Osmanlı'nın Rum memurları

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.55

7.69

$

6.76

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Osmanlı'nın Rum memurları

Bizans'ın fethinden sonra, göçebe boylara dayanan bir beyliği, bir dünya devleti haline getirmek isteyen Fatih, bu iş için aradığı yetişmiş insan ihtiyacını, Bizans'ın soylu ailelerinin kendi işine yarayabilecek olan fertlerini devşirerek, çözer. Böyle yapmakla gücü merkeze toplayarak, taşrada Osmanoğlu hanedanına alternatif olabilecek, bir Türkmen aristokrasisi oluşmasını da engeller. Halil Paşa'dan sonra, sadrazamlık bir süre boş kalır... Daha sonra o güne kadar adı duyulmayan bir paşa o makama gelir:
İshak Paşa...
İshak Paşa'nın ardından, adını bugün İstanbul'un bir semtine verdiğimiz, Mahmut Paşa gelir sadarete. İkisi de din değiştirmiş, Bizanslı Rumlardır. Mahmut Paşa'nın babası, Mihail isimli bir Bizans soylusudur. Dedesi ise, Bizans'ta ikinci adamlık da etmiş, Flantropinos'tur. Onlardan sonra gelen:
Rum Mehmet Paşa... Bugün Üsküdar'da Külliyesi bulunan bu adam, Karaman'ı basıp Türkmen halkı kılıçtan geçirdikten sonra, " Padişahın geçen yıl Mora'da yaptıklarının intikamını aldım" diyebilmiştir. Kendisi fetih sırasında esir alınmış bir Rum çocuğu idi.
Fatih Sultan Mehmet'in hem hocası, hem kayınpederi ve hem de veziri olan Zağanos Paşa da, adı üstünde bir Rum idi. Buradan padişahın eşinin de (veya eşlerinden en azından birinin) Rum olduğunu anlıyoruz.
Yalçın Küçük, Fatih Sultan Mehmet adlı eserine," Fatih'in Hristiyan Çevresi" başlıklı bir bölüm eklemeyi gerekli görmüştür. Gerek Bizanslı tarihçi Kritovolos, gerek sonradan Sultan Mehmet'in patrik yaptığı Gennadios, Trabzonlu coğrafyacı George Trapezuntios, yine Trabzonlu filozof Amirutzes, elbette ki en başta Zağanos sultanın yakın dostlarıdırlar. Onun sağlığında yazdığı tarih kitabında, Kritovolos, kendisini "Makedonyalı İskender'den daha büyük" diye nitelemiş ve açıkca bir "Elenofil" yani "elensever" olduğunu ifade etmiştir. Sultan Mehmed'in, Mora'yı fethedince," Truva'nın intikamını aldım" dediğini yazan da, ayni yazardır. Adam "Ulusalcı" olmasa, provakasyon yapıyor diyeceğiz…
Onun oğlu II.Bayezid, tımar ve yurtlukları, Türkmenler'in elinden alıp, saraylılara dağıtır. Antalya yöresindeki Türkmenler, Şahkulu Sultan etrafında toplanıp,"yoldaşa tımar kalmadı" diyerek, isyan ederler. Bayezid de bir ferman yayınlayarak,"bundan böyle, Türk'ten vezir olmaz" der. Oğlu Yavuz Çaldıran dönüşünde Amasya'da Piri Mehmet Paşa'yı vezir yapınca, yeniçeriler bu fermanı gerekçe yaparak, ayaklanırlar.
II. Bayezid'in son, Yavuz'un ilk sadrazamı Koca Mustafa Paşa da Rumdur. Şehzade Ahmet'in tarafını tuttuğu için, öldürtülür. (Tsamadia mahallesinin adını " Rumcadır" diye değiştirip, Koca Mustafa Paşa koyanlara duyurulur !) Yavuz Selim'in öldürttüğü bir diğer sadrazam olan Yunus Paşa'nın, Sırp, Hırvat veya Rum olduğu söyleniyor.
Ve nihayet, Kanuni'nin ünlü veziri azamı, arkadaşı ve eniştesi olan Makbul İbrahim Paşa'nın da, kendisinin Manisa'daki valiliği döneminde tanıştığı bir Rum çocuğu olduğu, Mora'daki ailesi ile ilişkilerinin sürdüğü iddiaları, gerçektir.
Yükselme devrinin sonundan itibaren, durum değişmez. 18.yy'dan sonra, Romanya valisinin bir Rum olması, kuraldır.
Daha sonraki yüz yıllarda, Osmanlı Maliyesinin ve Hariciyesi'nin nerede ise tüm kontrolü, Rumlar'ın elindedir.
