Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 6 Eylül 2018, Perşembe

“Ben ol da bil”

Paylaş  
23
21
22

“Ben ol da bil”

Asırlar öncesinden uzanan bir öğretinin hayatta kalması çok da kolay değildir. Buna en değerli örnekler büyük dinlerdir aslında. Medeniyetler tarihini incelediğimizde görürüz ki bazı dinler dışında, bir çok öğreti arkaik dönemin eserleri arasındadır.

Mevlâna Celaleddini Rumi oluşturan yaşam öğeleri onun öğretisinin temel taşlarını da oluşturduğu için, babasının ölümüne kadar olan dönem ve babasının ölümünden sonra olan dönem olarak yaşamını iki aşamada değerlendirebiliriz.

Mevlâna, bir öğretiler nosyonunun kurucusu olmak yanında, İslam dinini, şiir, sanat, müzik yoluyla en ince yorumlayan kişi olarak da bilinir. İngiliz doğubilimci Arberry, Mevlâna’yı “dünyanın en büyük ozanı” olarak nitelerken, Goethe onun etkisinde kalmış, Rembrandt tablosunu yapmış, Muhammed İkbal felsefesini onun düşünceleri üstüne kurmuş, İngiliz doğubilimci Nicholson 30 yıl çalışarak Mesnevi’yi İngilizceye çevirmiş ve yapıtın Batı dünyasında tanınmasını sağlamıştır. Mevlâna yüzyıllardır etkisini, canlılığını yitirmeyen bir büyük ozan ve düşünce adamı niteliğini korumaktadır. İnanç ve düşünce özgürlüğüne olağanüstü bir değer vermesi, bütün insanları saygıya ve sevgiye çağırması onun en büyük özelliğidir.

Mevlâna bu yönüyle, öğretilerine de yansıyan şekliyle tam bir “varlık birliği” savunucusudur. Ona göre, her varlık Hakk’ın bir ayrı tecellisidir ve yaratılmışlara uygulanan her eylem aslında Yüce Allah’a uygulanıyor demektir. Onun için, soyut bir Allah sevgisi yerine, somut bir sevgi, yani Hakk’ı halkta ve halkı Hak’ta sevmek gerekir. Bu onun en temel felsefesidir.

Mevlâna, biçimci olan her türlü kısıtlamanın karşısında bir felsefe geliştirdi. Ona göre, asıl konu her zaman “insan” oldu. Din, felsefe, ahlak, insanı daha mutlu etme yolunda gelişen araçlar olarak kullanılmalıydı. Bu araçlara takılıp kalmak, gelişmeyi ve gelişme hızını kesecek yanlış davranışlar olacaktı. Doğru olan, gerçeğe giden yolu bulmaktı ve bu yol, “aşk”tan geçerdi. Sonsuz bir sevgi, herşeyi çözerdi. Allah aşkı kalbe inince daha iyi anlıyor insan.

Mevlâna için, sözünü ettiği bu aşk kendisine sorulduğunda o en bilinen ve en etkili sözünü söylediği rivayet edilir. “Ben ol da bil.” Mevlâna’yı bu büyük sözü ve “ne istersen, sen o’sun” felsefesini de içine alan birmakalede anmak ve Allah’ın içinize çektiğiniz hava kadar değerli bir aşkı kalbinize doldurmasını dilerim.

Bu denli bir derinlik varlığı nedeniyle, onun dışında kalan farklı felsefe ve ruhsal dinginlik uygulamalarını eleştirmek istemem. Ancak sarılmak ihtiyacı duyduğumuz maneviyatın en güçlüsü olan Mevlâna öğretilerinin bir yana itilmesini eleştirebilirim.

Ne güzel bir hayatın cümleleridir Mevlâna!

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
21 Şubat 2019, Perşembe    Bir kalp kazanın
19 Şubat 2019, Salı    Sermayenin kültürel ayrımları
18 Şubat 2019, Pazartesi    Kim bilir, belki hayallerimiz olur yeniden...
15 Şubat 2019, Cuma    Modernleşme ve habercilik
14 Şubat 2019, Perşembe    Aşk
12 Şubat 2019, Salı    Ameller ve niyetler*
11 Şubat 2019, Pazartesi    Uçurtmasız gökyüzü
7 Şubat 2019, Perşembe    İki ihtilal arası sinema
6 Şubat 2019, Çarşamba    Hayat sen istersen güzel
5 Şubat 2019, Salı    "Neyi 'kurtarmaz'dı?"

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Bir kalp kazanın
Ferhat ATİK | 21 Şubat 2019, Perşembe
Bir kalp kazanın
İnsan o kadar çok şeyin en üstünü görür ki, kendisi hep bu kibrine yenilir. Oysa şeytan -ki meleklerin ustasıydı-, kibir onu ne hale soktu! Oysa bir pire -ki bedeninin seksen metre uzağına sıçrar-, b...
Sermayenin kültürel ayrımları
Ferhat ATİK | 19 Şubat 2019, Salı
“Eğer sosyolog her zaman biraz rahatsızlık veriyorsa, bunun nedeni, bilinçsiz kalınması yeğlenen şeylerin bilincine varmaya zorlamasıdır" der Pierre Bourdieu.
Bourdieu, 20. yy’ın bizimle birlikte yaşamış,...
Kim bilir, belki hayallerimiz olur yeniden...
Ferhat ATİK | 18 Şubat 2019, Pazartesi
Biz büyüyoruz, büyük insanlar oluyoruz. Sonra dünümüzü hemen unutuyor, yola yeni çıkmış çocukların bugünüyle uzlaşamadan, geleceklerini çözmeye, anlamaya, şekillendirmeye çalışıyoruz.
Umutsuzca, başarısızca.
Sonu ge...