmiş geliyor’ tadında bir yazı yazdı bu hafta. Seda Sayan ve Halit Ergenç ile muhterem eşi Bergüzar Korel’in 14 Şubat yaklaşırken televizyon ekranlarını işgal edip erkek kısmını zora soktuklarından bahsetti.

Yanılmıyorsam iki yıl önceydi bu minvalde bir yazı yazmış, ‘Zensiz olmaz’ sözünü kanun hükmünde kararname ile eşdeğer saymak zorunda bırakıldığım ve pırlantanın kaç karat olacağı ile ilgili sevgili eşimle aramızdaki sıkı pazarlığı kaleme almıştım.

Selahattin Abi, 14 Şubat’ın kılıcını çekip, bilumum Türk erkeğinin kafasını almaya geldiğini çok güzel ifadelerle anlatırken, Antalya’dan 30 mil ötede kurulan Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurulu, Kıbrıs Türk erkeğinin kafasının omuzlarında sapasağlam durmasına neden oldu. Müteşekkiriz.

Üst Kuruldaki kadın erkek dağılımını bilmediğimden, toptan kapanma tarihlerinin 14 Şubat’ı da içine alacak şekilde bilerek tasarlandığı ile ilgili bir fikir yürütemem. Ancak kararları sayesinde, TV’de Seda Sayan ve Ergenç, Korel çiftinin tacizlerinden eşim Benan etkilense de, o reklamlar oynarken, televizyonun sesini çaktırmadan açtığına tanık olmadım ya da kızım ile oğlumu dürterek konuyu onlar üzerinde dikkatime getirecek bir faaliyet sezinlemedim bu süreç içerisinde.

O da biliyor ki istesek de, Halit Ergenç’in gözümüzün içine baka baka ve bizi kötü göstermek pahasına söylediği gibi ‘içimizden gelse’ bile, ‘her taraf kapalı bebeğim, yapacak bir şey yok. Olsa dükkan senin’ diyebilecek durumdayız.

Neticede, Selahattin Duman’a göre dört nala üzerimize gelen 14 Şubat’ın kılıcı, bu yıl en azından Kıbrıs’ta bizi ıska geçecek gibi duruyor.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.