Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 6 Eylül 2018, Perşembe

“Ben ol da bil”

Paylaş  
13
12
12

“Ben ol da bil”

Asırlar öncesinden uzanan bir öğretinin hayatta kalması çok da kolay değildir. Buna en değerli örnekler büyük dinlerdir aslında. Medeniyetler tarihini incelediğimizde görürüz ki bazı dinler dışında, bir çok öğreti arkaik dönemin eserleri arasındadır.

Mevlâna Celaleddini Rumi oluşturan yaşam öğeleri onun öğretisinin temel taşlarını da oluşturduğu için, babasının ölümüne kadar olan dönem ve babasının ölümünden sonra olan dönem olarak yaşamını iki aşamada değerlendirebiliriz.

Mevlâna, bir öğretiler nosyonunun kurucusu olmak yanında, İslam dinini, şiir, sanat, müzik yoluyla en ince yorumlayan kişi olarak da bilinir. İngiliz doğubilimci Arberry, Mevlâna’yı “dünyanın en büyük ozanı” olarak nitelerken, Goethe onun etkisinde kalmış, Rembrandt tablosunu yapmış, Muhammed İkbal felsefesini onun düşünceleri üstüne kurmuş, İngiliz doğubilimci Nicholson 30 yıl çalışarak Mesnevi’yi İngilizceye çevirmiş ve yapıtın Batı dünyasında tanınmasını sağlamıştır. Mevlâna yüzyıllardır etkisini, canlılığını yitirmeyen bir büyük ozan ve düşünce adamı niteliğini korumaktadır. İnanç ve düşünce özgürlüğüne olağanüstü bir değer vermesi, bütün insanları saygıya ve sevgiye çağırması onun en büyük özelliğidir.

Mevlâna bu yönüyle, öğretilerine de yansıyan şekliyle tam bir “varlık birliği” savunucusudur. Ona göre, her varlık Hakk’ın bir ayrı tecellisidir ve yaratılmışlara uygulanan her eylem aslında Yüce Allah’a uygulanıyor demektir. Onun için, soyut bir Allah sevgisi yerine, somut bir sevgi, yani Hakk’ı halkta ve halkı Hak’ta sevmek gerekir. Bu onun en temel felsefesidir.

Mevlâna, biçimci olan her türlü kısıtlamanın karşısında bir felsefe geliştirdi. Ona göre, asıl konu her zaman “insan” oldu. Din, felsefe, ahlak, insanı daha mutlu etme yolunda gelişen araçlar olarak kullanılmalıydı. Bu araçlara takılıp kalmak, gelişmeyi ve gelişme hızını kesecek yanlış davranışlar olacaktı. Doğru olan, gerçeğe giden yolu bulmaktı ve bu yol, “aşk”tan geçerdi. Sonsuz bir sevgi, herşeyi çözerdi. Allah aşkı kalbe inince daha iyi anlıyor insan.

Mevlâna için, sözünü ettiği bu aşk kendisine sorulduğunda o en bilinen ve en etkili sözünü söylediği rivayet edilir. “Ben ol da bil.” Mevlâna’yı bu büyük sözü ve “ne istersen, sen o’sun” felsefesini de içine alan birmakalede anmak ve Allah’ın içinize çektiğiniz hava kadar değerli bir aşkı kalbinize doldurmasını dilerim.

Bu denli bir derinlik varlığı nedeniyle, onun dışında kalan farklı felsefe ve ruhsal dinginlik uygulamalarını eleştirmek istemem. Ancak sarılmak ihtiyacı duyduğumuz maneviyatın en güçlüsü olan Mevlâna öğretilerinin bir yana itilmesini eleştirebilirim.

Ne güzel bir hayatın cümleleridir Mevlâna!

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
16 Kasım 2018, Cuma    “Sonrası iyilik, güzellik”
12 Kasım 2018, Pazartesi    Kitap yasaklayan bir ülke miyiz?  
9 Kasım 2018, Cuma    İki büyük kayıp
5 Kasım 2018, Pazartesi    Anlamak istersen eğer!
4 Kasım 2018, Pazar    Bir pazar yazısı...
2 Kasım 2018, Cuma    Biz ne yaptık Türkiye insanına?!
1 Kasım 2018, Perşembe    Elle tutulur olmaktan çıktı hayat
31 Ekim 2018, Çarşamba    BM’ye gerek var mı?
29 Ekim 2018, Pazartesi    Kibir kibirdir
26 Ekim 2018, Cuma    Ne güzel bir ülkem var!

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

“Sonrası iyilik, güzellik”
Ferhat ATİK | 16 Kasım 2018, Cuma
“Sonrası iyilik, güzellik”
Hep, hiç yazılmamışın derinliklerindedir aşk, hayal ve mutluluk. Yazılınca, dokunulduğunda solan çiçekler gibidirler. Öylece boynu bükülür hayallerin, yürekler dokundukça. Gönderilmeyen mek...
Kitap yasaklayan bir ülke miyiz?  
Ferhat ATİK | 12 Kasım 2018, Pazartesi
 
Hukukla ilgili herkese sorularım var! Sadece bilgi edinmek için, avukatlara, savcılara, yargıçlara, hukukçu vekillere, hukukçu akademisyenlere soruyorum! Hatta polise. Hukukla ilgilidirler diye düşünüyorum.
İngili...
İki büyük kayıp
Ferhat ATİK | 9 Kasım 2018, Cuma
İki büyük kayıp
Dünya 10 Kasım sabahı iki büyük kayıpla döngüsünü sürdürecekti…
1938 yılının 9 Kasım gecesi olanlar, insanlık tarihine bir utancın başlangıcı, bir sonun başlangıcı olarak geçti. Hitler’in propaganda ...