Bu kadar karamsar olmadık hiç...

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.51

7.66

$

6.76

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Bu kadar karamsar olmadık hiç...

Gazete yorumlarına, televizyon konuşmalarına bakanlar, kıyas yaparlarsa, ne 1890'larda İngiliz Yönetimine terk edildiğimiz ve varlığımızın unutulduğu günlerde, ne 1955-60 arasındaki o yalnız başımıza bütün dünya ile kapıştığımız günlerde, ne de 1964'ün o karanlık günlerinde, bu günlerdeki kadar karamsar yorumlar yapıldığına tanık, olamazlar.

1964 sonrasını iyi hatırlayacak yaştayım… Günler kan haberleri ile gelirdi… Ayvasıl'da canlı canlı gömülenler, Arpalık'ın o duman tüten fotoğrafları, banyodaki anne ve çocukları…

O kış, erkekler yakalarını kaldırdıkları gabardinlerinin altından, omuzlarına stenlerini asar, kadınlar ola ki direniş bir noktadan kırılır diye, çocukları eski konakların hanaylarına toplar, evlerdeki kasap palalarını biler, şişleri sivriltir, kazanlarda su kaynatırlardı. Cephe delinirse, kasaba içinde savaşmak, kapıya gelebilecek olanı haşlamak, olmazsa sufla şişleri ile deşmek, daha da yakına gelene pala ile saldırmak üzere…

Bahara doğru, Dillirga taraftarından havan sesleri gelmeye başlamıştı… Yaza doğru, bizi de askere aldılar… Yaşımız 13-14 arasıydı… Gündüz nöbetleri, bize aitti ilk sene… Ertesi yıl, bir gece saat tam 12'de, hiç bilmediğim bir dağ başına götürüp bıraktı beni ağabeylerim… "Bak" dediler, "karşı tepede düşman var… Ona aldanma çünkü arkandaki mersin ağaçlarının arkasında da düşman var… Ona göre…" Gittiler… Şimdi bazen gider oraya bakarım… Bulunduğum yerden karşı tepeye elli, arkadaki mersin ağaçlarına, yirmi beş metre varmış meğer… O gece orada yalnız kalınca, üç tane savunma el bombamın kutularını açıp, ünüme dizmiş; namluya mermiyi sürüp, sabahı beklemeye başlamıştım… Gün ışırken, tepe de mersinlik de bana ulaşılamayacak kadar uzak görünmekteydi… Yukarı Cengizköy dediğimiz yerdir… Gidin bakın… Mersinler de orda, tepe de… Bulunduğum yer de… Yaşım on beş olmuş muydu? Hatırlamam…

1974'te o köyde, Milli Muhafız'a bir felâket yaşattık… İki bölükleri bir takım karşısında perişan oldu, bir zırhlı keşif araçları, bir de personel taşıyıcıları vurulup devrildi… Takım komutanı, A4'ün mermileri bitince, tabancası ile savaşıp, takımını zayiatsız geri getirdi… Teçhizatları ile beraber… Cephane zaten kalmamıştı… Adını vermiyorum… Rumlar üç ay sordulardı: "Peristeronari'de kim vardı?"… KTHY çalışanı idi, şimdi hangi sokaktadır? Bilmem… Bir Takarof ile iki bölüğe saldırdıysa, saldırdı…

O gün, karşı tepede, kafamıza obüsler yağarken, şimdi Lefke Belediye Başkanı olan Takım Komutanımız Mehmet Zafer'e, sigaramın bittiğini söyledim. "Git" dedi bana, "Mr.Mat'ın evinin önünde tam siper yaptım demin, mermi çok yakında patladı. Beni kaldırıp, yere vurdu. O esnada gömlek cebim söküldü. Sigara ile çakmak galiba orda kaldı… Al da gel…" Gittim, ordaydı dediği gibi… Aldım, geri döndüm… Nerden bulduysa bir termos çıkardı, içinden bana bir fincan kahve koydu… Karşılıklı "üçbeş"leri yaktık… Kafamızda 105'lik obüsler patlarken, kahve-sigara tartıştık… "Şarapneller, insanın altından da geçer mi? Yoksa sadece basınç mı söktü cebi?" diye…

O gün bile, yazsam, böylesini yazamazdım…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.