Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 17 Temmuz 2017, Pazartesi
Leica özgürlük treni
Paylaş  
27
45
27

 

Bu bilgiler resmi kaynaklı...

Leica marka yüksek kalitede fotoğraf makinesi üreticisi Ernest Leitz’ın kamera ardındaki yaşamının gizli kalmış gerçeklerinden en önemlisi, Yahudileri Nazilerden korumak için onları ülke dışına kaçırmasıydı.

Leica fotoğraf makineleri fabrikasının sahibi II. Ernst Leitz’in çok sayıda Yahudi’yi Nazilerden kurtarmış olduğu, yıllar sonra İngiltere’de yaşayan bir rabbinin araştırmaları sonucu ortaya çıktı.

Hitler’in iktidara gelmesinden birkaç gün sonra II. Ernst Leitz, (babasının da adı Ernst Leitz’ti) 1925’ten beri Leica üreten optik fabrikasının yer aldığı Wetzlar kentinden bir dizi Yahudi gencini işe almaya başladı. Onları New York, Fifth Avenue’da bulunan Leica’nın showroomunda veya ABD’nin farklı yerlerinde pazarlamacı olarak çalıştırmak üzere bilinçli olarak eğitti. Yahudilerle evli olan ve bu nedenle cezaya çarptırılacak bazı Almanlar Leitz sayesinde kaçabildiler.

II. Ernst Leitz’in işçilerini ve meslektaşlarını sessizce Almanya dışına kaçırma operasyonuna Holokost tarihçileri mecazi olarak “The Leica Freedom Train” (Leica Özgürlük Treni) adını verdiler. Böylece işçiler, emekliler, dostları ve onların aileleri Leica’nın temsilciliklerinde çalışmak üzere Fransa, İngiltere, Hong Kong ve ABD’ye gönderildiler.

İngiltere’den bir rabbinin adeta bir dedektif gibi yaptığı araştırmaları sayesinde Leica kurtarılanlarının gerçeği aydınlığa kavuştu.

Naziler orduda fotoğrafa büyük önem verdikleri için Leitz’in fabrikasının üretimi de giderek gelişiyordu. Naziler Leica marka kamerayı propaganda amacıyla büyük miktarda kullanmaktaydılar. Leitz de bu yoğun üretim sayesinde Yahudi işçileri ile onların ailelerini Almanya dışına çıkarma planını başarı ile yürütebildi. Zaman zaman Gestapo’nun gözü Leitz’in üzerinde olsa da onlar için üretimin devamı çok önemliydi. Leitz’in hayat kurtarma operasyonu, Hitler’in Polonya’yı işgal etmesinin ardından Almanya sınırlarının kapatılması ile 1939’da son buldu.

Ernst Leitz de aynen Oscar Schindler gibi Nazi Partisi’nin üyesiydi. Holokost kurtulanları 1988 yılında savaş döneminde zorla işçi çalıştırmış Almanya fabrikalarına dava açtılar. Bu fabrikaların arasında Leica da vardı. Leica 1999 yılında zoraki çalıştırdığı işçilere tazminat ödedi.

Leitz Ailesi bu kahramanlık öyküsünün geniş kitlelerce bilinmesini istemedi, gizli kalmasını tercih etti. Buna rağmen “Leica Özgürlük Treni” olayı gün ışığına çıktı. Hatta sonradan, Frank Dabba Smith’in kaleme aldığı; “The Greatest Invention of the Leitz Family: The Leica Freedom Train” adlı bir kitaba ve “One Camera, One Life” adlı filme konu oldu.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
18 Ocak 2018, Perşembe    "Je pense, donc je suis!"
17 Ocak 2018, Çarşamba    Kardan peri
16 Ocak 2018, Salı    Sen istediğin kadar kılıçla yönet...
15 Ocak 2018, Pazartesi    Dernek başarısızlıklarımız
12 Ocak 2018, Cuma    Gürültü Haritaları
11 Ocak 2018, Perşembe    "İnsan zamanın enkazıdır"
9 Ocak 2018, Salı    Rönesans ve sanat
9 Ocak 2018, Salı    Hayırlısı bakalım...
8 Ocak 2018, Pazartesi    Hayırlısı bakalım…
5 Ocak 2018, Cuma    Bir Nazım sabahı

"Je pense, donc je suis!"
Ferhat ATİK | 18 Ocak 2018, Perşembe
René Descartes’ın batı rasyonalizminin kurucu elementi olan felsefi sözünün orijinali “Je pense, donc je suis!” şeklindedir.
Descartes önce dört kural saptadı: Açık seçik ve belirgin fikirler dışınd...
Kardan peri
Ferhat ATİK | 17 Ocak 2018, Çarşamba
Bir Alman melodisi çalıyordu: Tannenbaum. Küçük çalışma odamın penceresinden sesin nereden geldiğine bakmak için başımı dışarıya uzattım. Tam önümden geçen bir adamla burun buruna geldik. Odamdaki penceremin sokak zem...
Sen istediğin kadar kılıçla yönet...
Ferhat ATİK | 16 Ocak 2018, Salı
Gelecek, ‘yaklaştıkça uzaklaşan bir şey gibi’ geliyor bazen. Yolculuğa çıkılmış ama hiç varılamayacak bir nokta gibi. Oysa bugün yapılan her şey, sonuçları ile geleceğin de parçası oluyor.
Başta tıp. İnsa...