Mustafa Özbilgehan: Muasır medeniyetler seviyesini hedeflemeliyiz
Gençlik Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Özbilgehan, 19 Mayıs’ın yalnızca törensel bir gün olmadığını belirterek, Atatürk’ün ortaya koyduğu “muasır medeniyetler seviyesi” hedefinin eğitimden teknolojiye, gençlik politikalarından şehircilik ve çevreye kadar her alanda somut bir ölçüt olarak ele alınması gerektiğini söyledi.
Gençlik Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Özbilgehan, Kıbrıslı Türk toplumunda gençlerin karşı karşıya kaldığı en önemli yapısal sorunların başında zorunlu askerlik sistemi ve barınma krizinin geldiğini belirterek, bu alanlarda kalıcı ve cesur adımlar atılmadan beyin göçünün önüne geçilmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Özbilgehan, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı özel yayını kapsamında Genç TV’de yayımlanan Genç’te Sabah programında Meltem Sonay’ın konuğu oldu. Programda Gençlik Federasyonunun kurumsal yapısından gençlik ekosisteminin son durumuna, yükseköğrenimdeki plansızlıktan girişimcilik engellerine, Kıbrıs sorunundan spor ambargolarına kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.
Federasyon bünyesinde, yurt dışında yaşayan eğitimli genç nüfusun adaya dönüşünü teşvik etmek amacıyla kapsamlı bir “Yurda Dönüş Yasa Önerisi” hazırladıklarını açıklayan Özbilgehan, önerinin yakın dönemde kamuoyuyla paylaşılacağını kaydetti.
“ULUSAL GENÇLİK KONSEYİ MODELİNİ ADAYA UYARLADIK”
Gençlik Federasyonunun kuruluş sürecine ilişkin bilgi veren Özbilgehan, dünyadaki “Ulusal Gençlik Konseyi” modellerini inceleyerek bu yapıyı Kıbrıs Türk gençliği açısından uygulanabilir bir modele dönüştürdüklerini ifade etti.
Özbilgehan, federasyonun gençlik sivil toplum örgütlerini, gençlik merkezlerini, gençlik kulüplerini ve siyasi partilerin gençlik organlarını aynı çatı altında buluşturmayı hedefleyen kapsayıcı bir yapı olduğunu belirterek, bu geniş temsiliyet sayesinde karar alma mekanizmaları üzerinde etkili bir gençlik baskısı oluşturduklarını söyledi.
Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı ile imzalanan protokol çerçevesinde Devlet Gençlik Çalışmaları Üst Kurulunun hayata geçirildiğini de aktaran Özbilgehan, adadaki pek çok belediye ile gençlik çalışmaları alanında iş birlikleri yürüttüklerini ifade etti.
“GENÇLİK EKOSİSTEMİ 2019’DAN SONRA DAHA GÖRÜNÜR HÂLE GELDİ”
Kıbrıs Türk gençlik ekosisteminin son durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özbilgehan, 2019 öncesinde gençlik politikaları kavramının kamusal alanda yeterince yer bulmadığını, son yıllarda ise bu alanda önemli bir farkındalık oluştuğunu söyledi.
2019’da düzenlenen Kıbrıs Türk Gençlik Kongresi’nin ve ardından gelişen gençlik çalışmaları sürecinin yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu belirten Özbilgehan, gençlerin sivil toplumda, siyasi partilerde, meslek örgütlerinde, basında ve yerel yönetimlerle yürütülen çalışmalarda daha görünür hâle geldiğini kaydetti.
Siyasi partilerin gençlik organlarının geçmişte çoğu zaman broşür dağıtan veya bayrak asan yapılar olarak görüldüğünü ifade eden Özbilgehan, bugün gençlerin karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmaya başlamasının önemli olduğunu söyledi.
Özbilgehan, gençlik örgütlerinin yalnızca etkinlik yapan veya gençler adına konuşan yapılar olarak değil, gençlerin kendi kararlarını aldığı, politika ürettiği ve karar alma mekanizmalarını etkilediği kurumsal aktörler olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.
