ORAMS DAVASI-KKTC'nin temeline dinamit!
Tarihi bir dönüşüm yaşıyoruz. Bir yandan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kuruluşunu kutluyoruz;diğer yandan KKTC'nin temeline dinamit yerleştirilip ateşlenmesine onay verenleri izliyoruz Bunun için "Milli Konsey'den" çok ciddi bir " UYARI" yayınlandı. ABAD'da, Orams davası kisvesi altında Rum ve Yunanlının çıkartmaya kalkttığı karar çıkarsa, KKTC hançerlenmiş olacaktır.Bu gerçeği KKTC'yi tescil eden,uğruna fedakarlık yapan, bugünlere taşıyanlar ve de Ankara ayağa kalkmak zorundadır. Çünkü savaşta kazandık, masada kaybediyoruz...TÜRK ULUSU uyan diyorum.
İşte MİLLİ KONSEY'in "UYARI'sı" .Bunu okuyup ayağa kalkmak herkesin varlık nedenidir:
"Orams çifti aleyhine Rum Mahkemesinde açılan Orams Davası Sn.Cumhurbaşkanı ile Hükümetin hatalı tutum ve davranışları nedeniyle tehlikeli bir aşamaya girmiş bulunmaktadır. Lüksenburgta oturum yapan Avrupa Toplumları Mahkemesinde ( ABAD) deki son durum Kıbrıs Türk Halkının özgürlüğünü ve bu güne değin elde ettiği tüm kazanımları ortadan kaldıracak ve KKTC nin yok olmasına neden olacak kadar vahimdir.
Bilindiği gibi İngiliz Orams çifti Laptada KKTC yasalarına güvenip arsa satın almış ve üzerine ev inşa etmişti. Arsanın eski mal sahibi Apostolides Rum Mahkemesinde Oramslar aleyhine bir dava açtı ve Rum Mahkemesi Oramslara savunma yapma hakkı dahi tanımadan yıkım emri ve astronomik tazminat hükmü verdi. Rum Yönetiminin kontrolünde yürütülen bu dava KKTC de başlayan ekonomik kalkınmayı durdurmayı, KKTC halkını fakirliğe mahkum ederek teslim olmaya zorlamayı amaçlamaktaydı. KKTC nin egemenliğine karşı çirkin bir saldırı niteliği taşıyan bu davaya karşı Sn. Cumhurbaşkanı ile Hükümetin herhangi bir tepkisi olmamıştır. Halbuki KKTC tapularına güvenerek yatırım yapanların zararlarının devlet tarafından tazmin edileceğini belirten bir yasa yapılarak ekonomik kalkınmanın devamı sağlanabilirdi. Devletler arasında uygulanan "karşılıklılık ilkesi" gereği Rum kesiminde Türk mallarına ev yapanlar aleyhine Türk Mahkemelerinde dava açıp benzer hükümler alınabilir ve Rum Yönetimine meydanın boş olmadığı gösterilerek bu tehlikeli gidiş önlenebilirdi. Böylece iki halkın eşitliği ilkesinden asla vazgeçilmeyeceği mesajı tüm dünyaya verilmiş olurdu. Maalesef bu önlemler alınmamıştır.
Rum Mahkemesinin verdiği adaletsiz karar İngiltereye taşınarak Orams ailesinin İngilteredeki malvarlığına karşı icra takibi yapılmak istenmiştir. KKTC nin görevlendirdiği avukatların Oramslarla birlikte harekete geçmeleri sonucu İngiltere Yüksek Mahkemesi, 10uncu Protokol ün "anlaşma oluncaya değin AB yasalarının Kuzey Kıbrısta uygulanmayacağı" hükmünü yorumlamış ve Rum talebini reddetmiştir. Böylece KKTC tapularının Rum Mahkemelerinde tartışılamayacağı açıklanmış oluyordu. Dolayısıyla ekonomik kalkınmanın önü açılmıştı. Bu karara karşı Apostolides ve Rum Yönetimi itiraz ettiler ve kararın değiştirilmesi için İngiltere İstinaf Mahkemesine başvurdular.
Apostolidesin avukatı Kadunas İngiltere Yüksek Mahkemesinin KKTC lehine verdiği karar üzerine Rum gazetelerine yaptığı açıklamada "İngiltere Mahkemelerinde kazanma şansımız yok. Ancak bir yolunu bulup bu davanın Avrupa Toplumları Mahkemesi ( ABAD) a havalesini sağlayacağız. Orada davayı kazanacağımızdan eminiz?" demiştir.
