Yasa sıkıntılı ama basın daha sıkıntılı

Yayın Tarihi: 05/06/21 10:03
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

KKTC Yurttaşlığı işlemlerinin 10 bin TL ile 13 bin TL arasında yapıldığı ile ilgili ses kaydı hemen herkesin kanını donduran cinstendi.

Gerçekten öyle bir işlem yapılıyor mu, yapılmıyor mu herhalde bir soruşturma da onun için yapılacak, ya da yapılmayacak. Artık bu ülkede çok da önemli değil. Soruşturmaların şova ya da siyasi linç için kullanıldığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yurttaşlıklar yapılırken birileri birkaç kuruş da cebe indiriyorsa da indira gandi deyip yolumuza devam edeceğiz.

Benim üzerinde durmak istediğim şey başka.

Üç meslektaşım, tutuklanıp bu ses kaydını haberleştirdikleri için yargılanıyorlar.

Sakın yanlış düşünülmesin, öyle ifade özgürlüğü, basın hürriyeti bağlamında değerlendirmeyeceğim meseleyi.

Mesele basının ne denli iş bilmezlerin elinde kaldığı meselesidir ne yazık ki.

Özel Hayatın Gizliliği Yasası Meclise Tufan Erhürman tarafından hazırlanıp getirildiğinde karşı çıkmıştık. İçinde sıkıntılı olabilecek ve basını susturabilecek nitelikte maddeler olduğundan endişe ediyorduk.

Dönemin Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’ndan yasayı imzalamamasını bir röportaj ertesinde bizzat rica etmiştim.

Olan oldu ve yasa Meclis'ten geçerek yürürlüğe girdiği andan itibaren ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti mevzuatında böyle bir yasanın var olduğu gerçeğine göre kendimizi adapte etmemiz gerektiği noktasına ister istemez geldik.

O dönem Kıbrıs Postası’nın Genel Yayın Yönetmeni idim ve CTP Milletvekili Tufan Erhürman’ı gazeteye davet edip, birlikte çalıştığım meslektaşlarım ile bana yasann gazetecilik bağlamında bizi nasıl sınırlandırdığını bize anlatmasını istemiştim.

Erhürman hiç üşenmeden gazeteye gelip, arkadaşlarımla bana örneklerle yasayı anlattı. Hatta bizim, ‘Şöyle olursa bunu yazabilir miyiz?’ , ‘Ses kaydı elimize geçerse bir gazeteci olarak nasıl davranmalıyız?’ şeklindeki sorularımıza da bıkmadan usanmadan yanıtladı.

Ondan sonra Kıbrıs Postası’na ses kaydı hiç mi gelmedi sanıyorsunuz? Hem de çok geldi. Ancak o dönemde aldığımız eğitimle nasıl davranacağımızı biliyorduk ve hiçbir meslektaşımızın başının derde girmemesi için söz konusu yasanın emrettiği gibi davrandık.

Nasıl Bankalar Krizi sonrasında ortaya çıkan Bankacılık Yasası’ndaki sert kurallara uyduğumuz gibi bunlara da uyduk.

Şüpheye girdiğimiz noktalarda da gazetenin, ya da kişisel ilişkimiz olduğu hukukçuları gazeteye çağırarak danıştık.

Yasanın basın ile ilgili kısmının belki sıkıntıları var ancak özel hayatın korunması açısından yararlı olduğu da açıktır.

Ne yazık ki Yeni Bakış gazetesindeki karar vericiler Medya Hukuku denen olgudan ya habersiz oldukları için, ya da gazetecilik heyecanıyla ‘Biz gazeteciyiz ne istersek yazarız’ edasıyla başlarını derde sokmuş durumdalar.

Kıbrıs Türk medyasındaki erozyon tehlikesine karşı defalarca yetkilileri uyaran ekibin bir parçası olarak, tekrar söylüyorum, bu ülkede gazetecilik artık son nefeslerini veriyor.

Meslekten olmayan, mesleği sömüren ya da doğru dürüst bir eğitim sürecinden geçmeden o noktalara yerleştirilenlerin, medyada karar vericilerin çoğunluğu ele geçirdiği bir dönemi yaşıyoruz ne yazık ki.

O nedenle böyle bir skandalı ortaya çıkaran meslektaşlarımı alkışlarken, böyle bir haberi yasalara uygun bir şekilde yapmanın yolları varken, böyle yapıp başlarını belaya girmesine hem üzülüyorum, hem de mesleğin bu hale gelmesine daha çok üzülüyor ve kızıyorum.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Rasıh REŞAT yazıları