EkoFin

Yrd. Doç. Dr. Şükrü UMARBEYLİ
sukruumarbeyli@hotmail.com
Yrd. Doç. Dr. Şükrü UMARBEYLİ

Enflasyon booommm!

Yayın Tarihi: 05/12/22 07:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Hep yıllardır tartışılan konuların başında gelen faiz ile enflasyon bağlantısı ve ilişkileri her zaman ilginç olmuştur. Bu arada işsizlik ile enflasyonda zaten bilindiği üzere Philips Eğrisi’ne bağlı olarak da hep ters orantılı olmuştur. Yani işsizlik artarsa, enflasyon düşer modunda devam eder. Diğer yandan işsizlik azalırsa, enflasyon da artar. Her şey birbirine entegre olarak bağlı terazi gibi devam eder.  KKTC Ekim ayı enflasyonu %120.72 olarak açıklandı.

Kur artışlarından dolayı ülkelerin riskleri artar ve para birimi değer kaybeder. İthal mallar pahalı hale gelirken ithal edilen girdi ile üretim maliyetleri artar. Böylece üretimde maliyet artışları fiyatlara yansır ve kur artışı ve enflasyonu tutmak için faizler yükseltmeye çalışılır. Faizler yükselince finansman maliyetleri artar. Fiyatlar artar buna paralel enflasyon artar ve tekrardan faizler artmaya başlar. Artan faiz artışları ile maliyet enflasyonu arttıkça artan işsizlik ve buna bağlı olarak ekonomik büyümede gerileme ve buna paralel olarak GSYH’de düşüşe geçilmesi kaçınılmaz olur.   

Para teorisi ve para politikasına göre faiz düşerse enflasyon düşmez. Enflasyon faizin sonucudur. Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıkar? Gibi. Bir ülkede enflasyon oranları kontrol altında tutulursa otomatik olarak faiz oranları da düşer. Faiz oranları kısa vadede düşürülse bile taleplerden dolayı talep enflasyonu yaratabilir. Bu talep enflasyonu ise sonradan faizlerin yükselmesine neden olur.   

Sebep ve sonuç ilişkisi kurmak çok önemlidir. Faizi düşürerek enflasyonu düşürmeye çalışıyoruz. Enflasyonun esas sebebinin nedeninin faiz olduğu öngörülüyor. Üretimdeki ithal girdilerin kaynağı bu arada kur artışı ile de girdi fiyatlarındaki patlama ve bununla beraber oluşan riskler ile de bağlantı kurularak kısır bir döngü ortaya çıkmaktadır.

Riskler düşerse ancak kurlardaki artışta stopa basabiliriz. Üretim maliyeti de bu durumda artmaz ve fiyatlarda artmayacağından dolayı bu duruma paralel olarak da enflasyon düşer. Enflasyon düşük olduğu sürece de faizi düşürmek ise sıkıntıya yol açmaz.   

Enflasyonun düşmeme nedeni cari açık ve dövizdeki ani yükselişlerden kaynaklanır. Para politikaları ve maliye politikaları, bütçe disiplini yanında mutlaka cari açığın dengeye getirilmesi gerekmektedir. Bu denge ancak kurlardaki dalgalanmayı azaltıp gerileme yaratabilir. Bunu sağlamak için ise küresel ekonomi içerisinde yer almak, rekabet edebilecek ürünler ve şirketler ile piyasaya da hükmetmek gerekmektedir.   

Eğer istikrar olursa yatırımlar artar, istihdam artar, rekabet gücü artar ve üretim de tüm bunlara paralel olarak artar. Faiz yüksek olduğu sürece bunların maalesef hiçbiri gerçekleşemez. Faiz gelecekteki bir artış ile ortaya çıkarken döviz ise anlık olarak paranın değerine göre artış veya azalış da gösterebilmektedir. Enflasyon ise geçmiştedir; çünkü malın değeri artmış ya da azalmıştır. Kesinlikle buna bağlı olarak, enflasyon oranları açıklamaları hep geçen aylardan geriden gelmektedir.   

Ülkelerde kaynak ihtiyacı artarken ve fonlama yapılırken eğer rekabet yoksa ülkeler yüksek faiz ödemek zorunda kalır. Bundan dolayı da risk primleri de yüksek olur. Rating şirketleri de bundan dolayı ülke puanlarını indirirken yabancı yatırımcı girişlerini de durdurarak ülkelere büyük zarar verirler.

Diğer taraftan faizlerin enflasyon oranından sonraki farkından reel faizden ortaya çıkan rakam büyük önem taşımaktadır; çünkü esas getiri reel faiz getirisidir.   

Ülkelerde makroekonomik dengeleri faiz, enflasyon ve döviz kurları dengesine bakarak ve bunun yanında, büyüme hızı, işsizlik oranı, döviz rezervlerindeki meblağlar, bütçe açığı ve borç oranı gibi oranlar ile bir arada değerlendirildiği sürece ancak dengeler sağlanabilir. Ekonomik durumu değerlendirmek için yalnızca faiz ve enflasyon ile anlamaya çalışmak yeterli değildir. Katma değer üretemeyen ülkeler ekonomilerindeki borçlanma, faiz ve enflasyon dengesi ile borç yapılandırma, faiz oranlarındaki değişimler ile yapısal ve sistemik başka sorunların da ikinci planda kalmasına neden olmaktadır.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Yrd. Doç. Dr. Şükrü UMARBEYLİ yazıları