New York’ta 1 Dakika

Yayın Tarihi: 21/09/22 11:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaklaşık 30 dakikalık Birleşmiş Millet Genel Kurulu’na hitabının 1 dakikasını Kıbrıs’a ayırdı.

Bu ifadem Kıbrıs’a yeteri kadar zaman ayırmadı ya da Kıbrıs’ı önemsemiyor şeklinde algılanmasın. Bu cümlemi alıp, beni Türk yetkililerine, Erdoğan’a laf atıyor’ şeklinde ispiyon edecek birkaç kişiyi ismen tanıyorum, o nedenle uyarımı peşinen yapayım. Bu yazıdan size jurnal ekmeği çıkmaz, uğraşmayın.

Türkiye Cumhuriyeti o kadar global bir ülke haline geldi ki, BM Genel Sekreteri Antonio Gutteres’in 76’ncı Genel Kurul açılış konuşması Türkiye’nin ön ayak olduğu Tahıl Mutabakatında yer alan ve Afrika’ya tahıl taşıyan bir geminin fotoğrafı ile başladı.

Afrika’dan, Çin’e, Ortadoğu’ndan Kafkaslara, Ege’den Başkanlara kadar yerkürenin her noktası ile ilgili Türkiye’nin çaba, girişim ve politikalarını anlatan Erdoğan’ın, bit kadar Kıbrıs’a 1 dakika ayırması çok bile.

Erdoğan, BM Genel Kurulu’nda bulunan, Türkiye haricindeki 192 ülkeye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyın dedi.

Evet BM Güvenlik Konseyi’nin KKTC’nin tanınmaması ile ilgili kararı var. Tanınması uluslararası hukuk açısından çok zor belki de imkansız gibi görünebilir. Ancak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ya da başka bir isimle, tanınması ya da uluslararası bir statü kazanması olasılık dışı değil.

Sadece bununla ilgili izlenmesi gereken bir süreç ve metodoloji var.

Misal, Eşit Egemenlik ya da Egemen Eşitlik politikası güdüyoruz ya da güttüğümüzü sanıyoruz ya, o iş, iftar yapıp sonra oruç tutmak gibi bir şey.

Dini örnek verdim çünkü, bizdekiler, Türkiye’dekilere şirin görünmek için gizli gizli viski içip sonra da iftar sofralarına oturuyorlar ya, daha iyi anlayabilmeleri açısından.

Oruç tutmak, bir bedel ödemektir. Ödediğiniz bu bedelin mükafatı da top ya da ezan sesi sonrası kurulan ziyafet sofrasıdır. Yani önce iftar edelim tıka basa yiyelim sonra Oruç tutarız yaklaşımı doğru ve mantıklı bir yaklaşım elbette ki değil.

Uluslararası düzeyde kabul edilecek bir Eşit Egemenlik, mükâfattır. Nihai hedeftir. Ona gitmek için önce oruç tutmak gerekmektedir.

Kuzey’de bizim kabul edilecek topraklarda eşit, egemen ve ayrı bir devlet tanıtmak için önce, muhataplarınız ile bir müzakere süreci yürütmeniz gerekmektedir.

Ortaklık temeline dayalı bir federasyonu reddediyorsanız, ya da Rumların defalarca reddetmesi nedeniyle zorunluluktan dolayı bu politikayı terk etmişseniz, yine Rumlarla farklı bir zeminde müzakere etmek için şartları zorlamalısınız. Bunu da uluslararası topluma göstere göstere yapmalısınız.

Gelin ayrılığı konuşalım, müzakere edilmiş ayrılık bizim yeni politikamızdır. Biz iki devletli çözümü müzakere etmek istiyoruz diyen duyduk mu hiç Tatar döneminde. Duymadık.

İki devletli çözüm, Egemen Eşitlik istiyoruz.

‘İftar edelim, Orucu boş verin’ ile eşdeğer değil mi?

Recep Tayyip Erdoğan, New York’ta bize ayırdığı 1 dakika içerisinde uluslararası topluma bizi tanımasını rica etti.

O da gönlünden geçeni mi söyledi yoksa, uluslararası topluma ölümü gösterip, sıtmaya razı mı etmek niyetinde bilemiyoruz.

Ama önemli bir jest olduğunu söylemeden geçemem.

Tamam madem, Orucu tutmadan iftar etmekte ısrarlıyız. Dün gece Ersin Tatar’ın teşekkür mesajından resmi siyasetimiz bu. Neden Tatar ve ekibi hazır New York’tayken bir başvuru hazırlayıp BM Genel Merkezi’ne tanınma talebini artık resmi olarak iletmiyorlar?

Tatar dönüşünde Ercan’da yapacağı basın toplantısında bu tarihi anı, ‘Resmen tanınma başvurusu yaptık’ diye açıklayıp, neden en azından kendi siyasetinin kahramanı olmuyor?

Erdoğan, dünyanın en büyük kürsüsünden kendisine ayrılan zamanın 1 dakikasını ayırıp tanınma istedi. Siz de alkışınızı tutmayı bitirdiyseniz, başvuruyu da yapın.

Erdoğan’ın 1 dakikası, ‘başvuru yok ki’ gerekçesiyle boşa gitmesin.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Rasıh REŞAT yazıları