Kalkındırmadan önce kalkınmalı

Yayın Tarihi: 28/09/21 10:06
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Sonunda birileri çıkıp da o gizemli yapının içini dışını anlattı ya çok şükür.

Kalkınma Bankası ile ilgili şehir efsanesi var ya, Kalkınma Bankası’ndan kredi aslında hibedir ve geriye ödemek gibi gereklilik de yoktur. Aslında var.

Olması için de Kalkınma Bankası’nı yönetenler her türlü gayreti gösteriyor ama öyle olmasına rağmen bugüne kadar verilmiş kredilerin yarısı geriye dönmedi, dönmüyor.

Siyasi kararlar, siyasilerin işlere bulaşması kredilerin verilmesi aşamasında çok etkili olmasa da, kredilerin tahsili aşamasında, süreç hukuktan sonra tapu ve benzeri devlet daireleri ile ilişkili olduğu için icra bir türlü gerçekleşemiyor.

İcra çok kötü bir şey, zor duruma girmiş bir iş insanı, çabalarına rağmen ödemekte zorlanıyorsa ona yardım etmek Kalkınma Bankası’nın görevi olmalıdır ancak milyonlarca lirayı alıp tek bir kuruş ödemeden hayatına devam etmek ve icra sisteminin hantallığını kendi lehine kullananlar aslında Kalkınma Bankası’nın içine düştüğü durumun temel nedenidir bence.

Hasan Tosunoğlu dün bir gazeteci grubuyla bir öğle yemeği yedi. Ben de aralarındaydım. Tosunoğlu tüm açıklığıyla, kişisel verilerin korumaya aşırı derecede dikkat ederek Kalkınma Bankası’nın resmini çekip önümüze koydu.

Şeffaflık ve açıklık bağlamında kendisine bir yurttaş olarak teşekkür ederim.

Bir buçuk milyar TL’ye yakın kredi kullandırmış Banka kurulduğu 1993 yılından bugüne. Bunun yarısından fazlası ya hüküm almış ya da yasal takipte.

Şimdi krediyi veren mi suçlu, yoksa borcunu ödemeyi kendine zul sayanlar mı?

Özel durumları hesaba katmıyorum.

Ama bilerek isteyerek ödemeyen ve siyasilerin desteğiyle bu borcun ötelenmesini ya da icra sürecinin tıkanmasını bekleyenler var.

Bazı siyasi partilere desteğin sırf bunun için olduğunu yazdı Serhat İncirli, dün.

Şu parti gelmezse Kalkınma Bankası’na olan borcumuzu tahsil etmeye kalkarlar diyen ve siyasi desteğini ona göre yönlendirenler var.

Peki ödeyen yok mu?

Çok var.

Verilen kredinin yarısı kadarı da ödüyor düzenli olarak. Zorlandığından bankaya gidiyor ve yardım istiyor yapılandırıyor ama ödüyor.

Jim Carrey’nin oynadığı ‘Yes Man’ diye bir film vardı. Carrey bir bankada kredilerden sorumludur. Her şeye 'hayır' dediği için özellikle küçük kredilere de sürekli 'hayır' diyor. Mistik bir çalıştaya katıldıktan sonra ‘evet’ demeyi öğrenmiş ve önüne gelen küçük küçük kredi başvurularına 'evet' demeye başlamış. Küçük krediler daha hızlı geri döndüğü için ise Banka yönetimi Carrey’in oynadığı karaktere terfi veriyor.

Anladığımız kadarıyla Hasan Tosunoğlu yıllık ortalama 20-30 kredi başvurusunu değerlendiren ve dolayısıyla da az sayıda büyük miktarlı krediler veren Kalkınma Bankası’nda birtakım değişiklikler yaparak, bu kaynağı küçük küçük kredilere bölerek halkın geneline yaymak istiyor. Küçük krediler daha kolay geri döndüğü gibi sadece iki elin parmakları kadar kişinin kalkınmasını değil, yüzlerce kişinin kendi ölçeğinde kalkınmasını istiyor.

Bana göre de aklın yolu bu.

Ancak bunun için Kalkınma Bankası’nın yapısal ve yasal olarak olarak kalkınması gerekecek sanırım.

Yani Kalkınma Bankası kalkındırmadan ilk önce kendi kalkınmalı. Hem de acilen.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Rasıh REŞAT yazıları