Denktaş Okulu’nun sokağından dahi geçemeyecekler...

Yayın Tarihi: 23/07/21 18:35
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Siyaset Bilimi alanında Doktora yapmaya başladığım sıralarda tanıştım siyasi akımların ya da önemli iktisadi düşüncelerin üreticilerinin toplaştığı düşünce çatıları olan okullar kavramı ile. Kopenhag Okulu, Lozan okulu, Stokholm Okulu bunlardan sadece bazıları. Bir siyasi düşünürü tarif ederken de onun mensup olduğu okul söylenir ve onun kimlerden etkilendiği ya da kimlerin çalışmalarını devam ettirdiği anlaşılır. Bir nevi kimlikleridir.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasıda ve sonrasında siyasi görüşünü tarif ederken, ‘Ben Denktaş okulundan geldim’ dedi birkaç sefer.

Seçim sırasında Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı, aynı zamanda aday olan oğul Serdar Denktaş’tan önce ve daha fazla seçim propagandasında kullandı.

‘Ben Denktaş çizgisindeyim’ derken o çizginin ne olduğunu ya da o çizgiyi nasıl yorumladığını şimdi şimdi anlıyoruz.

Neyse o konu başka.

AK Parti Grup Başkan Vekili Bülent Turan’a göre, sürpriz ve müjde diye Meclis kürsüsünden Türkiye Cumhurbaşkanı'nca aktarılan KKTC Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni meğerse bizim Ersin Tatar istemiş. Yani Erdoğan bir armağan vermek istedi de ayıp olmasın diye biz reddedemedik değil. Bizzati bizim adam kendine daha iyi bir saray istemiş.

Rauf Denktaş’ın ömrünü çürüttüğü, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı beğenmeyen Erdoğan değil, aslında Ersin Tatar’ın kendisi. Allah bilir ‘gecekondu’ diye niteleyen de Ersin Tatar’dır ve biz boşuna Erdoğan’a yükleniyoruz.

Denktaş ailesinin eski damadı spor Yazarı ağabeyimiz Songüç Kürşad’ın paylaşımını görmeyenler varsa, sevgili Levent Kutay’ın Gözden Kaçmadı köşesinden bakabilirler.

Songuç Kürşad, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın naaşının, Anıt haline bir türlü gelemeyen mezardan alınıp Aile mezarlığına aktarılması fikrini ortaya attı ve paylaşımın altına yorum yazan bazı aile bireyleri de bu fikirden uzak olmadığını belirttiler. Zaten rahmetlinin vasiyeti oğlunun yanına gömülmekti; ancak ailesi geride bıraktığı devletin emin ellerde olacağını ve devletin kurucusuna sahip çıkılacağını düşünmüşler.

Ama ne olmuş.

Tatar, okulundan geldiğini, düşüncelerini paylaştığı, yolundan yürüdüğünü ifade ettiği Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın davayı yürüttüğü Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nı beğenmediği için Erdoğan’dan yenisini istemiş, gecekondu benzetmesi yapmamışsa bile yapılmasına ses çıkarmamış, ama Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın anıt mezarının yapılması için hiç ses etmemiş. Bu nasıl okulluluk.

Halbuki Bir Zamanlar Kıbrıs Dizisi’nde Denktaş karakterini canlandırırken yapılan aşağılamayı, tellafi edercesine, Kurucu Cumhurbaşkanı’nı yad eden Erdoğan’dan, Denktaş’ın anıt mezarı için yardım istese, Erdoğan reddeder miydi bilemiyorum; ama sanmam.

Ama bizim Cumhurbaşkanı, okulundan geldiğini söylediği Denktaş’ın Anıt Mezarı için destek yerine kendine Saray istemiş.

Onu bunu bilmem ama benim bildiğim Denktaş, fiziki bir siyaset okulu açmış olsa ve buna öğrenci seçecek olsa, bu listede kimlerin olmayacağını, hatta okulun sokağından bile geçemeyecek olanları az çok tahmin ediyoruz artık.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Mehmet Salih Bayramoglu 25/07/21 07:49
Bu hikayeyi sen uydurdun Rasıh. Bu 'Külliye' meselesi ilgili yazın senin kendi kendine uydurduğun bir hikayedir

Diğer Rasıh REŞAT yazıları