İngiltere İstinaf Mahkemesinde davanın duruşması başladığı zaman Rum avukatlar 10. Protokolün yorumunun İngiltere Mahkemelerinde yapılmamasını konunun Avrupa Toplumları Mahkemesine (ABAD)a havalesini talep ettiler.Bu talebe KKTC nin şiddetle karşı çıkması gerekiyordu. Maalesef Sn. Talat ve CTPli danışmanları davayı savunan Cherie Booth Blair e havale talebine itiraz etmemesi talimatını verdiler. Böylece kazanılmış bir dava aleyhte karar vereceği önceden belli olan bir Mahkemeye devredilmiş oldu. Davanın devredilmesi üzerine Rumlar bu olayı "Major Victory" "Büyük Zafer" olarak kutladılar. Yabancı hukukçular ise KKTC ye yatırım yapmak isteyen müvekkillerine, KKTC nin kazandığı bir davayı kaybetme yönüne gittiğini, bundan böyle KKTC tapularının tartışmalı hale geleceğini söyleyerek KKTC den uzak durmaları tavsiyesini yapmaya başladılar. Bu nedenle o tarihten sonra KKTC ye yatırımlar durmuş ve büyük ekonomik kriz başlamıştır.
ABAD da dinlenmeye başlayan davaya Davacı Apostolidesin yanı sıra Avrupa Birliği Komisyonu, Kıbrıs Rum Yönetim, Yunanistan ve Polonya taraf oldular ve ayrı ayrı görüşlerini bildirdiler. Orams çifti yanında davaya katılıp görüş bildirmesi gereken KKTC ise katılma müracaatı dahi yapmadı. Böylece ABAD da meydan Rumlara boş bırakılmış oldu.
ABAD 16 Eylül 2008 de davayı dinlemeye başladığı zaman davayı dinleyecek Mahkeme heyetinin başkanının Yunanlı Yargıç Vassilios Skouris olduğu , aynı Mahkemede görev yapan Kıbrıslı yargıcın ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Kıbrıs Türklerine kan kusturan Bayan Myra Xentis Arestisin kocası Yorgos Arestis olduğu ortaya çıktı. Böylece Kadunasın davayı niçin Avrupa Toplumları Mahkemesine devretmek için çalıştığı ve niçin bu mahkemenin vereceği karardan emin olduğu anlaşıldı.
Davanın ilk duruşmasından sonra Sn. Cumhurbaşkanı adına yapılan açıklamada Oramslar adına yapılabilecek en iyi savunmanın yapıldığı ve davanın çok iyi gittiği söylenmiştir. Maalesef Sn. Cumhurbaşkanı bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde karartma uygulayarak davanın içerdiği tehlikeler konusunda halkımızı aydınlatmamıştır. Bir davada önemli olan tarafların kendi savunmalarını beğenip beğenmemeleri değil öne sürülen tüm görüşler ışığında Mahkemenin nasıl bir karar verme olasılığı bulunduğudur. Bu açıdan konuya bakıldığı zaman Kıbrıs Türk Halkı için tehlike çanlarının çaldığı anlaşılmaktadır. Karartma nedeniyle güçlükle ulaşabildiğimiz dava zabıtlarına göre bu davada KKTC nin idam kararı verilmek üzeredir. Çünkü Mahkemeye sunulan görüşlerin en önemlisi ve en etkilisi AB Yürütme Organı olan Avrupa Birliği Komisyonunun görüşü olup sunduğu görüşte Rum iddialarına tamamen katılmış bulunmaktadır.
Avrupa Birliği Komisyonu, "10cu Protokolün bir anlaşma oluncaya değin AB yasalarının Kuzey Kıbrısta uygulanmayacağı" şartını yorumlamış ve bu şarta rağmen Güney Mahkemelerinin Kuzeydeki mallarla ilgili karar vermeye yetkili olduğu ve Rum Mahkeme kararlarının tüm AB ülkelerinde icra edilmesi gerektiği görüşünü ifade etmiştir.
Sn. Cumhurbaşkanının KKTC nin tanınmasını talep etmeyeceğini beyan etmesi, KKTC topraklarının Rum devletinin kararı ile AB ye girmesine itiraz etmemesi, "Annan planına evet demekle Kıbrıs Türklerinin ayrı devlet kurmaktan vazgeçtiği" yönünde BM genel Sekreterinin öne sürdüğü görüşe karşı çıkmaması ve daha bir çok teslimiyetçi tutum ve açıklaması dünyada Kıbrıs Türk Halkının azınlık olmaya razı olduğu imajını yaratmış ve Komisyonun bu haksız görüşüne katkıda bulunmuştur.
