Şule Öncü’nün “Hepimiz Narsistiz” kitabı: Örtük narsistten büyüklenmeci narsiste uzanan yolculuklar
“Hepimiz Narsistiz”, Şule Öncü’nün modern bireyin kendilik algısını, sosyal medyanın etkisini ve narsisizmin farklı biçimlerini incelediği önemli bir eser. Kitap; büyüklenmeci narsist ile örtük narsist arasındaki farkları net bir biçimde ortaya koyarken, bu iki tip narsisizm arasındaki geçişkenliği ve toplumsal dinamikleri, bireysel psikolojinin karmaşıklığıyla birleştirerek ele alıyor.
Yazar, hepimizin içinde belirli bir narsistik yan olduğunu, yani kendimizi bazen merkeze koymamızın doğal olduğunu belirtiyor. Ancak bu, bireyin işlevselliğini ciddi şekilde etkileyen patolojik narsisizmden çok farklıdır.
Narsisizmin iki yüzü
- Büyüklenmeci Narsisizm: Kişinin kendini aşırı derecede üstün, önemli ve yetenekli görmesiyle karakterizedir. Bu kişiler genelde kibirli ve dikkat çekici olup sürekli onay beklerler.
- Örtük Narsisizm: Daha içe dönük bir yapı taşır. Bu kişiler genelde kendilerini değersiz hisseder; içten içe kıskançlık ya da aşağılanma korkusu taşırlar.
Büyüklenmeci narsistlere göre örtük narsistleri saptamak daha zor ve zaman alıcıdır; çünkü onlar doğaları gereği daha örtülü manipülasyonlar yaparlar. Örtük narsistler, empati ya da onay beklerken bu ihtiyaçlarını daha pasif ve sessiz bir şekilde dile getirirler. Yakın çevreleri, onların bu incinmişlik hissine farkında olmadan destek verir. Bu nedenle örtük narsistler, sürekli bir onaylanma ihtiyacı ve kurban rolü üzerinden çevreleriyle bağ kurmaya çalışırlar.
Şule Öncü, örtük narsistlerin çocukluk deneyimlerinde yeterince onaylanmamış ya da fark edilmemiş olmaları nedeniyle bu kurban rolüne sığınarak bir savunma mekanizması geliştirdiklerini ifade eder. Görünürde zayıf ve ihtiyaç sahibi gibi davranarak, aslında içten içe kontrolü ve ilgiyi üzerlerinde toplarlar. Bu durum onları daha sinsi manipülatörler yapar.
Büyüklenmeci narsistler onayı dışa vurma ve üstünlükleriyle talep ederken; örtük narsistler bu onayı gizli bir şekilde, sanki hak ettikleri ama fark edilmeyen bir sevgiymiş gibi isterler. Büyüklenmeci narsist bir sahne kurarken, örtük narsist sessiz bir yakınma üzerinden ilerler.
Vaka örneği: Emine’nin dönüşümü
İnsanlar sadece bir tiplemeye bağlı kalmak zorunda değildir; kimileri bu iki narsistik yapı arasında gidip gelebilir. Manchester’da doktora yaparken tanıdığım Emine, buna iyi bir örnektir.
Emine, 40 yaşından sonra kariyer değişikliği yaparak psikoloji alanında uzmanlaşmak istemişti. İlk tanıştığımızda, akademik dünyada tanınan bir hocadan süpervizyon alıyordu. Çok hırslıydı ve hocasının uzmanlık bilgisine sürekli meydan okuyordu. Hocası bu duruma öfkelenip bazen ona hakaretler yağdırıyordu. Emine’nin çocuksu bir yanı olduğu için insanda ona kol kanat germe isteği uyandırıyordu.
Hocasından her hakaret işittiğinde kapımı çalıyor, bana dert yanıyordu. Ben de saatlerce onu dinleyip teselli ederek arkadaşlık yapıyordum. Aslında o dönemde, örtük bir narsistin hiç bitmeyen “yakıt ikmalinin” (ilgi odağı olma ve onay kazanma) sıradan bir tedarikçisi olduğumu fark edememiştim.
Bukalemun etkisi: Örtükten büyüklenmeci yapıya
Emine, saygın bir psikologla evlenince büyük bir değişim geçirdi. Sürekli yakınan o kişi gitmiş, yerine sanki akademide yüzyıldır devrim yaratmışçasına kendinden emin bir Emine gelmişti. Statü sahibi biriyle evlenmek, onu iç dünyasında otomatik olarak saygın bir akademisyene dönüştürmüştü.
Artık insanları sadece kendi boşluklarını doldurmak ve yalnızlıklarını bastırmak için birer araç olarak görüyordu. Bir gün barda yalnız olduğu için beni aramış, ancak o sırada bir başkasını (Ahmet) bulunca "Onu buldum" diyerek telefonu yüzüme kapatmıştı. Emine artık büyüklenmeci narsizmin yörüngesine girmişti.
Aramızdaki bağ, bir arkadaşımın yoğun bakımda olduğu zor bir süreçte tamamen koptu. Arkadaşımın refakatçiliğini yaparken bir akşam kafamı dağıtmak için gittiğim barda Emine ile karşılaştım. Ona yaşadığım stresi anlatırken o, mağdur bir edayla sözünü tutmadığımı, yeni çıkan kitabı için tanıtım yazısı yazmadığımı söyleyerek beni suçladı. Benim yaşadığım zorlu süreç umurunda bile değildi; tek derdi kendi reklamıydı.
Sonuç ve farkındalıklar
Narsistik kişiler, karşı tarafta suçluluk duygusu tetikleyerek manipülasyon yaparlar. Mağduriyet yaratarak veya başkalarını kendi ihtiyaçlarına zorlayarak "narsistik yakıt" toplarlar. En tehlikeli türler ise bir bukalemun gibi duruma göre hem büyüklenmeci hem de örtük narsiste dönüşebilenlerdir. Bu tip kişiler, kurban rolüne bürünerek çevrelerini kendilerine acındırıp taraftar toplama güçlerini artırırlar.
Bu yazının size tanıdık gelmesi gerekiyor çünkü herkesin ailesinde veya yakın çevresinde bu tür narsist karakterler mevcuttur. Unutmamalıyız ki; Narsistler de tam da şeytanın olduğu gibi Tanrı’nın sevgisinden yoksundurlar ve bu yüzden de kendi kendilerine tapıp dururlar.
Şule Öncü’nün de belirttiği gibi, bu davranışların kökeninde genellikle çocuklukta alınamayan onay ve sevgi yatar. Ancak narsistik oyunları tanıyıp sınır koymadıkça kendi hayatımızı geri almamız mümkün değildir. Bu tür insanlara mesafe koymak, kendimize yapabileceğimiz en büyük iyiliktir. Sonuç olarak, Şule Öncü’nün kitabı çok kolay okunabilen ve içinde değerli analizler taşıyan bir kitap.
Kitabın daha da çok okura ulaşması dileğiyle…
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.