Trene beleş binme dürtüsü...

Yayın Tarihi: 09/12/22 08:30
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Geçenlerde İngiltere’deydim. Londra’nın bayağı dışında bir kasaba olan Peterborough’da zaman geçirdim. Çok güzel insanlarla birlikte gittim ve çok güzel insanları hem yeniden gördüm hem de yenilerini tanıdım.

İyi geldi doğrusu.

Kıbrıs’taki bu siyasi keşmekeşten bir süreliğine uzak kalmak, kafayı dinlemek, uçsuz bucaksız yeşilliklerde yürümek ve düşünmek, zihnime ve bedenime ilaç gibi geldi.

Seyahatimin son gününde, ‘bu kadar sessizlik yeter’ biraz da kalabalık ve keşmekeş görelim diyerek, gruptan iki arkadaşla Peterborough’dan Londra’ya geçmeye karar verdik.

Üç kişi için internetten birer tren bileti aldık. 46 Pound tuttu. Trene binmek için istasyona gittiğimiz bize bilet falan soran olmadan trene bindik. Londra Kings Cross Tren istasyonuna vardığımızda trenden inip, istasyondan caddeye çıkana kadar da bilet soran olmadı.

Bu durum arkadaşımın garibine gitti. ‘yahu bilet soran olmadı’ diye de sitem etti.

Hatta ileriye gidip, ‘Keşke bilet almasaydık. Dünya kadar para verdik. Kazık yedik’ diye de sitem etti.

İşte bu tepki bizim asla Batı’lı değil de Ortadoğu’lu olduğumuzun en önemli ispatı diye geçirdim içimden.

İngiltere’de ve batılı medeni ülkelerde, bütün kural ve kanunlar insanların iyiniyetli ve kuralla uyacağı öngörüsüyle hazırlanır. Trene biletsiz binmek gibi bir eyleme girişilmeyeceği düşünülerek mesela.

İnsanlar da bilete bakılmadığını bilmesine rağmen yine de biletini alır trenine biner ve gideceği yere gider.

Tren vaktinde kalkar. Trendeki ekranlar hangi pulmanda oturacak yer olduğunu gösterir. Konfor içinde vaktinde işine ya da okuluna hatta gezmesine gider. Aslında tren biletinin ücreti o gün tren ile bir yerden bir yere gitmek için ödenmez. O trenin varlığını devam ettirmesi için, konforunun bakımının, hatta bir tren sisteminin olması için ödendiğini tren bileti alan herkes bilir.

Trene bedava binmek gibi bir derdi yoktur.

Trene binmek için parası yoksa ve illaki binmek zorunda ise, sosyal devlet onunda çaresine bakmış, başvurması halinde ve uygun bulunması halinde ya indirimli ya da bedava yolculuk yapması da sağlanır. Dolasıyla böyle bir açıkgözlük yapıp, trene kaçak ya da beleş binme ihtiyacı da hasıl olmaz. Tren biletine bakılmaz.

100 kere binersiniz. Kimse bakmaz, 101’incide bir müfettiş trende giderken kibar bir şekilde kimliğini gösterip biletinizi sorduğunda biletiniz yoksa, o zaman yandı gülüm keten helva. O 100 biletin parasını ceza olarak senden çatır çatır alırlar. Gözünün yaşında bakmaz.

‘Ben örgüt başkanıyım’, ‘ Bak başbakanı arıyorum’ , ‘ben sana gösteririm. Sen benim kim olduğumu biliyor musun’ türü laflara da prim verilmez.

Buna benzer bir de yerel örnek var. Güney Kıbrıs’a geçerken kimse sigorta sormuyor ya, bir çoğunun sormuyorlar diye sigorta çıkarmadan gidip geldiğini duyuyorum. Aynı hesap.

Her yazıdan bir sonuç mutlaka çıkar diye bir inanış var. Bu yazıdan sonuç falan çıkacak gibi durmuyor.

Ancak şunu söyleyebilirim.

Trene beleş binme dürtüsü yaşamımızın her alanına uyar.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Rasıh REŞAT yazıları