Buna karşın mevcut tabloyu yeterli görmediğini belirten Özbilgehan, “Gençlik politikaları yalnızca ‘gençler geleceğimizdir’ demekle olmaz. Gençlerin karar mekanizmalarına katıldığı, ihtiyaçlarının veriye dayalı biçimde tespit edildiği ve gençlik örgütlerinin sürdürülebilir biçimde desteklendiği bir sistem kurulmalıdır.” dedi.
“MUASIR MEDENİYETLER SEVİYESİ SOMUT BİR ÖLÇÜT OLMALI”
19 Mayıs’ın taşıdığı tarihî anlama da değinen Özbilgehan, Atatürk’ün “muasır medeniyetler seviyesi” hedefinin yalnızca törensel bir ifade olarak değil, kamu yönetimi, gençlik politikaları, eğitim, teknoloji, çevre, enerji, spor ve şehircilik gibi alanlarda somut bir ölçüt olarak ele alınması gerektiğini söyledi.
Gençlik Federasyonunu kurmadan önce ve kuruluş sürecinde Belçika, İngiltere, Türkiye ve Azerbaycan başta olmak üzere farklı ülkelerdeki gençlik örgütlerini, ulusal gençlik konseyi modellerini ve bu yapıların devletle ilişkilerini incelediklerini belirten Özbilgehan, federasyonun bu karşılaştırmalı gözlemlerden hareketle şekillendirildiğini ifade etti.
Özbilgehan, “Muasır medeniyetler seviyesi bizim için soyut bir hedef değil, somut bir çalışma yöntemidir. Gençlikten ulaştırmaya, enerjiden çevreye, eğitimden şehircilik politikalarına kadar her alanda ‘Dünyada ne yapılıyor, biz ne yapıyoruz?’ sorusunu sormalıyız.” dedi.
Kısa vadeli seçim hesapları ve günü kurtarma anlayışı yerine uzun vadeli, çağdaş ve bütünlüklü politikalar üretilmesi gerektiğini vurgulayan Özbilgehan, gençler için atılan adımların kırsal kesim arsaları, sınırlı kredi modelleri veya dönemsel desteklerle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi.
Özbilgehan, “Gençlik politikalarını çağdaş dünyadaki örneklerle kıyaslamalı, ada koşullarına uygun ancak uluslararası standartları yakalayan bir modele dönüştürmeliyiz. Umarım bir sonraki 19 Mayıs’a geldiğimizde gençlik ve spor alanlarında yeni adımları ve somut değişimleri konuşuyor oluruz.” ifadelerini kullandı.
“ANKETLERDE ASKERLİK SORUNU HEP ÖN SIRALARDA”
Yurt dışında eğitim gören veya çalışan Kıbrıslı Türk gençlerin adaya dönmeme nedenlerini bilimsel verilerle incelediklerini belirten Özbilgehan, yapılan anket ve araştırmalarda zorunlu askerlik konusunun hep ilk sıralarda yer aldığını söyledi.
Mevcut askerlik sisteminin gençlerde ciddi bir gelecek kaygısı yarattığını ifade eden Özbilgehan, askerliğin “kaçılması gereken” bir kurum olarak görüldüğünü, bu durumun güvenlik kurumlarının toplumsal algısını da olumsuz etkilediğini; askerlik kurumunun bu şekilde yıpratılmaması gerektiğini belirtti.
Özbilgehan, profesyonel askerlik modelinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Askerlik gençler açısından kaçınılması gereken bir zorunluluk olmaktan çıkarılmalı; eğitim, kariyer ve mesleki gelişim imkânları sunan cazip bir yapıya kavuşturulmalıdır. Dünyadaki güçlü ordularda sistem yalnızca zorlayıcı değil, aynı zamanda cezbedici bir temele dayanır.” dedi.
“GENÇLERİN AİLE DESTEĞİ OLMADAN EV SAHİBİ OLMASI NEREDEYSE İMKÂNSIZ”
Gençlerin adada kök salmasının önündeki bir diğer büyük engelin barınma krizi olduğunu dile getiren Özbilgehan, ekonomik istikrarsızlık ve Türk lirasının değer kaybı nedeniyle konut fiyatlarının gençler açısından ulaşılması güç seviyelere çıktığını söyledi.
