Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Doç. Dr. N. BERATLI | 21 Ağustos 2011, Pazar

Derviş Paşa Konağı

Paylaş  
66
167
63

Bugün tam bir Etnoğrafya müzesi haline gelmekte olan Derviş Paşa Konağı’ndan önce, sahibinden bahsetmek lâzım…

Tüccarbaşı Derviş Paşa,(1843-1910) zamanının ünlü zenginlerindendir. Lefkoşa Surdışının nerdeyse tümünün sahibi… Ledra Palas’ın bahçesinden tutun, Hamitköy’e kadar olan bütün alan, günümüzün Köşklüçiftlik’i, Kızılbaş’ı, Yenişehir’i v.s.

Bu yoğun mük zenginliğinin yanında, Paşa ticaretle de iştigal ediyor…  Siyasetle de ilgili… 1891’de kurulan adadaki ilk müslüman örgütlenmesi Kıraathane-i Osmanî'nin kurucusu… 

Yetmedi, adada yayınlanan ve günümüze kadar nüshası gelen Zaman Gazetesi’nin de sahibi… Zaten en alt düzeyde sivil paşalık ünvanı olan Mir-i Mirân rütbesini de o yüzden almış. Ne var ki herkesin olduğu gibi, paşanın da bir ufak kusuru var:

Okuma yazma bilmiyor!

Bu yüzden gaztesine doldurduğu Jön Türk eğilimli yazarlar padişaha eleştiriyi sövgü düzeyine çıkarınca, paşalık ünvanı geri alınıyor!

O da sözkonusu yazarları gazetesinden kovup, bir başka gazetenin kuruluşuna (Kıbrıs) yol açıyor ama paşa ünvanı da adına yapışıveriyor.

Üstad Haşmet Gürkan’ın yazdığına göre aile, İstanbul’dan gelip Kıbrıs’a yerleşmiş… Ancak gerek paşa, gerekse Kıbrıs’taki son Osmanlı İdare Meclisi’nde görev yapan kardeşi Tüccarbaşı Fuat Bey, adada büyük emlâka sahip,  politik olarak da önemli isimler…

Lefkoşa’nın Karamanzade Mahallesinde’ki konağı, giriş kapısının üzerindeki kilit taşına kazınan tarihe göre, 1801 yılında inşa edilmiş.

Üst kattaki tavanın ahşap işlemelerine kazınan tarih ise, 1869! Bina avlusundaki hamam’ın gotik kemerleri ise bize bir başka gerçeği fısıldıyor:

Burada eski Gotik bir bina varmış!  Üzerine bu konak inşa edilmiş. 1801, kapının, 1869 ise ahşap tavan işlemmesinin tarihlenmesi olarak ele alınabilir.

Besbelli ki konak, paşaya ailesinden miras kalmış ve 1869’da bir tadilattan geçirilmiş! Konak, ikikattan oluşuyor.

Anlaşıldığına göre alt kat, ahır, hamam, hizmetli odaları ve mutfak’tan ibaret…  Ve muhtemelen eski bir binanın üzerine yapılmış.

Sokaktan bakınca, binanın iki giriş kapısı; yâni Harem ve Selâmlık kapıları hemen göze çarpıyor. Konak sahiplerinin gerçek hayatının sürdüğü üst kat ise pek çok eski Lefkoşa binasında olduğu gibi, Osmanlı!

Avludak ahırlar, günümüze ulaşamamış!Ama  su kuyusu, çeşme ve hamam yerli yerinde duruyorlar.

Bütün eski Lefkoşa konaklarında olduğu gibi, avlu adeta ev sahiplerinin huzurunu temin etmek için düzenlenmiş!

Gerçi son tadilatlara gelene kadar avludaki birer ağaçlık, portakal, mandalina, limon ağaçları; yasemin talvarı günümüze ulaşamadı ama Lefkoşa evlerinin tümünde, avlunun sokakla ev halkının ilişkisini kesen bir rahatlama mekânı olduğu biliniyor.

