Mete Hatay: Beklenen tokat geldi, mülkiyet dosyasının faturası önümüze çıkıyor
Araştırmacı-yazar Mete Hatay, Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nde yapılan oylamanın KKTC açısından önemli bir uyarı niteliği taşıdığını savunarak, Taşınmaz Mal Komisyonu’nun etkin çalıştırılmaması, ödemelerde yaşanan gecikmeler ve Maraş konusundaki belirsizliklerin uluslararası alanda olumsuz sonuçlar doğurmaya başladığını kaydetti.
Araştırmacı-yazar Mete Hatay, Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nde mülkiyet konusunun ele alındığı toplantının ardından yaptığı değerlendirmede, ortaya çıkan sonucu “tokat” olarak nitelendirdi.
Mete Hatay, "Evet, beklenen tokat geldi. Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi'nde yapılan oylamada dosya, 25'e karşı 19 oyla yeniden AİHM eksenine havale edildi. Bazıları bunu teknik bir prosedür gibi göstermeye çalışacaktır ama işin özü farklıdır: Yıllardır ayak sürüyerek, günü kurtararak ve mülkiyet meselesini kendi hâline bırakarak gelinen noktanın faturası yavaş yavaş önümüze çıkıyor" ifadelerini kullandı.
"Taşınmaz Mal Komisyonu bir dönem uluslararası alanda kabul görmüş, hatta birçok davanın kapanmasını sağlamıştı. Ancak bir mekanizmanın var olması yetmez; çalışması gerekir. Ocak ayından beri hak edişlere tek kuruş ödeme yapılmadığı konuşuluyor. İade mekanizması fiilen durmuş durumda. Dosyalar birikiyor, belirsizlik büyüyor" diyen Hatay, açıklamasının devamında ise şunları söyledi:
"Maraş ise hâlâ karanlık bir turizm müzesi gibi bekletiliyor. Bir zamanlar çözüm için kaldıraç olabilecek bir bölge, bugün ne iade ediliyor ne de siyasi bir açılımın parçası hâline getiriliyor. Sadece zaman geçiyor. Bütün bunlar olurken bazı çevreler hâlâ uluslararası sistemin bizi bekleyeceğini düşünüyor. Oysa dünya beklemiyor. Dokuz aydır "geliyor" denilen Schengen düzenlemelerinin yaratacağı yeni gerçeklik de kapıda. Yeşil Hat'ın, AB'nin daha sıkı denetlenen dış sınırlarından birine dönüşmesi ihtimali artık teorik bir tartışma olmaktan çıkıyor.
1990'ların ortasında yaşanan hukuki ve siyasi sıkışmışlığa geri dönme riski küçümsenmemeli. O dönemde de "bir şey olmaz" deniyordu. Sonra bir sabah Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, mülkiyet davaları ve uluslararası baskılar yeni bir dönemin kapısını açtı. Sorun şu ki bugün hâlâ aynı reflekslerle hareket ediyoruz. Ödemeleri geciktirerek, iadeleri durdurarak ve statükonun kendi kendini koruyacağını varsayarak... Maalesef, Garp cephesinde ahvâl-i umûmiye şimdilik bu surettedir."
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.