Hasbelkader Cumhurbaşkanı’nın seçilmesi...

Yayın Tarihi: 03/07/21 07:30
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Kimse kusura bakmasın.

Ama aptal yerine konmak da artık zorumuza gitmesi lazım diye de düşünürüm.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde hangi sonucun neden çıktığını herkes biliyor.

Bilmeyen varsa, anlamayan ya da anlamak istemeyen, hatta en önemlisi anlaşılmaması gerektiğini düşünenlere bir daha anlatalım.

Fuat Oktay ve diğerlerinin ifade ettiği gibi Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs sorununun çözümü noktasında tavır değiştirdiği ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonuçları bu tavır değişikliğinin bir yansıması falan değil.

Çocuklar bile biliyor ki, bir önceki Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Türkiye’nin gözdesi iken, Türkiye’yi ikna etmek ya da uzlaşarak yürümek yerine Türkiye’yle medya önünde bir savaş yürütmeyi tercih etmesi sonunu hazırladı.

Ultra dahi danışmanları, ‘Başkan saldır da gorkma. Ak Parti karşıtları seni destekleyecek. Bu işi bitireceğiz. Ankara sana mecbur kalacak’ tavsiyelerine Akıncı dinleyip İlan-ı Harp edince, Ankara ‘Bunun yerine başka adam bulun. Bulun, kazandırın. Kazandırmadan da Ankara’ya gelmeyin’ talimatını verdi.

Arandı, tarandı ve başarılı bir Özgürgün’ü bitirme operasyonu sonrasında hasbelkader ülkenin en büyük partisinin başında olan Ersin Tatar’da karar kılındı. Karar Ankara’ya bildirildi. Ancak bir de baktılar ki, başında olduğu parti bile Genel Başkanlarının arkasında değil. Her biri bir yere savrulmuş durumda.

Hemen onlar zapturapt altına alındı, ikna çalışmaları yürütüldü ve kıl payı bir rakamla Mustafa Akıncı, KKTC Cumhurbaşkanlığı görevi sonlandırıldı. Amaç oydu.

‘Akıncı olmasın da kim olursa olsun’ mottosuyla yürütülen çalışma başarıya ulaştı. Bu arada da Tatar matematiksel olarak Cumhurbaşkanı ve Kıbrıs Türk Toplum Lideri oldu.

Akıncı oynadığı saçma sapan ve son derece tehlikeli kumarı kaybetti.

Kazansa bile Türkiye-KKTC ilişkilerinin yıkıntıları üzerine inşa edeceği ikinci dönemi göremediği gibi, Kıbrıs Türk Halkı yaratılan enkazı yaşıyor şimdi.

Akıncı her Ankara’ya gittiğinde Külliye’de, İstanbul’a gittiğinde de Hüber Köşkünde ağırlandığı dönemde Türkiye’deki karar vericiyi ikna ve uzlaşı imkanına sahipken, etrafındaki ‘Barış Savaşçıları’nın gazına gelip devrim yapmak isteyince olan oldu ve yerine başka adam bulundu.

Sığınacak Liman iken, aniden Türkiye yok yere kan döktüğünü ifade etmesi de tuz biber oldu.

Bütün bunların Kıbrıs sorunu çözüm modeli ile ilgisi hiç yok.

‘Tatar iki devletli çözüm istiyor onu seçelim’ diyen tek bir kişiye rastlamadım. Rastlayan olduğuna da inanmam.

Bu ifadelerim bir eleştiri değil asla. O işlerden vazgeçtim. Olan oldu. Torba doldu.

Benim yaptığım sadece Allah’ın ve de kullarının bildiği şeyleri, bilmek istemeyen, bilinmesini istemeyen ya da unutmak isteyen diğer kullara anlatmak, hatırlatmaktan ibaret.

Bu anlattıklarım içerisinde tek kelimesi yanlış ise sosyal medya orada dileyen dilediğini yazabilir. Rahatsız olmam.

Ancak kimse bana Kıbrıs Türk Halkı federal çözüm yerine iki devletli çözüm istediği için Akıncı yerine Tatar’ı seçti demesin. Dayanamayıp böyle yazılar yazıveriyorum işte.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Rasıh REŞAT yazıları