'Zaman' kulağıma fısıldadı

loading
6 Temmuz, Pazartesi
£

8.56

7.72

$

6.86

A- A A+

‘Zaman’ kulağıma fısıldadı

‘Pirili’ oynarken yaşadığım heyecanı, emniyet tekerlekleri çıkarıldığında ilk kez iki tekerlekli bisikleti babam ‘sella’yı tutarken sürdüğüm heyecanı, uçurtma ile ilk tanışmamı ve daha nicelerini unutmam mümkün değil.

Tüm bu oyunlar sadece eğleneli değildi aslında. Her biri gizli mesajlarla bilinçaltımızda temeller yaratıyordu.

Pirili oynarken, ‘ütme-ütülme’ arifesindeki heyecan ve hırsın, hayatın kendisi olduğunu yıllar sonra anladım. Yaşamın her evresinde de ütüyor ya da ütülüyoruz. Bilemezdim ki o oyunla geçirdiğim zamanda, bu hırslarımı da dengelemeyi öğrendiğimi. İlk ütülüşümdeki hüznü de o oyun kadar unutamam. Sonrasında ütmelerim ya da üttüklerime üzülmelerim de aynı yaşam stajının en kıymetli parçalarındandı.

Ya da bisikletin iki tekerlekliye geçtiği an gibi. Beni selladan tutan babama duyduğum güven ve kendime duyduğum güvensizliğin, kısa sürede kendime güvene dönüşmesi gibi bir deneyimden başka bir şey değildi.

Küçük bir desteğin ardından, kendi ayakları üzerinde durma bilinci… 

Ya uçurtma?

Yükselişin ihtiyaç duyduğu rüzgâr olmadığı zamanlarda, uçurtmamın yükselememesine duyduğum öfke, bir sabır testi gibiydi. Doğru yerde ve doğru zamanda rüzgârı uçurtmama doldurmamla yükselişine hayran hayran bakışımı ve bu bakış esnasındaki mutluluğumu tanımlayamam bile. Ama bilirim ki, bir uçurtma uçurmak da, tıpkı diğer oyunlar kadar yaşamın stajının yapıldığı anlardan biri.

Salıncakta da çok sallandım. Hızlanışlar, yükselişler, içimde hissettiğim o garip ama heyecan verici atmosfer baskısı da büyük bir deneyimdi.

Birinin beni ittiği zaman rahatça yükselişime karşın, yükselmek için kendi kaslarımı kullanma zorluğu ama kendi kendime yükselerek vardığım noktadan daha büyük bir haz alışımı da yaşam tanımlarına eklemem mümkün.

Çocuktuk. Oynadık. Bitti.

Öyle değil işte.

Çocukluğumuzun o en çok karakterlerimize yansıyan oyunlarıyla tanışmamızdan bu yana geçen zamanda, hayatlarımızla oyunlarımızın nasıl örtüştüğünü görmemiz mümkün. Bilinçaltımıza yerleşen bir eğitimdi bir bakıma tüm bu oyunlar.

Sadece oynadık ve bitti değil hiç biri.

Her biri, hep devam ediyor.

Şimdilerde ise çocuklar, bu oyunlarını kaybettikçe, hayatlarındaki temeller de değişiyor. Gelen ve gelecek olan teknolojilerden hiçbir şikâyetim yok. Çağın getirilerinden faydalanmak o çağın insanı olmakla bire bir örtüşüyor. Ancak, çocukların giderek saflıklarını yitirmelerine engel olmalı. Hayatın bu bildik değerlerine ve erdemlerine de sahip olmalarına gayret edilmeli. Gelen çağın bu saf oyunlarımızı yok etmesine engel olunmalı.

Teknoloji ve enformasyonun bizleri ve çocukları bunca kuşattığı bir çağda, bunların dışında yaşamak mümkün olmasa da, çocukları sadece bunlara terk etmemek, bu, saf ve yaşam stajı gibi oyunların da deneyimlerine girmesini sağlamak gerektiğine inandım hep.

Özellikle de bu oyunları doya doya oynayan bir nesilden gelmiş olarak…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.