Toplumları bölmek için kullanılan araç – Din
Din, asırlar boyu toplumları bölmek ve böylelikle daha kolay yönetmek için kullanılan bir araç oldu. Gerek din adamları tarafından gerekse dini kontrol mekanizması olarak kullanarak saltanatlarını sürdürmeyi amaçlayan politikacılar tarafından. Geçmişte Britanya ve diğer Avrupa kolonyal güçleri silah zoruyla ve din misyonerlerini kullanarak zaptettikleri ülkelerin doğal kaynaklarını bu yolla çalıp yağmadılar. Aşağıdaki çarpıcı sözler, Kenya’nın ilk devlet başkanı Jomo Kenyatta’ya atfedilir:
“Beyaz adam geldiğinde ellerinde İncil vardı, bizimse topraklarımız. Bize gözlerimizi kapatarak dua etmeyi öğrettiler. Gözlerimizi açtığımızda bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı”.
***
Geçtiğimiz birkaç hafta köşe yazılarımda İngiltere’de Reform UK Partisinin hızla güçlenmesi nedeniyle iktidar İşçi Partisi hükümetinin bu ırkçı, faşist parti ile yarışırcasına göçmen ve mültecilere yönelik aşırı sağ siyasetler ürettiklerine değindim. Muhafazakâr Parti geri durur mu? Onlar da hükümetin bu siyasetlerinin yetersiz olduğundan yakınıyorlar!
Geçen hafta Muhafazakârlar ve Reform UK yarış içerisinde bu kez Londra’nın merkezindeki Trafalgar Meydanı’nda düzenlenen Ramazan etkinliğini kullanarak ülke halkını bölmeye, kışkırtmaya çalıştılar. Yıllardan beri bu ünlü meydanda her inanç ve kültürden binlerce kişinin katıldığı dini ve kültürel etkinlikler düzenlenir. Ramazan Çadır Projesi isimli kurumun organizesi ve Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan’ın desteği ile yapılan bu yılın Ramazan etkinliği bunlardan sadece bir tanesi. Bu yıl bu etkinlik 3000 kişinin katılımıyla başarılı bir şekilde gerçekleşti. Oruçlar bozuldu, ücretsiz dağıtılan yemekler yendi, dualar okundu, kültürel gösteriler sunuldu.
Organizatörler, etkinlik amacını Ramazan ayında toplumlar arası anlayış ve iyi ilişkiler geliştirmek, dinler arası diyalog ve kültürel alışveriş sağlamak olarak belirtiyor. Özellikle içinde bulunduğumuz bu olumsuz zamanda gayet onurlu, değerli amaçlar bunlar. Ancak Reform UK gibi partilerin amaçlarına zıt olduğundan onlar bu tür etkinliklerden aşırı rahatsız oluyorlar. Nitekim bu etkinlik için de şiddetli tepki gösterdiler.
İlk tepki Muhafazakâr Parti Milletvekili Nick Timothy’den geldi. Birmingham bölgelerinden birini temsil eden Timothy partisinin gölge Adalet Bakanı. Ne büyük bir ironi, değil mi? Birmingham, Reform UK’in güçlü olduğu bölgelerden. Nick Timothy okunan toplu ritüel (Müslüman) duaları “hakimiyet kurma ve bölme eylemi” olarak niteledi ve bu tür etkinliklerin kamu alanlarında gerçekleşmemesi gerektiğini savundu.
Reform UK Lideri Nigel Farage’ın boş durması beklenemezdi tabii. O da etkinliğe katılan kalabalığı şu şekilde değerlendirdi: “Judea-Hristiyan değerleri üzerine kurulmuş ülkemizde, başkentimiz ve kültürümüz üzerinde hakimiyet kurmaya çalışan bir grup insan”. “Britanya halkı buna daha fazla tahammül edemez”. Dikkatinizden kaçmamıştır. Timothy ve Farage aynı dili kullanıyorlar ve Müslüman toplumları Hristiyan bir ülkenin başkentinde dominasyon kurma girişimi ile suçluyorlar.
Başbakan Keir Starmer’i bu konuda kutlamak gerekir. Avam Kamarası oturumunda Nick Timothy’i şiddetle eleştirerek söylemleri için özür dilemesi gerektiğini söyledi. En garip açıklama ise Muhafazakâr Partinin Nijerya asıllı bir aileden gelen siyah Lideri Kemi Badenoch’dan geldi. Badenoch Timothy’ye destek belirterek onun “Britanya değerleri”ni savunduğunu söyledi. Badenoch’un sözlerindeki ima çok manidardır. Irkçılığını apaçık teşhir ediyor. Demek istiyor ki Trafalgar Square’daki Ramazan etkinliği Britanya değerleri ile bağdaşmamaktadır. Badenoch, toplumlar arası iyi ilişkiler geliştirmek, dinler arası diyalog ve kültürel alışveriş sağlamak amacıyla yapılan bir etkinliği “Britanya değerlerine” aykırı buluyorsa onun bu değerler üzerindeki anlayışı acilen sorgulanmalı. Demokratik, insani değerleri sırf Britanya değerleri olarak lanse etmesi de ayrı bir gariplik.
Sonradan kırdığı potu anlamış olacak, Ramazan etkinliğinde, namaz esnasında kadınların arkalarda olmalarının onu rahatsız ettiğini geveledi. Ona sormak gerekir; İngiltere’de aynı görevleri yürüten kadınların erkeklerden daha az maaş almaları; kadınlara yönelik şiddet ve taciz olaylarının çok kabarık olması; yasaların çıkarıldığı Parlamento binasında kendi partisinin erkek milletvekilleri dahil kadınların erkekler tarafından taciz edilmesi “Britanya değerleri” ile bağdaşıyor mu? Bu konularda bir kadın parti başkanı olarak ne girişimlerde bulundu ve ne sonuçlar aldı?
Starmer, değişik parti milletvekilleri ve toplum liderleri de etkinliği eleştirenlere Trafalgar Square’da her yıl Diwali, Chanukah ve Easter gibi diğer farklı din gruplarına yönelik dini ve kültürel kutlamaların yapıldığını hatırlattılar. Bu anlamda Starmer’in Muhafazakâr Parti lideri Badenoch’a yönelik “Muhafazakâr Parti’nin Müslüman toplumlarla sorunu var” sözleri gerçekleri yansıtıyor.
Değerli okurlar, Birleşik Krallık’ta 1930’lu yıllardan beri Oswald Mosley’nin British Union of Fascists (evet, isimleri öyleydi), sonradan National Front, British National Party (BNP), British Movement gibi Alman ve İtalyan faşizminden etkilenen aşırı sağ, ırkçı, faşist grupların üstesinden geldi. Halk Reform UK ve benzeri grupları da hezimete uğratabilir. Ama bu ancak büyük bir çoğunlukla iktidarda bulunan İşçi Partisinin Liberal Demokratlar, Yeşiller, Your Party gibi partilerle birlik içerisinde çalışması ile mümkün olacaktır.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.