Osmanlı devletinde,1654'e dek, Batılılar'ın sonradan Dışişleri Bakanlığı dediği görevi yapan makam, Reissülküttap ve Baştercümanlık Dairesi'dir. 1654' ten sonra bu kurum giderek önem kazanmış ve 1794'te doğrudan Sadrazama bağlanmıştır. Daha doğrusu o tarihe kadar Divan-ı Hümayun (Bakanlar Kurulu) üyesi olmayan Reisül Küttap, Divan'a alınarak, yanındaki baş tercümanla birlikte, toplantılara katılmış ve dışilişkileri sürdürmüştür.Bunun anlamı, dil bilmeyen Reis'in yerine, devletin dışilişkilerinin, baştercümanlarca yürütüldüğü dür. 1661'den başlayarak,Yunanistan'ın bağımsızlığını kazandığı 1822'ye kadar, Osmanlı baştercümanlarının listesi, aşağıdadır:
Panayotis Nikusios, Aleksandros Mavrokordatos, Nikolaos Mavrokordatos, İoannis Mavrokordatos, Gregorios Gkikas, Aleksandros Gkias, İonnis Kallimahis, Mathaios Gkias, Gregorios Aleksandros Gkias, Georgios Karadzas, Skariatos Karadzas, Nikolaos Sutsos, Mihail Rakovidzas, Aleksandros Ypsilantis, Konstantinos Muruzis, Nikolaos Karadzas, Mihail Konstantinou Sutsos, Aleksandros Mavrokordatos, Aleksandros Kallimahis, KonstantinosRalettos, ManuelKaratzas, Aleksandros Konstantinou Murizis, Georgios Konstantinou Muruzis, Konstantinos Aleksandrou İpsillantis, Aleksandros Nikolaou Sutsos, Aleksandros Mihail Sutsos, İoannis Nikolou Karatzas, Dimitrios Muruzis, İoannis Georgiou Karatzas, Yakovos Argiropulos,Mihail Sutsos, İoannis Kallimahis, Konstantinos Muruzis JR ve Stavrakis Aristarhis...
Hepsi de, Ortodoks Rum...
1836'da Dışişleri Bakanlığı'nın kurulmasından sonra da Rumlar, artık ayrı bir Yunanistan olmasına rağmen, bu bakanlık bünyesinde, çok önemli görevler yürütmüşlerdir. Örneğin, 1878'de İstanbul ve Rumeli'yi Rus işgalinden kurtaran ve Kıbrıs'ın da İngiltere'ye devredildiği Berlin Kongresi'nde, Osmanlı Delegasyonu başkanı, Dışişleri Bakanı Karatodori Paşa'dır. Bismark, Karatodori'nin ardından salona giren Yunanistan delegesini görünce," Az önce dışarı bir Yunanistan çıktı; şimdi içeri bir başka Yunanistan giriyor" anlamında sözler söyler. Ama iki "Yunanlı", farklı çıkarların savunucularıdırlar. Nitekim Yunanistan kurulduktan sonra, Osmanlı Devleti'nin Atina büyükelçiliğini yapan Kostaki Paşa'nın da İlahi Komedya'yı Elence'ye çevirecek düzeyde bir aydın olmasına karşın, Osmanlı çıkarlarını Yunanistan'a karşı savunmasını, Atinalılar bir türlü anlayamamışlardı. Ancak Rum asıllı Osmanlı büyükelçileri arasında devletin çıkarlarını hem de Yunanistan'a karşı savunanların, Kostaki ile sınırlı olmadığını; kardeşi Pavlos, Viyana büyükelçisi Fotiadis, Londra büyükelçilerinden Anthopulos'un da adlarının sayılması gerektiğini söylemeliyiz. Nitekim, Kıbrıs'ın İngiltere'ye devrinden sonra 1892'de Kavanin Meclisi kurulurken, ada Türkleri'ne verilen kontenjana itiraz eden Osmanlı Devleti adına Londra'da girişimde bulunup, daha çok milletvekili çıkarmamızı isteyen büyükelçinin adı, Musurus Paşa ; İstanbul'daki amiri ise Zarifis Paşa'dır. 1912'de Balkan Harbi çıktığında, hala Rum büyükelçiler vardı.
Osmanlı Maliyesi'nin durumu da daha farklı değildir. Osmanlı maliyesinin 1857'deki iflasından sonra, İngiliz / Fransız ortaklığı olan Osmanlı Bankası'na karşı ekonomik bağımsızlık için uğraş veren Banc de Constantinopl'ın hamisi Mahmut Nedim Paşa'dır ama, sahibi de bir Rum'dur: Skulidis...
Bu Skulidis, sonradan Atina'ya yerleşecek ve başbakan olacaktır! Bir başka Yunan başbakanı, Deligeogis de İstanbul'lu olup, Sultan V. Murat ile ayni mason locasının üyesidir.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.