Kıbrıs konusunda kritik zirveler…
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bugün öğle saatlerinde Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile bir araya gelecek. Türk Dışişleri Bakanı Fidan’ın son derece güçlü, bilgili ve dış meselelerde otorite olduğunu hepimiz biliyoruz. Bakan Fidan iki gün önce bir açıklama yaptı ve Türk tarafının iki devletli çözümden yana olduklarını bir kez daha vurgulamıştı.
Öte yandan BM Genel Sekreteri Guterres’in Özel temsilcisi Holguin birkaç gündür hem Kuzeyde hem de Güneyde bir takım diplomatik girişimler yürütor. Holguin’in geçtiğimiz gün Cumhurbaşkanı ile görüşmesi sonrasında “umarım adada tek umutlu olan ben değilim” açıklması son derece manidardı.
Yine öte yandan Rum Lider Hrisostodilis’in hafta sonu olumlu bir gidişata evrilebileceği yönünde bir takım kanaatları olduğunu söylemesi ve Holguin buradayken Türk Dışişleri Bakanı Fidan’ın ziyareti kapalı kapılar arkasında perde gerisinde birşeyler mi kurgulanıyor şeklinde bir düşünceye kapılmamızı sağlamadı da değil.
Bildiğiniz gibi Cumhurbaşkanı Erhürman bugün Türk Dışişleri Bakanı Fidan ile Pazartesi günü ise Rum lider Hrisostodilis ile biraraya gelecek. Umarım beyhude bir çaba içinde değiliz ve yeni umutlu bir başlangıcın startı verilir.
Öte yandan Yunanistan’la balayı yaşayan bir Türkiye var. Ama bu balayının Kıbrıslı Türkler için bir anlam ifade etmediğini anlamamız lazım.
Rum liderin Crans Montana'da kaldığımız yerden devam edelim açıklaması bana o günleri hatırlattı. Ne kadar da çözüme yaklaşılmıştı bir hatırlayın.
Hiç unutmuyorum; Crans Montana zirvesinde Mavroyannis iyi polisti, Hristodulidis ise kötü polisti ve dönemin Rum lideri Anastasiadis’in masadan kaçması noktasında Hristodulidis'in emeği çok büyüktür. Şimdi beyaz elbise giymiş, tek ayağının üzerinde çözüm isteyen ve bir Türk tezi olan BM’nin de desteklediği federasyonu görüşmek isteyen bir melek rolünü almış karşımızda duruyor.
Crans Montana zirvesinde çözüm olsaydı dostlar inanın ki o zirvede olurdu. Çözüme çok yaklaşıldığı gibi Türk tarafı gerçek anlamda pek çok konuda taviz dahi vermişti. Dediğim gibi normal şartlarda süreci daha çok eleştirmemiz gerekir çünkü öyle bir politika izleniyor ki bu politikayı Rum tarafının kabul etmesi söz konusu değil ama burada bir gerçek var ki Rum tarafının izlediği müzakere politikası bizi bir yere götürmüyor. Yani ha görüşmüşsünüz ha görüşmemişsiniz; hiçbir anlamı yok.
Tabii anlatılan başka bir konu daha var; Kıbrıs müzakereleri tekrardan başlayacaksa Crans Montana zirvesinden kaldığı yerden başlamayacak, Birleşmiş Milletler daha aktif bir rol izleyecek ve yeni bir süreç başlayacak ve bu süreç sonsuz olmayacak. Bu ne kadar doğrudur bilmiyoruz. Yani bir kez daha denenebilir mi? Denense dahi o kadar görüşmeden sonra elbette ki Crans Montana’dan kalındığı yerden devam edilmesi gerekir.
Zaten Kıbrıs Türk tarafı görüşmem demiyor, federasyonu görüşmem diyor. Rumlarda federasyon dışında başka bir çözüm şeklini görüşmeyeceğine göre Kıbrıs konusu belirsiz bir şekilde buz dolabına kaldırılmıştır.
Ama dediğim gibi; aynı sorunlarla ve aynı tıkanıklıklarla karşılaşılacağı kesindir. Aslında konu çok basit, sorun çok basittir; Rum tarafı Kıbrıslı Türkleri eşit görmüyor, egemenliği paylaşmak istemiyor, garantörlüğün bitmesini ve Türk askerinin adadan gitmesini istiyor. Rumların federasyon görüşmekten anladığı bu. Hal böyle olunca Türk tarafının da görüşeceği bir şey kalmıyor. İşte bu nedenle süreç tıkanmış hatta bitmiştir diyebiliriz.
Ancak bizim bilmediğimiz yeni bir süreç başlar mı onu da bu hafta görmüş olacağız. Umarı ben yanılırım ve Kıbrıs sorununda yeni bir başlangıç yapılır.
****************
Günün Sözü
"İnsanın yüreğinde yer eden güçlü duyguların tuhaf alınganlıkları vardır…"
Emile Zola
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.