Bakmasını bilen bir gözün onları görebilmek için, günümüze kalmış ya da kalmamış olmalarına ihtiyaç yok!

Kalanlar, göçenlerin şifresi adeta… Alt kat, taş…

Üst kat ise kerpiç! Sadece sokağa uzanan cumba, ki Kıbrıs’ta cumba değil, “köşk” denilir, Bağdadi üslûpta inşaa edilmiş.

Dolgu…

Bu özellikler bile üst katın Osmanlı karakterini anlatmaya yeter…

1988 yılından beri Etnoğrafya Müzesi olarak kullanılan Derviş Paşa Konağı içerisinde, sadece şehir değil nerdeyse bizim eski yaşantımızın bütün izlerini bulmak mümkün… 

Mutfak, dokuma faaliyetinin sürdürüldüğü tezgâh ve ilişikili bütün avadanlıklar, köy hayatının nerdeyse bütün araç-gereci, Osmanlı yaşam biçiminde çok öenmli ögeler olan nalınlar, eski kılıçlar, yazı takımları,  hatta son kadı olan Numan Efendi’nin kaftanı!

Eski bir karasaban ve hatta döven bile sergileniyor burada…

Tüccarbaşı Derviş Paşa’nın sağlığındaki hızmetleri yetmemiş olmalı ki, ölümünden yüz yıl sonra bile Kıbrıs Türk Halkı’na hızmet etmeye devam ediyor.

Muhakkak ki konağın önünden hergün geçenlerimiz var… karşısındaki park yerine arabalarını bırakanlarımız olsun, girip müzeyi bir defa dolaşmayı deneseler, önünden geçtiğimiz binanaın taşlarının bize ne fısıldadığını merak etseler, geçmiş bütün yaşamımızın hatırasını bulacaklardır bu binada…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
9 Aralık 2018, Pazar    Biz suçluyuz biz...
8 Aralık 2018, Cumartesi    Biz suçluyuz biz…
2 Aralık 2018, Pazar    Yeri mi bilmem ama...
1 Aralık 2018, Cumartesi    Yeri mi bilmem ama…
25 Kasım 2018, Pazar    Limbik uyanıklık
10 Kasım 2018, Cumartesi    Ben bir Mustafa Kemal hayranıyım!
7 Kasım 2018, Çarşamba    Federasyon eyi bir şeydir ama...
21 Ekim 2018, Pazar    Kon-FEDERASYON
15 Ekim 2018, Pazartesi    Konfederasyon
6 Ekim 2018, Cumartesi    Kadınların yüzde kaçı başını örtüyor, türbanlı kadın oranı artıyor mu?

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Biz suçluyuz biz...
Doç. Dr. N. BERATLI | 9 Aralık 2018, Pazar
Cobham’ın Kıbrıs hakkındaki büyük eseri Excrepta Cypria’da, vakt-i zamanında Bizans’lı bir valinin merkeze yazdığı bir rapor var. “Kıbrıslılar” diyor, “hiçbir konuda suçu üstlerine almaz. Sadece dedikodu yapar, hep ba...
Biz suçluyuz biz…
Doç. Dr. N. BERATLI | 8 Aralık 2018, Cumartesi
Cobham’ın Kıbrıs hakkındaki büyük eseri Excrepta Cypria’da, vakt-i zamanında Bizans’lı bir valinin merkeze yazdığı bir rapor var. “Kıbrıslılar” diyor, “hiçbir konuda suçu üstlerine almaz. Sadece dedikodu yapar, hep ba...
Yeri mi bilmem ama...
Doç. Dr. N. BERATLI | 2 Aralık 2018, Pazar
“Bilimsel” lâfını dünyanın başına belâ edenin kim olduğunu biliyor musunuz? Karl Marx! Ondan sonra solcular bu lâfı öyle kutsadılar ve o kadar çok kullandılar ki, içeriği boşaldı… Popülerleşme eğilimindeki her şey gib...