Özbilgehan, 22 yaşında üniversiteden mezun olan bir gencin, 35 yaşına kadar düzenli biçimde birikim yapsa dahi tek başına ev alabilecek finansal güce erişmesinin çok zor olduğunu belirtti.
Seçim dönemlerinde dağıtılan kırsal kesim arsalarının veya yüksek taksitli kredilerin kalıcı çözüm sunmadığını söyleyen Özbilgehan, Birleşik Krallık’taki “Council House” modeline benzer şekilde devlet eliyle planlı, sürdürülebilir ve erişilebilir sosyal konut projelerinin hayata geçirilmesi gerektiğini kaydetti.
“EVE DÖNÜŞ YASA ÖNERİSİ HAZIRLANDI”
Beyin göçünü durdurmak ve tersine çevirmek amacıyla bağımsız uzmanlarla birlikte “Eve Dönüş Yasa Önerisi” hazırladıklarını açıklayan Özbilgehan, öneriyle yurt dışında yaşayan, çalışan veya eğitimini tamamladıktan sonra adaya dönmek isteyen nitelikli gençlere yönelik gümrük, vergi ve istihdam alanlarında çeşitli kolaylıkların düzenlenmesinin amaçlandığını söyledi.
Özbilgehan, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın ve gençlikten sorumlu bakan Fikri Ataoğlu’nun da bu yönde benzer hassasiyetleri olduğunu belirterek, hazırlanan dokümanların kendilerine ve ekiplerine ulaştırıldığını, önerinin yakın dönemde kamuoyuyla paylaşılacağını ifade etti.
Geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen “Söz Gençte” etkinliğinde dile getirilen “Adaya Dönüşü Teşvik Komisyonu” kurulması önerisini de olumlu bulduklarını belirten Özbilgehan, bu fikrin Devlet Gençlik Çalışmaları Üst Kurulu ile entegre edilerek kurumsallaştırılması için organizasyon komitesiyle temas kurulacağını söyledi.
“YÜKSEKÖĞRENİMDE PLANSIZLIK MEZUN İŞSİZLİĞİNİ ARTIRIYOR”
Ülkenin “yükseköğrenim adası” kimliğinin doğru planlanmadığını savunan Özbilgehan, kontenjan politikalarında ülkenin gerçek ihtiyaçlarının dikkate alınması gerektiğini ve ücretsiz yükseköğretimin bir hak olduğunu belirtti.
Hukuk, eczacılık ve diş hekimliği gibi alanlarda ihtiyaç fazlası mezun verildiğini söyleyen Özbilgehan, bu plansızlığın üniversite mezunu işsizliğini derinleştirdiğini ifade etti.
İskoçya örneğine atıfta bulunan Özbilgehan, Kuzey Kıbrıs’ta küçük bir coğrafyada çok sayıda benzer program bulunduğunu ve bunun meslek planlaması açısından sorun yarattığını söyledi.
Yerli öğrencilerin mesleki yönlendirmesi için merkezî bir sınav ve planlama sistemine ihtiyaç olduğunu kaydeden Özbilgehan, devletin ihtiyaç duyulan alanlara göre yerli kontenjan belirlemesi, kalan kapasitenin ise yabancı öğrenciler için değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“SİYASETTE TORPİL ALGISI GENÇLERİ SİSTEMDEN UZAKLAŞTIRIYOR”
Sorulan soru üzerine “gençler apolitiktir” söyleminin gerçeği yansıtmadığını ifade eden Özbilgehan, gençlerin memleket meselelerini ve siyaseti aktif biçimde tartıştığını ancak siyasi partilere güven duymadığını söyledi.
Gençlerin büyük çoğunluğunun siyasi partileri kendisine uzak gördüğünü belirten Özbilgehan, siyasi kurumların bu tablo karşısında ciddi bir özeleştiri yapması gerektiğini dile getirdi.
Özbilgehan, kamuda, bürokraside veya çeşitli komitelerde görev alabilmek için liyakat yerine parti yakınlığının belirleyici olduğu yönündeki algının gençleri sistemden soğuttuğunu kaydetti.
