Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 10 Ocak 2019, Perşembe

Ertelemeyin

Paylaş  
20
16
20

Ertelemeyin

Hep, en çoğuna sahip olduğumuzda, önceki zamanlarımıza göre daha fazlasını elde ettiğimizi düşündüğümüzde, hayatımızın ucunda oluyoruz. En tecrübeli anımız, yaşama gözlerimizi yummadan önceki son an. Biriktirdiğimiz her şeyin teker teker anlamını yitirdiği an, o an. Bir sürenin sonuna gelindiğinde, yaşanılanların gülümsediğini, yaşanamayanların eksiklik duygusu kaplıyor. Neredeyse her birimiz, hiç bilmiyoruz ki, yarın denen ertelemeler, belki de hiç ulaşamayacağımız hedefler halinde. Garantisi olmayan yarınlarımız var.

Oysa “bugün”ün bizden beklentisi, onu yaşamamız. Kendimiz için, neyi bir sonraya ertelediğimizi sorgulamak gerekir bazen. Çünkü zor olan, her şeyi bugünde yaşamak. Ertelemeden. İçimizden geldiği gibi. Yarının belki de hiç olmayacağı, olamayacağı ihtimali ile. Yarını kurgulayan biz değiliz çünkü!

*

Şimdi bir düşünelim. Her yaştaki bizler, bu yaşlara nasıl eriştiğimizi hatırlıyor muyuz? Geçen yıllar, tükenen zamanlar, nasıl da bir çırpıda geçmiş gibi geliyor. Geride biriken yılların ne kadarını tam olarak hatırlıyoruz? Kısa kısa kesitler olmuş “dün” denen zaman. Oysa yaşarken ne kadar da uzun geliyordu! Değilmiş!

Sürdürmekte olduğumuz her zamanın sadece bir “bugün” olduğu bilincine varana kadar, bugün dün oluyor ancak o zaman da “yarın” kalmıyor.

“İnsanların birbirlerini tanımaları için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır” der Dostoyevski.  Hayat da böyle. Onu en iyi anladığımız, tadına ve varlığına en alıştığımız, nasıl yaşamamız gerektiğinin bilincine en vardığımız anda, sonuna geldiğimizi, ayrılık çanlarının çaldığını anlarız. Ne var ki, bir kere bitmiştir artık. Peki, tüm bunları bilen bizler, nasıl oluyor da yine “bugün”ü, hep sonraya erteleme güdüsüne yeniliyoruz? Nasıl oluyor da bu aymazlıkla tükeniyor, hayatımızı tüketiyoruz? Nasıl oluyor da yeniliyor, bugünü yaşama mücadelemizi hep kaybediyoruz?

Tüm soruların cevabı, kendimize soracağımız sorularda gizli. Ne zaman, sadece kendi istediğimiz için yaptık bir şeyi? Ne zaman, başkaları olmadan yaşadık bir anın büyüsünü? Ne zaman, ruhumuzda kopan fırtınaları, dindirmeye değil, bizi en mutlu edecek sahile salıvermeyi yaşadık?

“Her zaman”, yanıtı ne denli çoksa, o kadar kazanımınız var kendi “yaşam kavganızda”. Bencilliğe kaçmadan, yaşamı yalnızlığa mahkûm etmeden, kurulabilen dengelerle kurduğumuz köprülerin üzerinden “bugün” için, sadece kendimize özel duygular ve arzuları yaşama başarısına ulaşabilmek, hayatı anlamak demek. Yaşamın ucunda bir adres, yaşamın bitiminde bir beklentidir sadece “yarın” denen ertelemeler.

Oysa bugün, hep başucumuzda! Sadık bir beklentiyle...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
16 Ocak 2019, Çarşamba    İnternet gazetesinde ortak sorumluluk
15 Ocak 2019, Salı    Biz vardık diyebilmek
14 Ocak 2019, Pazartesi    Kıymet bilmek zaman alır
8 Ocak 2019, Salı    Ruhun besini
7 Ocak 2019, Pazartesi    Evrenin inadına
3 Ocak 2019, Perşembe    Her şey değişiyor
2 Ocak 2019, Çarşamba    İngiltere'nin kibirine dönüşü
31 Aralık 2018, Pazartesi    Yeni bir yıl ve Arınmak
28 Aralık 2018, Cuma    "Hakikat, hiçbir zaman incitilmemelidir!"
27 Aralık 2018, Perşembe    Sedom’dan gelen ders

banner
banner
banner
banner
banner
banner

İnternet gazetesinde ortak sorumluluk
Ferhat ATİK | 16 Ocak 2019, Çarşamba
İnternette yayın yapan bazı gazetelerin veya haber sitelerinin bir yerinde ısrarla “köşe yazarının yazılarının kendilerini bağladığı ve sitenin sorumlulu tutulamayacağı” uyarısı bulunur. Görmüşsünüzdür.
A...
Biz vardık diyebilmek
Ferhat ATİK | 15 Ocak 2019, Salı
Biz vardık diyebilmek
Günümüz Kıbrıs’ında kültürel ifadeler; entelektüel ağızlarda giderek yozlaşmaktadır. Çarpıcı acısı elbette bu yozlaşmanın başta kültür entelektüellerinden kaynaklanmasıdır. Ne yazık ki kişisel g...
Kıymet bilmek zaman alır
Ferhat ATİK | 14 Ocak 2019, Pazartesi
“Dünyada evrensel olarak tanınan tek Kıbrıslı Türk Şeyh Nazımdır. Kıymetini yıllar sonra anlayacağız.” Bu cümle Müftü’ye Din İşleri Dairesi Başkanı Sayın Talip Atalay’a ait. Bir gazete söyleşisinde, tarikatlara karşı ...