Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 11 Şubat 2019, Pazartesi

Uçurtmasız gökyüzü

Paylaş  
20
24
19

En çok, mutlu haykırışların yakalandığı gökyüzü üzülür, çocuklar uçurtma uçurmayınca. Ne başı bellidir, ne sonu ve ne de hangi mevsimde olduğu. Bir salıncak, kahkahalarla gülen çocukları sallarken mutludur ve bir tren, arkalarından bakakalanlar pahasına, mutlulukla çalar kornasını, yolcularını kavuşturmak hevesiyle bir başka diyara.

Bir avuç acıyla düşer yağmur toprağa. Fidan, acıyla yarar toprağı, güneş yolculuğunda. Gözyaşı, tuz tadında süzülür, göz pınarından yanağına. Yaşamak, öğrenmek ve bilmek, sancı sancı, acı acı sürer gider. Yoksa, hiç olur mu çocuksuz salıncak, yolcusuz tren? Hiç olur mu uçurtmasız gökyüzü?

*

Kavramlar kavramları kovalarken fark etmemiz gereken bir şey var!

O da kavramların kontrastıdır. Bu zıtlıklar ve karşıtlıklar, kavramların birbirine verdiği değerdir aslında. Birbirlerini yaratışları, anlamlı kılışları ya da varlık nedenlerini oluşturmaları bu şekilde vücut bulur. Derinlemesine düşünmemiz kaçınılmazdır.

Örneğin ilk paragraftaki gibi, bir tren ayrılacağı diyara veda eden yolcularla doludur ve bu kavram bir ayrılıktır. Oysa aynı yolcuların kavuşturulacağı diyarlara doğrudur yolculuk. Ayrılık, kavuşma kavramı ile hayat bulur. Yoksa tek başına son derece anlamsızdır. Hatta varlığı bile olmaz.

Mutluluk ve hüzün gibi...

Kavramlar birbirlerinin var olma nedenleri ve güçlü etkilerinin besleyicileridirler.

*

Bu bakış açısı ile insana baktığımızda, sadece kavramlar gelmiyor aklımıza. Düşünce de geliyor. Öyle ki, kavramlar gibi, düşüncenin de kontrastı, Türk Dil Kurumu’ndaki ifadesiyle eytişim ya da bildiğimiz şekliyle diyalektiktir. Diyalektik, farklı düşünceleri var eden, gelişim ve güçlenmelerini sağlayan bir yapıdır.

Düşünce farklılıklarının hatta doğrudan zıtlıklarının değeri bu denli aşikarken, farklı düşünenleri türlü yöntemlerle benzerleştirmek ya da ötekileştirmek veya benzer başka ‘modern’ saldırganlıklarla sindiren yaklaşımlar kullanmak kabul edilmezdir, arkaiktir, sadece düşüncenin değil insanlığın da geleceğini, gerek kendi coğrafyasında gerekse ve dolayısı ile global olarak köreltmektir.

Kendi düşüncemizin varlığını, karşı düşüncenin varlığına borçlu olduğumuz içselleştirmek ise çağdaş insanın olmazsa olmazıdır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
17 Nisan 2019, Çarşamba    Girne Belediyesi taşınırken
10 Nisan 2019, Çarşamba    Tek liman sizin sığındığınız değil!
9 Nisan 2019, Salı    Hayatı alt üst olan ne yapmalı!
8 Nisan 2019, Pazartesi    Toplum yok edici "ben hariç sendromu"
5 Nisan 2019, Cuma    Neyle gurur duyduğumu bilmelisiniz!
2 Nisan 2019, Salı    Ne güzel olurdu!
1 Nisan 2019, Pazartesi    Kürt Açılımı'nda 2. Etap
29 Mart 2019, Cuma    3 cinayet 4 kahraman
28 Mart 2019, Perşembe    Bir fotoğrafla duran zaman
27 Mart 2019, Çarşamba    Sahip olmak

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Girne Belediyesi taşınırken
Ferhat ATİK | 17 Nisan 2019, Çarşamba
“Deconcretefication” çağın ihtiyacı olan bir sözcük olarak burada dursun.
*
Bir belediyeden ne beklersiniz? Temizlik mi? Lefkoşa’daki gibi memurunu ödemesini mi? Trafik park cezası kesmesini mi? As...
Tek liman sizin sığındığınız değil!
Ferhat ATİK | 10 Nisan 2019, Çarşamba
Yaşamı boyunca, toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütünün, bireyin içtenliği ve kendisini tanıması olduğunu savunan Nobel Ödüllü Fransız yazar Andre Gide; “Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe insan, yen...
Hayatı alt üst olan ne yapmalı!
Ferhat ATİK | 9 Nisan 2019, Salı
Hayatın akışı öyle ani şeyler yaşatıyor ki herbirimize, başımıza gelen hep yolun sonu gibi oluyor. Bazen bir son yeniden başlamanın sebebi de olabiliyor oysa. Acının bizi şekillendirici bir yanı var. Kimi acılarla yen...