Ciğerlerimiz dediğimiz ormanlar kanser
Sabah ofiste kahvemi içerken Serhat İncirli’ye kulağım takıldı. Ne diyor diye iyice kulak kabarttığımda, birkaç ay önce üzerinde çalışmaya başladığım bir konuyu gündeme getirdiğini gördüm.
"Seçim var geçsin, hükümet kurulsun bakarız" diyerek ihmal ettiğim ancak en az Serhat kadar içimin yandığı, 'çam kese böceği' meselesinden bahsediyordu.
Bahsetmekle kalmayıp, bu zararlının yarattığı tahribatın fotoğraflarını paylaşıyordu ekrandan.
Her orman yangını sonrasında ‘Ciğerimiz Yandı’ manşetlerini atmaya da görmeye alışan bir toplum olarak, bir anda yanan değil de yavaş yavaş aynen kanser gibi yok olan ormanlara karşı neden bu denli duyarsız kaldık bilemedim doğrusu.
Bu çam kese böceğine ormancılık camiasında ‘dumansız orman yangını’ dediklerini biliyoruz ve ciğerlerimiz bir yangın esnasında bir anda yanarken hassaslaşan yetkililer, ciğerlerimiz akciğer kanseri gibi bir illet ile boğuşurken aynı hassasiyeti neden göstermiyorlar.
Her yıl çam kese böceği mücadelesi yapılıyor bu ülkede. Ve önemli bir başarı da sağlandığını biliyorum.
Hatta bir zamanlar bir Fransız helikopter pilotunun Lapta bölgesinde çam kese böceği ilaçlaması yaparken, helikopterin düştüğünü ve yaralandığı haberini yazdığımı, aradan belki de 10 yıl geçmiş olmasına rağmen dün gibi hatırlıyorum.
Uzmanlardan aldığım bilgilere göre, çam kese böceği ile mücadelenin süreklilik arz etmesi en az mücadelenin kendisi kadar önemli.
Geçtiğimiz sezon, yapılan ölçümler sonucu bu böceğin kelebeklerinin yoğun bir şekilde olduğunun görülmesine karşın, çam kese böceğine karşı ilaçlama yapılmamış. Yani mücadele kesintiye uğramış durumda.
Kesintiye uğrayınca da bu kadar yapılan işler, bir nevi ‘Tuh baştan’ noktasına bizi taşırken, Serhat İncirli’nin sabah sabah içimizi karartmak pahasına gösterdiği ve son dönemlerde sosyal medyada sıkça paylaşılan sararmış, kararmış, ölme noktasına yaklaşmış çam ağaçlarımızın görüntülerini daha da sık gözümüze çarpacak gibi duruyor.
Bunun için bütçede her yıl ayrılan kaynak, hemen hemen her kaynağımız gibi COVİD19 ile mücadeleye aktarılmış geçen yıl. Bu yıl da döviz nedeniyle daha açılmadan dara girmiş olan bütçemizde çam kese böceği ile mücadele konusuna ne kadar yazılmış bilmiyorum ama bu konunun artık öncelikli ve en az Covid kadar önemli olduğu artık açık.
Yeni Tarım Bakanımız, Maliye Bakanlığı’nda geçirdiği yoğunlaştırılmış Kamu Maliyesi eğitimi sayesinde bu kaynağı koparabilecek yöntemi bildiğini, daha önce yapmış olduğu Tarım Bakanlığı görevi sayesinde de bu işin öneminin farkında olduğunu biliyorum.
Ayrıca Başbakan’ın doğayı ve yeşili seven birisi olduğunu ve sırf bu merakı için bir arazisini, uçsuz bucaksız bir meyve bahçesine dönüştürdüğünü de biliyorum.
O nedenledir ki, kansere yakalanan ciğerlerimizi kurtarmak konusunda bu hükümet ivedilikle harekete geçeceğinden endişem yok. Yoksa olmalı mı?
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.