DOĞA ve ÇEVRE
okuma süresi: 11 dak.

Çevre Mühendisleri Odası’ndan Değirmenlik’teki taş ocağı projesine itiraz: Saha bu faaliyeti taşıyamaz

Çevre Mühendisleri Odası’ndan Değirmenlik’teki taş ocağı projesine itiraz: Saha bu faaliyeti taşıyamaz

Çevre Mühendisleri Odası, North Flag Madencilik Ltd. tarafından Değirmenlik’te açılması planlanan taş ocağı için hazırlanan taslak ÇED raporunu eleştirerek, sahanın içme suyu kuyuları, karstik akifer, orman, ana yol ve yerleşim alanlarına yakınlığı nedeniyle projeye izin verilmemesini istedi.

Yayın Tarihi: 23/09/26 12:40
okuma süresi: 11 dak.
Çevre Mühendisleri Odası’ndan Değirmenlik’teki taş ocağı projesine itiraz: Saha bu faaliyeti taşıyamaz

KTMMOB Çevre Mühendisleri Odası, North Flag Madencilik Ltd. tarafından Değirmenlik’te açılması planlanan taş ocağına ait taslak ÇED raporunu inceledi.

Oda, raporun kendi verilerinin projenin yaratacağı riskleri açıkça ortaya koyduğunu belirterek, projenin gerçekleştirilmemesi gerektiğini kamuoyuyla paylaştı.

Açıklamada, seçilen sahanın içme suyu kuyularına, karstik akifere, Devlet ormanına, ana yola ve yerleşim yerlerine bu ölçekte patlatmalı bir ocağın gerektirdiği güvenli mesafeleri sağlayamadığı ifade edildi.

YÜRÜRLÜKTEKİ KORUMA MEVZUATI TAŞ OCAĞINA İZİN VERMİYOR

KTMMOB Çevre Mühendisleri Odası’nın açıklamasında öne çıkan ilk noktanın, yürürlükteki koruma mevzuatının söz konusu sahada taş ocağı faaliyetlerine izin vermemesi olduğu belirtildi.

Sahanın Beşparmak Dağları Akiferi Koruma Emirnamesi sınırları içerisinde bulunduğu kaydedilen açıklamada, Emirname’nin 23(1). maddesinin bu alanda taş ocağına yönelik gelişmeyi yasakladığı belirtildi.

Açıklamada, söz konusu düzenlemenin Resmî Gazete’nin 172’nci sayısında, 18 Ekim 2006 tarihli ve A.E. 589 sayılı kararla yayımlandığı ifade edildi.

Maden ve Taş Ocakları (Düzenleme) Yasası’nın da 50 metrelik bir koruma mesafesi getirdiğine dikkat çekilen açıklamada, Fasıl 270, madde 10(1)(d) uyarınca bu mesafenin korunması gerektiği kaydedildi.

Belediyenin su kuyusunun parsele yalnızca 39 metre uzaklıkta olduğu belirtilerek, sahanın bir bölümünün yasal koruma mesafesi içerisinde kaldığı ifade edildi.

İÇME SUYU KUYULARI VE KARSTİK AKİFER RİSK ALTINDA

Sahanın karstik kireçtaşı akiferinin beslenme alanı üzerinde bulunduğu belirtilen açıklamada, içme suyu kuyuları açısından da ciddi riskler bulunduğu savunuldu.

Belediye kuyusunun 39 metre, Devlet Su İşleri (DSİ) kuyularının 56 ve 200 metre, belediye içme suyu kuyusunun ise 95 metre mesafede bulunduğu kaydedildi.

Karstik yapıda yüzeydeki kirliliğin süzülmeden, çatlak ve boşluklar yoluyla hızla yeraltı suyuna ulaşabileceği belirtilen açıklamada, patlatmaların bu çatlak sistemini de değiştirebileceği ifade edildi.

ÇED raporunda patlayıcı maddenin (ANFO) sahada mazotla hazırlanacağının belirtildiği kaydedilen açıklamada, ANFO’nun amonyum nitrat ile mazotun karışımından oluştuğu hatırlatıldı.

Bunun, akiferin beslenme alanında yakıt ve amonyum nitrat depolanıp taşınması anlamına geldiği belirtilerek, dökülen mazot ya da patlatmadan geriye kalan nitratın karstik çatlaklardan süzülmeden kuyulara ulaşabileceği uyarısı yapıldı.

ÇED raporunda da karstik beslenme alanlarında taş ocağı faaliyetlerine “kesinlikle izin verilmemelidir” ifadesinin yer aldığı ve bunun raporun 56’ncı sayfasında belirtildiği kaydedildi.

