Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 17 Temmuz 2017, Pazartesi
Leica özgürlük treni
Paylaş  
12
17
15

 

Bu bilgiler resmi kaynaklı...

Leica marka yüksek kalitede fotoğraf makinesi üreticisi Ernest Leitz’ın kamera ardındaki yaşamının gizli kalmış gerçeklerinden en önemlisi, Yahudileri Nazilerden korumak için onları ülke dışına kaçırmasıydı.

Leica fotoğraf makineleri fabrikasının sahibi II. Ernst Leitz’in çok sayıda Yahudi’yi Nazilerden kurtarmış olduğu, yıllar sonra İngiltere’de yaşayan bir rabbinin araştırmaları sonucu ortaya çıktı.

Hitler’in iktidara gelmesinden birkaç gün sonra II. Ernst Leitz, (babasının da adı Ernst Leitz’ti) 1925’ten beri Leica üreten optik fabrikasının yer aldığı Wetzlar kentinden bir dizi Yahudi gencini işe almaya başladı. Onları New York, Fifth Avenue’da bulunan Leica’nın showroomunda veya ABD’nin farklı yerlerinde pazarlamacı olarak çalıştırmak üzere bilinçli olarak eğitti. Yahudilerle evli olan ve bu nedenle cezaya çarptırılacak bazı Almanlar Leitz sayesinde kaçabildiler.

II. Ernst Leitz’in işçilerini ve meslektaşlarını sessizce Almanya dışına kaçırma operasyonuna Holokost tarihçileri mecazi olarak “The Leica Freedom Train” (Leica Özgürlük Treni) adını verdiler. Böylece işçiler, emekliler, dostları ve onların aileleri Leica’nın temsilciliklerinde çalışmak üzere Fransa, İngiltere, Hong Kong ve ABD’ye gönderildiler.

İngiltere’den bir rabbinin adeta bir dedektif gibi yaptığı araştırmaları sayesinde Leica kurtarılanlarının gerçeği aydınlığa kavuştu.

Naziler orduda fotoğrafa büyük önem verdikleri için Leitz’in fabrikasının üretimi de giderek gelişiyordu. Naziler Leica marka kamerayı propaganda amacıyla büyük miktarda kullanmaktaydılar. Leitz de bu yoğun üretim sayesinde Yahudi işçileri ile onların ailelerini Almanya dışına çıkarma planını başarı ile yürütebildi. Zaman zaman Gestapo’nun gözü Leitz’in üzerinde olsa da onlar için üretimin devamı çok önemliydi. Leitz’in hayat kurtarma operasyonu, Hitler’in Polonya’yı işgal etmesinin ardından Almanya sınırlarının kapatılması ile 1939’da son buldu.

Ernst Leitz de aynen Oscar Schindler gibi Nazi Partisi’nin üyesiydi. Holokost kurtulanları 1988 yılında savaş döneminde zorla işçi çalıştırmış Almanya fabrikalarına dava açtılar. Bu fabrikaların arasında Leica da vardı. Leica 1999 yılında zoraki çalıştırdığı işçilere tazminat ödedi.

Leitz Ailesi bu kahramanlık öyküsünün geniş kitlelerce bilinmesini istemedi, gizli kalmasını tercih etti. Buna rağmen “Leica Özgürlük Treni” olayı gün ışığına çıktı. Hatta sonradan, Frank Dabba Smith’in kaleme aldığı; “The Greatest Invention of the Leitz Family: The Leica Freedom Train” adlı bir kitaba ve “One Camera, One Life” adlı filme konu oldu.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
26 Eylül 2017, Salı    Bir Fransız atasözü der ki
25 Eylül 2017, Pazartesi    Terör sosyal medyada ve yanı başımızda
22 Eylül 2017, Cuma    "Boş ver be yaşı başı"
21 Eylül 2017, Perşembe    Cahillik, kör bir karanlık!
20 Eylül 2017, Çarşamba    Bir filmi kaç kere izlersiniz?
19 Eylül 2017, Salı    3. sayfa bir kültür
18 Eylül 2017, Pazartesi    Aşk her çağda aşk
15 Eylül 2017, Cuma    Teorem ve yaşam
14 Eylül 2017, Perşembe    Dil erozyonu
13 Eylül 2017, Çarşamba    Bulutlar öldürmese

Bir Fransız atasözü der ki
Ferhat ATİK | 26 Eylül 2017, Salı
“Yaşlı yapabilse, genç düşünebilse!” Bu özdeyişle tecrübe ve enerjinin bir aradalığını idealleştiren resmi bir ideoloji baskısı hissedilir aslında.
Buna en güçlü direnişi ise yine bir Fransız filozofun gösterdiğini, ...
Terör sosyal medyada ve yanı başımızda
Ferhat ATİK | 25 Eylül 2017, Pazartesi
Sosyal medya, hep iyi şeylerle dolu değil. İcat edenlerin de bunu öngördüklerini düşünüyorum. Silah tüccarlığı gibi. Savaş baronlarına sorsanız, silah üretim ve satışlarının insanların bireysel ve kitlesel olarak kend...
"Boş ver be yaşı başı"
Ferhat ATİK | 22 Eylül 2017, Cuma
Bunca sıkıntılı bir coğrafyada bizi duygular kurtarır ancak, gündelik yorgunluklardan, yılgınlıklardan.
“Yaşamı yaşamayı hiçbir zaman öğrenemedim” der Fransız düşünür Derrida. “Ölmeyi de bir o kadar.”
Yaşam böyle bi...