Kıbrıs'ta siyaset ve salgın...

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

DÜŞÜNCE

Muhittin Tolga Özsağlam
ozsaglam@kibrispostasi.com
Muhittin Tolga Özsağlam
A- A A+

Kıbrıs’ta siyaset ve salgın...

Yaklaşık 1.5 aydır, Coronavirüs yüzünden farklı bir yaşam düzlemindeyiz...

Eve kapalı bir haldeyiz...

Üretimden ve tüketimden olabildiğince uzaktayız... Sadece gerektiği kadar tüketiyoruz...

Akademisyenler, sağlık çalışanları, belediye çalışanları, market (Pazar) ve fırın çalışanlarıyla birlikte çiftçiler ve hayvancılar dışında sanırım şu anda çalışan pek yok... (unuttuğum bir kesim varsa beni bağışlasın).

Kitap, film ve sosyal medya yaşamın merkezinde oluyor...

Bir kesim sosyal medya üzerinden didişmeye devam ediyor...

Bu dönemde siyaset yapılmamalı diyenler de var, tam da siyaset zamanı diyenler de var... Bana sorarsanız öncelikle iki kavramı ele alarak bu konuya ilişkin naçizane görüşümü söylemek istiyorum...

Siyaset kelimesi Arapça kökenli bir kelime ve meali de şudur: Devletin yönetimine dair ve yapılan icraata ilişkin bir anlayışı ve görüşü (perspektif) anlatır...

Partizanlık kelimesi ise taraftarlığı yani particiliği ifade eder...

Yazımın başında da belirttiğim gibi yaşam adına  farklı bir düzlemdeyiz... Olağan dışı bir süreç yaşıyoruz...

Bu olağan dışı süreçte, sürecin yönetimine yani devletin rolüne ilişkin görüş ve anlayışın tam da ortaya konulması zamanı...

Sosyal Devlet anlayışı siyasal bir görüştür, eğitim, sağlık ve barınma konularında devletin vatandaşına hizmet etmesini öngörür...

Böylesi olağan dışı bir dönemde de sosyal devlet anlayışını siyasal düşüncesi çerçevesinde savunmak herkesin hakkıdır...

ABD gibi ultra liberal bir yaklaşımı sergileyenler de olabilir... Ya da Ivan Grozni gibi despot bir devlet anlayışını da öngörenler de...

Ben kendim siyasal görüşüm çerçevesinde sosyal devlet anlayışını savunmaya devam ediyorum...

Ben vatandaşının yanında olan devletten yanayım...

Artı ülkemizde şu anda işsiz kalan Türkiye vatandaşı ve üçüncü ülke vatandaşlarının da yanındayım...

 Devlet toplumun organize olmuş halidir unutmayalım...

Siyaset yapmak buysa ben yapmaya devam ediyorum...

Bu olağan dışı süreçte partizanlık yapılmasına ise karşıyım... Tüm vatandaşlara ve çalışanlara  eşit mesafede yaklaşılmasından yanayım...

 Öyle ki, olağan dönemde de partizanlığın olmaması gerektiğine inananlardanım...

Siyaset ve partizanlık arasındaki farkı idrak ederek ifadelerimizi kullanmakta yarar vardır...

Siyaset yapmamak demek akıntıya kapılmak ve organize olamamak demektir...

KIBRIS’TA SALGIN

Geçmişte kaleme aldığım 1-2 yazımda, Celal Erdönmez’in ‘’Şerr’iyye Sicillerine Göre Kıbrıs’ta Toplum Yapısı (1839-1856)’’ başlıklı doktora çalışmasına atıf yapmıştım... Coronavirüs salgınıyla karşı karşıya kaldığımız bugünlerde Erdönmez’in 2004 yılında yayımladığı tez yine aklıma geldi...

Erdönmez tezinde Osmanlı’daki karantina politikasından bahsetmekle birlikte, Kıbrıs’taki salgın hastalıklara odaklanıyor. Erdönmez,  seyyah Delaroiere’nin 1832 yılında adayı ziyaret ettiği zaman, Larnaka’da hac seferinden dönenlerin kolera salgınına yakalandığını ve bir çok ölümün olduğuna dair not düştüğünü belirtiyor. Daniel Panzac ise  Fransız konsolosunun raporuna dayanarak kitabında verdiği bilgiye göre 1835 yılında veba salgınından dolayı Lefkoşa’nın üçte bir nüfusunun yaşamını yitirdiğine vurgu yapıyor... (Aktaran, Erdönmez, 2004: 51-52). Erdönmez, Kıbrıs’ta bir karantina teşkilatının kurulduğunu ancak 1840’lı yıllarda salgına ilişkin sicillere bir bilgi yansımadığını da belirtiyor...

Erdönmez, Kıbrıs’ta salgının yayılmasında Beyrut ve Yafa gibi kentlerden adaya gelen yolcular tarafından yayıldığının da altını çiziyor (Erdönmez, 2004:52).

Kısacası 185 yıl önce adamızda ortaya çıkan salgınlar yine dışardan gelmekteydi, sanırım izolasyona ve tedbire bir süre daha ihtiyacımız var...

Dünyada ve adamızda Coronavirüs ne ilk, ne de son salgın, panik yapmayalım ancak tedbiri de elden bırakmayalım!

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.