Şu pasaport meselesi

Yayın Tarihi: 06/05/21 10:14
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportu ya da cebinde onu taşıyanı aşağılamak ya da suçlamak için kullanılan tabiri ile Rum Pasaportu meselesi her birkaç yılda bir gündemimize gelir.

2000’li yılların başında Pile’den kaçak yollarla Güney’e geçilip pasaport işlemleri yapılır ya da özellikle Londra’daki Kıbrıs Yüksek Komiserliği üzerinden pasaportlar, eksik evraklar tamamlanıp, yeminler edilerek bir bir temin edildi.

Dönemin Kurucu Cumhurbaşkanı olacak olanı peşinden gördüğü için ‘Bu pasaportu alanı cezalandırma’ içerikli bir yasanın meclise sevki konusunda uğraştı bir süre.

Bu arada İngiltere’ye turist, öğrenci vizesi ile kapağı atan ya da Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportu ile girip daimi ikamet isteyen Kıbrıslı Türkler süreci uzatmak için iltica başvurularında bulunmuştu.

Denktaş’ın kanun teklifi haberi, İngiltere İçişleri Bakanlığı’na elinde gazete küpürü ve Pasaport fotokopisi ile başvurup, ‘Bizi Kıbrıs’a geri gönderirseniz Denktaş bizi hapsedecek’ argümanı ile giden iltica başvuru sahipleri ile doldu taştı.

Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu konusu bizim solun , bizim sağı Ergenekoncu olmakla suçladığı dönemde yine gündeme gelmiş, Vatan Millet Sakaryacılar, Türkiye’deki hükümet yanlısı gazetelerde boy boy, ‘Bunların Rum Pasaportu varmış’ diye ifşa edilmişti. Bilgiler Güney’den bizim sola, oradan da, o dönem solun yakını olan Ak Partili gazetelere iletilmiş, sözüm ona, KKTC’deki Ergenekon yapılanmasına karşı operasyon yapılmıştı. O dönemde de yanılmıyorsam, nispeten daha az önemli bir kişi olan Ersin Tatar’ın pasaportu da ifşa edilmişti.

Hatta Hristofyas, şimdiki Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanımız Resmiye Canaltay’ın kayıp Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportunu, herkesin de görüp, bilebileceği bir yöntemle görüşme masasına getirerek, Cumhurbaşkanı Eroğlu’na ‘Müjdemi isterim. Kızının pasaportunu bulduk’ deyip Resmiye Hanım’ın pasaportunu teslim etmişti.

Numaralar ucuz ama değişmiyor ne hikmetse.

Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarının alınmaya başlaması elbette 2003 yılında kapıların açılmasıyla yoğunlaştı ve kısa bir sürede hak sahibi olan hemen herkesin cebinde birer tane oldu.

Bu süreç Kıbrıs Türk insanı üzerindeki seyahat engellerinin ortadan kalkmasına, hatta serbest dolaşım ve yerleşim olanaklarının hayat bulmasına neden oldu. Ancak neden olduğu bir başka iki şey var ki bana göre çok önemli.

İlki ve en önemlisi, Kıbrıslı Türkler o dönemde toplum olmaktan çıkıp birey oldular ve gemisini kurtaran kaptan mottosunu şiar edindiler. Toplum menfaati değil, birey ve aile menfaati ön plana çıktı ve o günden beridir de böyle yaşıyoruz.

İkinci önemli faktörü ise Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportu alan ile alamayan KKTC Yurttaşları arasındaki derin ayrım. Bu ayrım ile başlayan süreç, 1974 sonrası Anadolu’dan göç eden Türkiye kökenli yurttaşların ‘Yeni Kıbrıslı’ olabilme ve entegrasyonu sürecini engelleme ve Türkiyeli-Kıbrıslı çekişmesi yangınına benzin döktü resmen.

Şuna da değinelim de eksik kalmasın.

Cumhurbaşkanı Tatar pasaportunu iade edebileceği bir yöntem olması durumunda bundan kaçınmayacağını ifade etmesi son derece yanlış bence.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşu, adanın egemenliğini iki topluma devretmesi ile oluştu, Sayın Tatar da bu iki toplumdan birinin bir evladıdır.

Egemenlikten bahsediliyorsa yoğunlukla bugünlerde, Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportu Kıbrıslı Türklerin bu adadaki egemenliğin bir sembolü olduğu gerçeği de dikkate alınmalı ve bu pasaport, dönem dönem birilerinin birilerine saldırması aracı olarak kullanılmamalı.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Rasıh REŞAT yazıları