Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 11 Şubat 2019, Pazartesi

Uçurtmasız gökyüzü

Paylaş  
18
24
17

En çok, mutlu haykırışların yakalandığı gökyüzü üzülür, çocuklar uçurtma uçurmayınca. Ne başı bellidir, ne sonu ve ne de hangi mevsimde olduğu. Bir salıncak, kahkahalarla gülen çocukları sallarken mutludur ve bir tren, arkalarından bakakalanlar pahasına, mutlulukla çalar kornasını, yolcularını kavuşturmak hevesiyle bir başka diyara.

Bir avuç acıyla düşer yağmur toprağa. Fidan, acıyla yarar toprağı, güneş yolculuğunda. Gözyaşı, tuz tadında süzülür, göz pınarından yanağına. Yaşamak, öğrenmek ve bilmek, sancı sancı, acı acı sürer gider. Yoksa, hiç olur mu çocuksuz salıncak, yolcusuz tren? Hiç olur mu uçurtmasız gökyüzü?

*

Kavramlar kavramları kovalarken fark etmemiz gereken bir şey var!

O da kavramların kontrastıdır. Bu zıtlıklar ve karşıtlıklar, kavramların birbirine verdiği değerdir aslında. Birbirlerini yaratışları, anlamlı kılışları ya da varlık nedenlerini oluşturmaları bu şekilde vücut bulur. Derinlemesine düşünmemiz kaçınılmazdır.

Örneğin ilk paragraftaki gibi, bir tren ayrılacağı diyara veda eden yolcularla doludur ve bu kavram bir ayrılıktır. Oysa aynı yolcuların kavuşturulacağı diyarlara doğrudur yolculuk. Ayrılık, kavuşma kavramı ile hayat bulur. Yoksa tek başına son derece anlamsızdır. Hatta varlığı bile olmaz.

Mutluluk ve hüzün gibi...

Kavramlar birbirlerinin var olma nedenleri ve güçlü etkilerinin besleyicileridirler.

*

Bu bakış açısı ile insana baktığımızda, sadece kavramlar gelmiyor aklımıza. Düşünce de geliyor. Öyle ki, kavramlar gibi, düşüncenin de kontrastı, Türk Dil Kurumu’ndaki ifadesiyle eytişim ya da bildiğimiz şekliyle diyalektiktir. Diyalektik, farklı düşünceleri var eden, gelişim ve güçlenmelerini sağlayan bir yapıdır.

Düşünce farklılıklarının hatta doğrudan zıtlıklarının değeri bu denli aşikarken, farklı düşünenleri türlü yöntemlerle benzerleştirmek ya da ötekileştirmek veya benzer başka ‘modern’ saldırganlıklarla sindiren yaklaşımlar kullanmak kabul edilmezdir, arkaiktir, sadece düşüncenin değil insanlığın da geleceğini, gerek kendi coğrafyasında gerekse ve dolayısı ile global olarak köreltmektir.

Kendi düşüncemizin varlığını, karşı düşüncenin varlığına borçlu olduğumuz içselleştirmek ise çağdaş insanın olmazsa olmazıdır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
21 Şubat 2019, Perşembe    Bir kalp kazanın
19 Şubat 2019, Salı    Sermayenin kültürel ayrımları
18 Şubat 2019, Pazartesi    Kim bilir, belki hayallerimiz olur yeniden...
15 Şubat 2019, Cuma    Modernleşme ve habercilik
14 Şubat 2019, Perşembe    Aşk
12 Şubat 2019, Salı    Ameller ve niyetler*
7 Şubat 2019, Perşembe    İki ihtilal arası sinema
6 Şubat 2019, Çarşamba    Hayat sen istersen güzel
5 Şubat 2019, Salı    "Neyi 'kurtarmaz'dı?"
4 Şubat 2019, Pazartesi    "İç çağ" metaforu ve "geçiş kültürü"

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Bir kalp kazanın
Ferhat ATİK | 21 Şubat 2019, Perşembe
Bir kalp kazanın
İnsan o kadar çok şeyin en üstünü görür ki, kendisi hep bu kibrine yenilir. Oysa şeytan -ki meleklerin ustasıydı-, kibir onu ne hale soktu! Oysa bir pire -ki bedeninin seksen metre uzağına sıçrar-, b...
Sermayenin kültürel ayrımları
Ferhat ATİK | 19 Şubat 2019, Salı
“Eğer sosyolog her zaman biraz rahatsızlık veriyorsa, bunun nedeni, bilinçsiz kalınması yeğlenen şeylerin bilincine varmaya zorlamasıdır" der Pierre Bourdieu.
Bourdieu, 20. yy’ın bizimle birlikte yaşamış,...
Kim bilir, belki hayallerimiz olur yeniden...
Ferhat ATİK | 18 Şubat 2019, Pazartesi
Biz büyüyoruz, büyük insanlar oluyoruz. Sonra dünümüzü hemen unutuyor, yola yeni çıkmış çocukların bugünüyle uzlaşamadan, geleceklerini çözmeye, anlamaya, şekillendirmeye çalışıyoruz.
Umutsuzca, başarısızca.
Sonu ge...