ABAD ın Avrupa Birliği Komisyonunun görüşünü benimseyerek aynı doğrultuda karar vermesi halinde KKTC de eski Rum malı sahibi olan, Kıbrısta veya Londrada yaşayan Kıbrıslı Türklerin, İngilterede ve diğer AB ülkelerinde bulunan mal ve paralarına Rum Mahkemeleri kanalıyla el konulacaktır. Aynı önlemin KKTC de yatırım yapan yabancılara da uygulanacağına ve KKTC nin ekonomik gelişmesinin durdurulacağına kuşku yoktur.
Komisyonun görüşündeki olumsuzluk bundan ibaret değildir. Avrupa Birliği Komisyonunun görüşüne göre Rum Mahkemelerinin yetkisi Kuzeydeki taşınmaz mallarla sınırlı olmamalı, Kuzeydeki tüm sivil ve ticari konuları kapsamalıdır. Bu görüşün Mahkeme tarafından kabul edilmesi halinde Kıbrıs Türk Halkının tüm yaşam kaynakları Rum Yönetiminin ve Mahkemelerinin kontrolüne geçmiş olacaktır. Başta kıvanç duyduğumuz üniversitelerimiz olmak üzere Kıbrıs Türk ekonomisine katkıda bulunan tüm faaliyetler duracak veya Rum yönetiminin insafına terkedilmiş olacaktır.
Komisyonun görüşleri burada da durmuyor. Komisyona göre Davalı Türkün "bana savunma olanağı verilmedi" şeklinde bir itiraz yapması halinde AB ülkelerinin bu savunmaya itibar etmemesi ve Rum Mahkeme kararını aynen uygulaması gerekir. Komisyonun bu görüşlerinden bir tek anlam çıkarmak mümkündür. Komisyon, KKTC nin tasfiye edilmesini ve Rum Yönetiminin egemenliğinin Kuzeye yayılmasını talep etmektedir. Sn. Cumhurbaşkanı ile Hükümetin tavizci tutumu nedeniyle bu hedefe ulaşılacağını ümit etmektedir.
Dünyada bir Devletin ve Halkın kaderinin bir mahkemenin kararına bağlandığı görülmemiştir. Dünyada bir halkın Yöneticisinin halkını bu kadar tehlikeli bir noktaya getirdikten sonra sessiz kaldığı karartmalarla halkını uyutmaya çalıştığı görülmemiştir.
Sn Cumhurbaşkanına anımsatmak isteriz ki Kıbrıs Türk Halkı geçmişte Rum halkı ile eşit konumda idi. Bu nedenle Londra ve Zürih anlaşmaları ile 1960 Anayasasının yapımında eşit taraf olarak yerini almıştır. Aynı nedenle Rum Yönetimininin ortaklık devletini yıkarak ayrı bir Rum devleti kurmasından sonra KKTC yi kurma hakkına sahip olmuştur ve dolayısıyla KKTC Rum yönetiminden daha yasaldır.
2004 referandumundan sonra KKTC tanınması için yakalanan fırsat Sn. Cumhurbaşkanının "tanınma istemeyiz" açıklaması üzerine yitirilmiştir. O tarihten sonra bilerek veya bilmeyerek dünyaya Kıbrıs Türk Halkının azınlık olmaya razı olduğu mesajı verilmektedir. Bu nedenle Kıbrıs Türk Halkı geçmişte sahip olduğu eşit konumdan ve 1974 de Kıbrısa gelen gerçek barıştan uzaklaşmaktadır.
Son olarak Rum Yönetimine karşı yürütülen tavizci tutum sonucu Orams davasının ABAD a taşınması nedeniyle Kıbrıs Türk halkı devletini yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır.
Avrupa Birliği Komisyonunun görüşü KKTC yi tasfiye edecek ve KKTC halkını faşist Rum Yönetiminin tutsağı haline getirecektir. Bu görüşten sonra müzakere sürecinin bir anlamı kalmamıştır. Bu nedenle Sn Cumhurbaşkanını derhal görüşmelere son vermeye davet ederiz.
Sn. Cumhurbaşkanını Avrupa Birliği Komisyonu görüşünü değiştirinceye ve Kıbrıs Türk Halkının haklarına saygılı, hukuka ve insan haklarına uygun bir görüşü benimseyip Mahkemeye sununcaya kadar görüşmelere devam etmemeye davet ederiz. Bu önlemleri almayıp tavizci tutuma devam ettiği takdirde sorumluluğunun ağır olacağını bilgisine getiririz."
BUGÜN UYANMAYAN, YARIN KAYBETMEYE MAHKÛMDUR...
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.