Yasanın da hiçbir ruhsatın suyu kirletme yetkisi vermediğini hükme bağladığı ifade edilerek, Fasıl 270, madde 28’e dikkat çekildi.

PATLATMA TİTREŞİMLERİ KUYULARA VE GİRNE DAĞ YOLU’NA ULAŞACAK

Açıklamada, taş ocağında yapılacak patlatmaların yaratacağı titreşimlerin kuyulara ve Girne Dağ Yolu’na ulaşacağı belirtildi.

Raporun titreşim bağıntısı ve patlatma tasarımıyla 5 mm/s sınırının ancak yaklaşık 125 metreden sonra sağlandığı ifade edildi.

Raporda kullanılan formül ve yaklaşımlara göre yapılan hesaplamalarda, 39 metre mesafedeki kuyuda yaklaşık 40 mm/s, 56 metre mesafedeki kuyuda 21 mm/s, 70 metre mesafedeki Girne Dağ Yolu’nda 14 mm/s ve 95 metre mesafedeki içme suyu kuyusunda 8 mm/s titreşim oluştuğunun hesaplandığı belirtildi.

Patlatmaya kuyuların bulunduğu doğu tarafından başlanmasının öngörüldüğü kaydedilirken, bunun ÇED raporunun 42’nci sayfasında yer aldığı ifade edildi.

Karayolları Dairesi’nin de 17 Eylül 2026 tarihli görüşünde yola yakın kesimde çıkarım yapılmamasını şart koştuğu belirtildi.

Açıklamada, söz konusu hesapların ekte sunulduğu kaydedildi.

TOZ EMİSYONU YASAL MODELLEME EŞİĞİNİN 63 KATI

Oda, projenin toz emisyonları açısından da ciddi risk taşıdığını belirtti.

Hava Kirliliğinin Kontrolü Tüzüğü’nün, açık alandaki (baca dışı) kaynaklardan saatte 1 kilogramdan fazla toz yayacak yeni bir tesis için tesis kurulmadan önce dağılım modellemesi yapılmasını gerektirdiği belirtildi.

Bu modellemenin, tozun rüzgârla nereye ve hangi yoğunlukta taşınacağını hesapladığı ve çevredeki yerleşimlerde havadaki ince toz (PM10) ile yere çöken toz sınırlarının aşılmayacağını göstermesi gerektiği kaydedildi.

Açıklamada, söz konusu düzenlemelerin Tüzüğün 5(1)(G) ve 12(1) maddeleri ile Ek-II’de yer aldığı belirtildi.

ÇED raporunda, toz önlemleri alındıktan sonraki emisyonun saatte 63,24 kilogram olarak hesaplandığı ifade edilerek, bunun saatte 1 kilogramlık eşiğin 63 katı olduğu kaydedildi.

Beyan edilen tam üretim kapasitesinde bu değerin yaklaşık 75 kilogram/saat seviyesine çıkacağı belirtildi.

Dağılım modellemesinin işletme dönemine bırakıldığı, bölgedeki diğer ocakların toplam etkisinin ise henüz hesaplanmadığı ifade edildi. Bunun da Tüzüğün 8(1)(B)(dd) maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.

Açıklamada ayrıca, Nisan 2026’da yürürlüğe giren Çevresel Gürültü Değerlendirmesi ve Yönetimi Tüzüğü’ne göre Başpınar için gündüz sınırının 55 dBA olduğu belirtildi.

ÇED raporunun kendi hesabının 590 metrede yaklaşık 50 dBA değer verdiği, kamyon trafiği ve mevcut ocakların da hesaba katılması halinde aşım riskinin yüksek olduğu ifade edildi.

Söz konusu düzenlemenin Resmî Gazete’nin 70’inci sayısında, 15 Nisan 2026 tarihli ve A.E. 333 sayılı kararla yayımlandığı kaydedildi.

ORMAN VE KORUNAN TÜRLERİN YAŞAM ALANLARI KAYBEDİLECEK

Açıklamada, projenin orman ve koruma altındaki türlerin yaşam alanları açısından da kalıcı kayıplara yol açacağı belirtildi.

Orman Dairesi’nin, parselin Devlete ait orman arazisi olduğunu, meşcerenin tamamen yok olacağını ve çevre orman ekosisteminde kalıcı olumsuz etki doğacağını bildirdiği kaydedildi.

Bu görüşün 17 Eylül 2026 tarihli olduğu belirtildi.

ÇED raporunda sahada Kıbrıs engereği ve kedi gözlü yılan gibi koruma altındaki türlerin tespit edildiği ifade edildi.

