Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 7 Eylül 2018, Cuma

Bir toplum eleştirisi

Paylaş  
17
15
17

Bir toplum eleştirisi

Son günlerde yaşadıklarımıza bir eleştiri mahiyetinde hazırladım bu makaleyi... Tarihe not düşmek için!

*

Dünyadaki sayısal (dijital) devrim (tersine devrim) bir yaşam alanı olmaya ve hayatımızı kolaylaştırmaya başladığından bu yana kaybetmekteyiz. Bu yaygınlaşma sanata, özellikle de sinemaya ve diğer görsel sanatlara darbe yapmaktadır. O kadar ki, insan dokunuşlarından sanatı uzaklaştıran bir alt yapı hazırlayan durum, değer kavramını da zayıflatmaktadır.

Adına, ister enformasyon çağı deyin, ister bilişim çağı deyin içinde bulunduğumuz çağ düpedüz “imaj çağı”dır. Bu da öz olarak tüketimi çağrıştırıyor. Aslına bakarsanız tersine bir devrimin ya da en azından mücadelenin hızla daha çok yenildiği bir çağdayız. Bizlerse dünyanın her yanına saçılmış insanlar olarak artık bilinçli yanılgılarımızla çağın seyircileriyiz, kendi hayatlarımızın konuklarıyız.

Oysa tüm bunları silip süpürecek, her birinin yeniden üretimini sonsuza dek ortadan kaldıracak tek şey var: “SANAT”

Sanatın, eğlence sömürüsünün bir esiri konumuna sokulmasına karşı durmak, sanata eğilimli olsun olmasın, bu konuda yeteneğe sahip olsun olmasın her bireyin görevi olmalı. Belki de sadece dünyevi olanın değil maneviyatın bile kurtuluşudur bu. Çünkü sanata dokunmak ya da dokunana gönülden destek vermek kalpleri yumuşatır, estetiği ve paralelinde mutluluğu artırır.

Sanat eğlence dünyasına yenilmemeli.

Bunca derdin içinde konu bu mu demeyin, bu estetik bakış açımız yok diye tüm bu dertler var!

Bu ülkenin devlet binalarında, ülke insanlarının evlerinde, her yerde, yine bu ülkenin sanat eserlerinin bulunması, bunun gönülden yapılması gerekir. Bireylerin bir birleri ile topluca temas noktalarıdır çünkü sanat. İnsanlar bu dokunuşlarla, bir arada bir ruha, yani toplum olmaya yönelirler.

Hiç bir toplum özünde ortak sanat ve ortak kültür bulunmadıkça geleceğe yürüyemez.

Bu cümleyi okuduğunuzda bahçe kapısına hep birlikte ‘gancelli’ demekten, ‘molihiya’ yemekten ya da ‘dillirga’ türküsüyle folklor oynamaktan bahsetmediğimi ancak bu saydıklarıma da degradasyon yapmadığımı anladığınızı umuyorum.

Ne siyaset, ne demokrasi, ne de benzeri şeyler temelinde ortak kültür ve onun üzerine üretilen sanat olmadıkça kalıcı olamazlar. Yoğun değişkenlik içinde, sadece yıpratıcı olurlar ve kaybolurlar. İnsanlığın tarihsel, estetik, gelişiminin bilgisini edinmenin yollarını bu değerlerle geliştirebilir, bu değerlerden güç alarak kendi toplumumuza, ülkemize ve insanlığa gözlerimizi çevirmekle, sadece bir siyasi tanımla değil hakikaten toplum olabiliriz.

Bir toplumda birikmiş entelektüel derinlik; toplumsal sorumluluk ve kolektif çalışma ilkeleri çerçevesinde başarı getirir. Aksi; hep birilerinin kazandığı ama toplumun, hakiki toplum olmadığı için, hep kaybettiği yapılar ve gelecek kaygısı ile dolu hayatlardır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
21 Şubat 2019, Perşembe    Bir kalp kazanın
19 Şubat 2019, Salı    Sermayenin kültürel ayrımları
18 Şubat 2019, Pazartesi    Kim bilir, belki hayallerimiz olur yeniden...
15 Şubat 2019, Cuma    Modernleşme ve habercilik
14 Şubat 2019, Perşembe    Aşk
12 Şubat 2019, Salı    Ameller ve niyetler*
11 Şubat 2019, Pazartesi    Uçurtmasız gökyüzü
7 Şubat 2019, Perşembe    İki ihtilal arası sinema
6 Şubat 2019, Çarşamba    Hayat sen istersen güzel
5 Şubat 2019, Salı    "Neyi 'kurtarmaz'dı?"

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Bir kalp kazanın
Ferhat ATİK | 21 Şubat 2019, Perşembe
Bir kalp kazanın
İnsan o kadar çok şeyin en üstünü görür ki, kendisi hep bu kibrine yenilir. Oysa şeytan -ki meleklerin ustasıydı-, kibir onu ne hale soktu! Oysa bir pire -ki bedeninin seksen metre uzağına sıçrar-, b...
Sermayenin kültürel ayrımları
Ferhat ATİK | 19 Şubat 2019, Salı
“Eğer sosyolog her zaman biraz rahatsızlık veriyorsa, bunun nedeni, bilinçsiz kalınması yeğlenen şeylerin bilincine varmaya zorlamasıdır" der Pierre Bourdieu.
Bourdieu, 20. yy’ın bizimle birlikte yaşamış,...
Kim bilir, belki hayallerimiz olur yeniden...
Ferhat ATİK | 18 Şubat 2019, Pazartesi
Biz büyüyoruz, büyük insanlar oluyoruz. Sonra dünümüzü hemen unutuyor, yola yeni çıkmış çocukların bugünüyle uzlaşamadan, geleceklerini çözmeye, anlamaya, şekillendirmeye çalışıyoruz.
Umutsuzca, başarısızca.
Sonu ge...