Batı Afrika Standartlarında Belediyecilik

Yayın Tarihi: 22/08/21 11:40
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Biz Kıbrıslılar, coğrafi gerçekliğe rağmen Ortadoğu’lu değil de Avrupalı olduğumuzu iddia ederiz ve bununla övünürüz.

Hatta, coğrafi olarak Avrupa Kıtası’na daha yakın olan Türkiye’den de kültürel olarak daha Avrupalı olduğumuz, kanımızca tartışılmaz bir gerçekliktir.

İngiliz kültürü diyoruz, Venedik diyoruz, Lüzinyan diyoruz durumu idare edip Avrupalı geçiniyoruz.

Gıynık Gazetesi’nde okudum dün.

Kadının biri Dereboyu’nda yürürken kaldırım taşına takılıyor ya da çukura düşüyor ve ayağını üç yerden kırıyor.

Kadının ıstırabının büyüklüğü resimlerde yüzünden okunurken, bundan sonra tedavisi sürecinde çekecekleri, iş kayıpları ve hayatının belli bir süre çekilmez olacağı gerçeği hayal bile etmek istemiyor insan.

Avrupalıyız ya.

Böyle bir şey Avrupa’da olsa ne olurdu diye bakmak istedim.

İngiltere’de yaşadıklarım ve bu yazıyı hazırlarken okuduklarımdan yola çıkarak Avrupalı bir Lefkoşa Türk Belediyesi olsa nelerle karşı karşıya kalacağına bakmak istedim.

Dereboyundaki kaldırımda bulunan çukura düşüp ya da kaldırım taşına takılan ve ayağını üç yerden kıran kadın ile sayısız miktarda avukat temasa geçerdi.

‘Gelin davanızı biz alalım. Ücretimizi de davayı kazanmamız halinde Belediyeden alacağımız astronomik tazminattan alalım. Evet ayağınızı kırdınız. Acı çekiyorsunuz ama bunun acısını biz sizin adınıza belediyeden çıkaracağız’ diyerek sıraya girerler.

Kadın, aklına yatan avukatlık bürosu ile anlaşır ve davayı verir.

O tedavisi ile uğraşırken, Avukatlar da belediyeye tebligatı yapar.

Bu arada kadının düştüğü yerde keşif yapılır, eğer kaldırımdaki çukur 40 milimetreden derin ise vay belediyenin haline. Evet yanlış okumadınız 40 milimetre. Yani 4 santimetre. Aşağı yukarı iki parmak.

Kaldırın taşları arasındaki kot farkı 1 inç, yani 2.54 santimetre, ya da 1 parmak kadar farklı olması belediyenin kasasından bol sıfırlı bir rakamın çıkacağının habercisidir.

Çoğunlukla Belediyelerin avukatları kaldırımda bu hataların var olduğunun tespiti sonrasında, mahkeme gitmek istemez ve kurban ile anlaşma yoluna gitmek ister. Burada Belediye Avukatları ile kurban avukatları günler süren pazarlıklarla bir rakam üzerinde anlaşır ve ayağı kırılan kadının ayağındaki alçı çıkmadan banka hesabı paralarla dolar.

Belediye bir de en okkalısından özür diler ve kaldırımdaki anomaliyi hemen düzeltir. Bu ihmali görünen belediye personeli işten çıkartılır ve hayat devam eder.

Bizde olacak olanı söyleyeyim.

Hiçbir şey.

Hem de kocaman.

Özür bile dilenmeyecek.

Kaldırımdaki anomali de düzeltilmeyecek.

Ayağı üç yerden kırılan kadının uzun sürecek tedavisi sırasında çalışamayacak.

Hiçbir avukat dava konusuna yanaşmayacak. Kadın tedavi masrafını mı ödesin yoksa avukat masraflarını peşin mi ödesin diye düşünüp dava bile açmayacak, çünkü yargının ne denli hantal olduğunu o da biliyor ve davayı kazansa bile belediyeden para almanın nerdeyse imkansız olduğunu biliyor. Bilmese de ona anlatanlar çıkar.

Avrupalıyız ha.

Gidin işinize.

Haziran 2022’de Belediye seçimlerinde eğer Mehmet Harmancı aday olacaksa ‘Avrupa Standartlarında Belediyecilik’ demesin lütfen.

Biz de sinir olmayalım.

Batı Afrika Standartlarında Belediyecilik uygun bir slogan olabilir.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Rasıh REŞAT yazıları