Bu türlerin yaşam alanlarının tahrip edilmesinin yasak olduğu belirtilerek, Flora, Fauna Türleri ve Yaban Kuşlarının Korunması Tüzüğü’nün 7 ve 8’inci maddelerine dikkat çekildi.

KURUM GÖRÜŞLERİ VE KAMU YARARI İZİN VERİLMEMESİNİ DESTEKLİYOR

KTMMOB Çevre Mühendisleri Odası, ilgili kurumların görüşlerinin de projenin hayata geçirilmemesi gerektiğini ortaya koyduğunu belirtti.

Belediye ve Orman Dairesi görüşlerinin olumlu olmadığı ifade edilirken, Kaymakamlık ve Şehir Planlama Dairesi görüşlerinin ise “diğer kurumların olumlu görüşü” koşuluna bağlandığı kaydedildi.

Oda, söz konusu koşulun sağlanmadığını belirtti.

Çevre Yasası’nın da olumsuz ÇED görüşü alan projeye ruhsat verilemeyeceğini hükme bağladığı ifade edildi. Bu kapsamda 18/2012 sayılı Çevre Yasası’nın 50’nci maddesine dikkat çekildi.

“ÜLKENİN YENİ BİR TAŞ OCAĞINA İHTİYACI YOKTUR”

Açıklamada, ülkenin yeni bir taş ocağına ihtiyacı olmadığı da vurgulandı.

Bakanlar Kurulu’nun 19 Şubat 2025 tarihinde onayladığı 2025-2027 Orta Vadeli Program’a dikkat çekilen açıklamada, programda “Yeni taş ocağı açılmasına ve mevcut taş ocaklarının büyütülmesine izin verilmeyecek ve mevcut taş ocağı sayısı azaltılacaktır” ifadesinin yer aldığı belirtildi.

Bu düzenlemenin DPÖ Orta Vadeli Programı’nın 2025-2027 dönemi, 5.2.1 bölümünde bulunduğu kaydedildi.

Aynı programın verilerine göre 2023 yılında inşaat sektörünün reel olarak yüzde 9,5, taşocakçılığı sektörünün ise yüzde 0,4 küçüldüğü belirtildi.

Bu veriler doğrultusunda talepte yeni kapasite gerektiren bir artış görülmediği savunuldu.

Meclis Başkanlığı’nın talebiyle Yakın Doğu Üniversitesi tarafından hazırlanan raporda da agrega ocaklarının günlük 20-25 bin ton kapasitesine karşılık üretimin 5-15 bin ton aralığında kaldığının ve ocak sayısının ihtiyacın üzerinde olduğunun tespit edildiği belirtildi.

Söz konusu raporun 2014 yılında hazırlandığı kaydedildi.

ÇED raporunda ise ülkenin agrega ihtiyacına ve mevcut kapasiteye ilişkin sayısal bir değerlendirme bulunmadığı ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, çıkarılacak malzemenin 1 kilometre batıdaki mevcut bir ocağın (İ345) kırma-eleme tesisinde işleneceğinin ÇED raporunun 27’nci sayfasında belirtildiği kaydedildi.

Bunun fiilen mevcut bir işletmenin büyütülmesi niteliğinde olduğu savunuldu.

ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI’NIN TALEPLERİ

KTMMOB Çevre Mühendisleri Odası, açıklamasında ilgili kurumlara yönelik taleplerini de sıraladı.

Odanın talepleri şöyle:

  1. İnceleme Değerlendirme Komisyonu’nun ve Çevre Koruma Dairesi’nin ÇED sürecini olumsuz sonuçlandırması.
  2. Bakanlar Kurulu’nun, yürürlükteki Akifer Emirnamesi’nin 23(1). maddesi ve 2025-2027 Orta Vadeli Program doğrultusunda bu sahaya ruhsat vermemesi.
  3. Şehir Planlama Dairesi’nin emirnameyi uygulaması ve akifer koruma alanının kalıcı imar planıyla güvence altına alınması.
  4. Bölgedeki mevcut ocakların akifer, hava kalitesi ve gürültü üzerindeki toplam etkisinin bağımsız bir çalışmayla ortaya konması; su kaynakları çevresinde bilimsel esaslı koruma mesafelerinin Taş Ocakları Düzenleme ve Denetleme Tüzüğü’ne işlenmesi.

Açıklamanın sonunda, “Ülkenin yeni bir taş ocağına ihtiyacı yoktur, seçilen saha da bu faaliyete uygun değildir. Beşparmak Dağları’nın suyu, ormanı ve yaşam alanları, bir kez kaybedildiğinde yerine konamayacak kamusal değerlerdir” denildi.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.