“Eğitimli ve donanımlı gençlerimiz, torpil barajını aşamayacağını düşündüğü için sistemden uzaklaşıyor. Kalifiye gençleri aktif siyasetten ve bürokrasiden uzak tutmaya devam edersek, uzun vadede yönetim kademelerinin niteliği de zayıflar.” dedi.
“DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜ ANLAMAK ZORUNDAYIZ”
Yeni nesle yönelik “tembel” veya “çalışmak istemiyor” şeklindeki eleştirilerin kolaycı bir yaklaşım olduğunu belirten Özbilgehan, dijitalleşme nedeniyle jenerasyonlar arasındaki farkın artık çok daha kısa sürelerde ortaya çıktığını söyledi.
Özellikle 2010 sonrasında doğan çocukların akıllı teknolojiler, yapay zekâ araçları ve sosyal medya dünyasının içine doğduğunu hatırlatan Özbilgehan, çalışma, üretim ve başarı anlayışının da buna paralel olarak değiştiğini ifade etti.
Özbilgehan, “Gençler tembel değil; sadece önceki nesillerin yeterince bilmediği alanlarda, dijital dünyada farklı üretim biçimleri geliştiriyorlar. Bilmediğimiz yenilikleri tembellik olarak yaftalamak yerine bu dönüşümü anlamamız gerekiyor.” dedi.
“BÜROKRASİ GİRİŞİMCİYİ DAHA BAŞLAMADAN YORUYOR”
Genç girişimcilerin adada karşılaştığı en büyük engellerin hantal bürokrasi ve sermaye yetersizliği olduğunu belirten Özbilgehan, girişimcilik ekosisteminin hızlandırılması için hızlı karar alabilen operasyonel kurullar kurulması gerektiğini ifade etti.
Özbilgehan, Kalkınma Bankası kaynaklarının genç bilişimciler, yenilikçi projeler, fonlar, melek yatırımcı ağları ve çekirdek sermaye modelleri için kullanılması gerektiğini kaydetti.
Özbilgehan, bürokrasinin yavaş çalıştığı alanların tespit edilmesi gerektiğini belirterek Cumhurbaşkanlığı veya Başbakanlık bünyesinde, uzun bürokratik işlemlerin şikâyet edilebileceği ve verimliliğin artırılması için çalışmalar yapacak bağımsız bir kurul oluşturulmasını önerdi.
Kuzey Kıbrıs’ta pek çok üniversite bulunmasına rağmen yalnızca iki teknokent olmasının ve bu yapıların da yasal eksikliklerle karşı karşıya kalmasının kabul edilemez olduğunu belirten Özbilgehan, gençlerin teknoloji ve inovasyon alanında desteklenmesinin kritik önemde olduğunu söyledi.
“SPOR AMBARGOLARI GÖRÜŞME MASASINA GETİRİLMELİ”
Konuşmasının sonunda Kıbrıs sorununa da değinen Özbilgehan, 2017 Crans-Montana sürecinin sonuçsuz kalmasının ardından gençlerin Kıbrıs sorununa olan ilgisinin ve çözüm sürecine yönelik inancının zayıfladığını ve derinleşen ekonomik sorunların gençlerin gündeminde Kıbrıs sorununun önüne geçtiğini ifade etti.
Kapsamlı çözüm kısa vadede mümkün görünmese bile, iki toplumun günlük yaşamına doğrudan dokunacak güven yaratıcı önlemlerin ivedilikle gündeme alınması gerektiğini belirten Özbilgehan, bu adımların başında spor ambargolarının kaldırılmasının geldiğini söyledi.
Özbilgehan, “Kıbrıslı Türk gençlerin ve sporcuların uluslararası arenalarda kendi kimlikleriyle yarışamaması artık insani ve hukuki sınırları aşan bir meseledir. Gençliğin geleceği koltuk kaygılarına feda edilemez. Kapsamlı çözüm olmasa dahi, spor ambargolarının gevşetilmesi ve kaldırılması uluslararası toplumun desteğiyle görüşme masasına taşınmalı ve güven yaratıcı önlemler kapsamına alınmalıdır.” ifadelerini kullandı.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.