Uçan araba şart gerçekten

Yayın Tarihi: 21/09/21 09:06
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Çocuklar hassas; okula vaktinde gitmek, ilk derse geç kaldıklarında öğretmenlerinin ve arkadaşlarının garip bakışları arasında başlayan derse girmek istemiyorlar.

Haklılar.

Devletin parasını ödediği otobüs okula götürüyor ancak okulun ilk haftası, günün ilk dersine öğretmeninden önce sınıfa giremeyen çocuklarım isyan etti.

Çaresiz, kalkıp çocukları okula götürme görevi bana düştü. "Ne güzel ikisi de aynı okula gidiyor artık. Otobüse biner giderler" derken; "Baba geç kalıyoruz" çığlıkları arasında, bir gözüm açık bir gözüm kapalı, üstümü giymeye çalışan bir adam haline düştüm bir kez daha.

Bir taraftan da dua ediyorum. İyi ki okullar açık ve yüz yüze eğitim var.

Derdim trafik tabi ki.

Milli Eğitim Bakanı Olgun Amcaoğlu’na okulların açılacağı gün bir soru sorulmuştu trafikle ilgili, hatırlarsanız.

Amcaoğlu da uçan arabanın icadı ile trafik sorunundan kurtulacağımızı müjdelemişti.

Yönlendirildiği Bakan bağlamında soru yersizdi belki ama Amcaoğlu’nun yanıtı da bir bakana yakışmayan patavatsızlıkta olduğunu söylemek zorundayım.

Neyse okul yoluna dönelim.

Gönyeli’den çıkıp gönyeli çemberine varmak yolda geçen zamanın dörtte biri. Gönyeli çemberini aşmak yolda geçen toplam zamanın yarısı. Bir de Başbakanlık ışıkları eziyeti var ki sormayın. Sola girip Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı’ndan okullar yoluna doğru gitmek bir başka işkence.

Gönyeli çemberine dönelim. Ulaştırma Bakanı olduğu dönemde Kemal Dürüst tarafından yapılan Gönyeli çemberi kaçış yolları, Gönyeli Çemberi’ne girmeden Girne’ye kaçmak için kullanılması planlanmıştı. Şimdilerde Gönyeli’den gelip çembere girenlerin yanından gülümseyerek hızla geçen ve tam Girne’ye döneceği sırada, yandan zorla çembere girip, sırada bekleyen herkesi eşek yerine koymaya çalışanlara yarıyor. Bir ara bir trafik polisi orada durup bu alem açıkgözlerini zorla Girne’ye gönderiyordu, çok mutlu oluyordum. Ama artık trafik polisleri asli görevleri olan ceza yazmak ve ilkel bir şekilde Facebook’a bakarken, önündeki arabanın tamponuna çarpan sürücülerin sigorta amaçlı zabıtlarını tutmakla meşgul oldukları ya da gelen giden heyetlere eskort yaptıkları için bu işe bakamıyorlar.

Bir zamanlar sinirlenmiş ve trafikte otururken, dönemin Polis Trafik Müdürünü aramış, buraya neden sabahları yarım saatliğine bir polis görevlendirmediklerini sormuştum. O da polisin güvenliği açısından sakıncalı, trafikte sinirlenen birisi aniden polisin üzerine sürerse ne olacak diye bir martaval okumuştu. Ben de yemiş gibi yapıp trafik mazoşistliğime devam etmiştim.

Yol vermek gibi bir mevhum artık Kıbrıslı Türkler arasında yok. Bilin istiyorum. Kimseye yol verilmez, dimdik karşıya bakılır ve yalvarırcasına önüne geçip trafiği rahatlamak için işaretlerle izin isteyen sürücü ile göz göze gelinmemeye özen gösterilir. Sinirlenip, yolu kesen sürücüye ise küfür edilir. Bu hale geldik.

Bütün bu manevraları yapıp, trafik eziyetini iliklerine kadar içine çeken, 07.55’te çalacak olan okul ziline kaç dakika ve kaç saniye kaldığını dakikada bir hatırlatan ve "Off baba, geç kalıyoruz yine" diyen iki çocukla yaklaşık 1 saat seyahat ettikten sonra, gününün geriye kalan kısmında benden vatana millete hayrı olacak bir adam beklemeyin.

Uçan araba şart.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Rasıh REŞAT yazıları