Maraş’ın Kennedy Caddesi’ni ‘bir de benden’ dinleyin

Yayın Tarihi: 25/11/20 13:34
okuma süresi: 8 dak.
A- A A+

Kapalı Maraş’taki tarihi Kennedy Caddesi’nin adı değişti.

Semih Sancar Caddesi oldu.

74 Harekâtının Genel Kurmay Başkanı…

**

Üzülüyorum yıllardır ‘Maraş’ı açalım, inşaat yapalım’ diye âdeta inleyen Solcularımızın durumuna…

Bunların geçmişteki söylem durumu, şu sıralar Maraş’ı Kentsel Dönüşüm tadında konuşanlardan da fena…

Maraş için önce ‘acıların üzerinde piknik olmaz’ dendi.

Kimse de demedi:  Girne Dağ yolu daha büyük acılar içinde…

**

Maraş Rumların turizm cenneti idi.

Şimdi kısmen Larnaka…

Venedikliler ‘bu adada yaşayan insanlar güzellik ve mal mülk ile değil, inanç içinde övünürler” diye sütuna kazdıklarında Kıbrıs’ın merkezi Sarayönü idi.

Şimdi Kuzey’de Dereboyu…

Bu soruyu kaldırmak zordur ama kayda girmeli: 500 şehitlik bir toprakta acılar ne kadar büyük olabilir?

Gerçek şu ki kişilerin hatıraları kadar…

54 saatte Bin ölünün olduğu Suriye’den ve –biz cebimizde maske ararken- Akdeniz’de devamlı boğulan mültecilerden daha acılı bir geçmişe sahip değiliz…

Altı üstü son dönem 500 şehitli bir 74 mazisiyiz.  

Berlin üç kez yıkıldı.

Binler değil, milyonlarca Avrupalı dul kadın, nesilleri ikmal etti. 

Ulus devletler “kanla” çizilmiştir.

**

Acılar, yaşı küçük çocuklarda devamlı “büyütülür”.

Bir de şımarık “Yahudiler” gibi toplum olamamış topluluklarda…

Siz hiç 1980’lerde doğmuş bir Boşnak tanıdınız mı?

Ayrıca Larnaka’da acılar daha büyük geçmişte.

Ya Baf?

‘Arabesk acılar’ bilmez: Baf, orta çağdan beri acıların memleketidir…

Mısır piramitleri önünde poz veren turistler de acıları çiğniyorlar

Dediğinize göre Louvre müzesini gezenler de acılardan zevk alıyor olmalılar!

Anlayacağınız esasen tüm dünya –başından beri- iyilik ile kötülüğün şehitleri ile sulanmış bir mezarlık olarak kubbesinin altında durmaktadır…

Acısız kara ve deniz yoktur.

**

Doğu Roma’nın sınır karakolu Kıbrıs'ta, Kıbrıslı Rumlar, adı değişen cadde için şimdi bir bakıyoruz acı çekiyorlar

John F. Kennedy için.

Bizde de var çekenler…

Oysa 2018'de Baf Belediyesi Kennedy Meydanı'nın adını değiştirme kararı aldı -mesele hala askıda- ama kıyamet kopmadı...

[Cadde adının Kennedy'nin öldürüldüğü 22 Kasım tarihinde değiştirilmesinin (ya da o gün basına düşmesinin) verdiği olası mesaj başka bir spekülatif yazının konusu olabilir. Üstelik belki de bu karardan vaz da geçilebilir]

Sanırız üzülenler Kennedy’i “selam”ın yani “dünyada barış”ın son mümessili olarak görüyorlar…

Olabilir.

Doğrusu bana göre de öyledir.

Fakat Kıbrıslı Türkler ABD elçisi öldürmedi.

Rumlar ama katletti.

ABD Büyükelçisi Rodger Paul Davies, Ağustos 74’te Kıbrıs-Lefkoşa ABD Büyükelçiliğinde Rumların Amerikan karşıtı gösterisi sırasında, uzak mesafe atışı ile öldürüldü.

Anlayacağınız onlar bizim gibi değil.

O’nların antiemperyalist refleksler tarihi daha köklü ve derin.

Elçinin cenaze törenine ABD Başkanı Gerald Ford ve Henry Kissinger da katıldı ve konuştular…

Ve intikam -limanlarda Rus ikmaline takılan- hala fiili sonucu belirsiz olan ve en son Trump’ın elini sürdüğü ünlü silah ambargosunu yediler. 

Çünkü Kissenger ‘Bağlantısızlarla’ bağlantılı, kendi ifadesi ile "Akdenizde yeni bir Küba" istemedi. 

KENNEDY SADECE KIBRIS’IN DEĞİL “ÖLÜMÜ” İLE TÜM DÜNYANIN KADERİNİ DEĞİŞTİRDİ

Şimdi ABD Başkanı Kennedy’nin Kıbrıs’la alakası nedir buna bakalım…

Kennedy sadece Kıbrıs’ın değil “ölümü” ile tüm dünyanın kaderini değiştirdi.

NASA bile bugünkü işlevini O’nun “yokluğuna” borçludur.

İşin doğrusu Kennedy “dünyayı tek parça halinde biz yöneteceğiz” diyenler tarafından katledilmese idi tarihte Kıbrıs sorunu diye de bir şey olmayacaktı.

Çünkü Kissenger bu denli ABD dış politikasında güçlenmemiş olacaktı ve yaşamış son kral Makarios’u “kızıl papaz” olarak tanımlayıp –bugün İngiliz belgelerinden anlıyoruz ki- adanın bölünmesini çift taraflı organize edemeyecekti…

Kennedy bu anlamda bir Kıbrıs Şehidi midir?

Değildir.

Ama şimdi adı Maraş’taki Kennedy caddesine tepki çeken “değişiklik” ile adı verilen 74 barış harekâtının Genel Kurmay Başkanı Semih Sancar “hükmen” bir Kıbrıs gazisidir…

ECEVİT “DAĞLARA YAZDIĞI MİLLİYETÇİLİĞİ” SANCAR-ERBAKAN İKİLİSİNİN SİYASİ VE ASKERİ ENTRİKACILIĞINA BORÇLU

Bu arada Semih Sancar, Kıbrıs Harekâtı konusunda Erbakan’la “iş tutup” Ecevit’in İngiltere’deki “korkaklığını”, “kahramanlığa” dönüştüren kişidir…

Sancar, bilahir Erbakan’a “Allah sizden razı olsun. 13 senedir haysiyeti Makarios tarafından rencide edilen bir ordunun komutanıyım” diyecektir…

Ecevit “dağlara yazdığı milliyetçiliği” Sancar-Erbakan ikilisinin siyasi ve askeri entrikacılığına borçludur.

Ancak Erbakan’ın Amerikalılara “kuş uçuran” hain bir bakanı vardı.

Onu da bir ara resmi değil, “tanıklara dayalı” tarihle yazarız.

Velhasıl;

Ada’da “Türkleşme ya da Türkleştirme politikaları” 74 sonrası başlamadı.

O nedenle üzülüyorum “üzülüyorsunuz” bu cadde isminin “tarihiliğine” diye…

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.