Özel sektörü kapatarak riski ne denli azaltıyoruz?

Yayın Tarihi: 17/02/21 10:49
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Özel sektörde kazan kaynıyor.

Hele hele Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurulu’nun yayınladığı raporda Coronavirüs’e yakalanan ya da temaslı durumuna düşen insanlarımızın mesleklere göre dağılımını görünce nasıl kazan kaynamasın? Nasıl kazan kaldırmaya hazırlanmasınlar?

Listenin başında ev hanımları geliyor.

Evet evet, yanlış okumadınız. Ev hanımı ya da ev kadını. Görevi gereği, işi gereği ya da kendini tanımladığı meslek grubu gereği evinde olması gereken kesim, hastalığa en çok bulaşan ya da temaslı olan kesim olarak karşımıza çıkıyor.

Yani 'evde kal' diyoruz ya ev kadınlarına demeye de gerek yoktu, çünkü zaten mesleği gereği evde.

Bir başka şaşırtıcı grup ise emekliler.

Onlar da ev kadınları kadar hastalığa maruz kalmış ya da temaslı olarak hastalığa maruz kalma tehlikesi atlatmış insanlarımız. Emekli. Yani ekmeğini kazanmak için evden dışarı çıkmak gibi bir zorunluluğu olmayan ve evde kalması durumunda sosyoekonomik durumunda herhangi bir değişiklik olmayacak olan kesim. Onlara da 'evde kal' demeye gerek yok çünkü emeklilik sistemi, ya devlet ya da sosyal sigortalar onlara evde kalmaları için maaşlarını ödüyor.

Şimdi İnşaat Taşeronları Birliği ve daha bilumum sektör temsilcileri bunları görünce, "neden biz cezalandırılıyoruz" diye isyan etmez mi?

İlk ve orta eğitim öğrencileri de listenin başında. Okulları kapattık. Evde, Elif'in kağnısı hızındaki internetle ders yapmaya çalışıyor gariplerim.

Listenin üst sıralarında bir de işsizler grubu var.

İşi olmadığı halde dışarıya çıkan ya da temas edenlere ne demek lazım bilemiyorum. Ev hanımlarına ve emeklilere dediğimden ne eksik ne fazla.

Yani bizim derdimiz açık olmak ya da kapalı kalmak ile ilgili değil.

Meselemiz tedbirsizliktir.

Listenin alt sıralarına doğru ilerlediğimizde mesela kuaför, mağaza çalışanı hırdavatçı gibi çok az sayıda ya bulaşmış ya da bulaşma riski ile karşı karşıya kalan meslek grubu görürüz. Ama ilk refleksle onları kapatıyoruz. Halbuki belli ki onlar tedbirli davranmış ve bu listenin en alt sıralarında yer almışlar. Örnekleri çoğaltabiliriz.

Belli ki değneğin yanlış ucundan tutuyoruz.

Tutmaya da devam edebiliriz isterseniz, orada da sıkıntı yok. Ama insanları ekonomik anlamda öldürmeye de gerek yok.

Önerim çok basit.

Memur kesimi yine dönüşümlü çalışmaya devam etsin. Ama işe gitmediği günlerde evde kalması konusunda uyarılsın. Verilen izin kağıtlarında dışarıya çıkmaya izni olduğu günler belirtilsin. İşe gidip gelirken de satın alması gerekenleri açık olan yerlerden temin etsin.

Hafta sonu bir süre daha tam kapanma uygulanmaya devam edilsin.

Geceleri de belli saatte herkesin evinde kalması sağlansın. 21.00 ya da 22.00 gibi her yer kapatılsın.

İnşaatlar devam etsin. Restoranlar sıkı tedbirler eşliğinde açılsın. Restorancı 20 masa değil de 5 masaya servis yapsın ama hiç olmazsa elektrik parasını ve kalan çalışanlarının maaşının bir kısmını olsun ödeyebilsin.

Bu ekonomiyi yüzde 40 seviyelerine çeker belki ancak 0'dan daha iyidir.

Risk var mı? Elbette var.

Ama emeklilerle ev hanımlarının liste başı olduğu bir ortamdan bahsediyoruz. Demek ki, riskin büyüğü çalışanlarda değil, çalışmayıp evde oturması gerektiği halde durmayanlarda. Ona göre değerlendirmek lazım derim.

Çünkü özel sektörü kapatarak riski ne denli azaltıyoruz, emin değilim...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.